(3402 S. K. m. 12, 20) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki tespitin iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davacılar ve müdahil davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.03.1995 gün ve 5326-3466 sayılı bozma kararında özetle: Davacılar Beykoz-Göksu 9 ada 1 parsel numaralı taşınmazın maliki olduklarını, bu taşınmazın 84.800 m2'lik kısmının orman kadastrosu sınırları içinde, üç ayrı parçadan oluşan 32.563 m2'lik bölümün ise dışında kaldığını ve tapulama sırasında tespit ve tescil dışı bırakıldığını, Beykoz Kadastro Mahkemesinin 1989/39 esas sayılı dosyasında tahdit dışı bırakılan kısmın davacılar adına tescile karar verilmişse de; hükmün temyizi üzerine Yargıtay'ca tescil ve tahdit dışında kalan bölüm hakkında herhangi bir davanın bulunmadığı belirtilerek bu kısım hakkında kurulan hükmün bozulduğunu ileri sürerek bu kısmın dahi aynı tapu kaydının kapsamında kaldığı savıyla adlarına tescilini, 17.10.1994 tarihli dava dilekçeleriyle istedikleri dosyaya getirtilen 1991/29-1993/16 sayılı dosya içinde bulunan 27.06.1989 tarihli uzman orman bilirkişiler raporuna ekli 1/5000 ölçekli haritada dava konusu edilen taşınmazların orman tahdit sınırları dışına çıkartıldığı belirtilen 84.800 m2'lik yerin kuzeyinde 6183 m2 ve 1312 m2 ve bu yerin güneyinde 26.088 m2'lik kesimler olduğunun, 9 ada 1 sayılı parselin ise 84800 m2'lik bölümün batısındaki kuru dereden sonra geldiği, her üç parça yerin 1 sayılı parsel dışında kalan yerler olduğunun anlaşıldığı, 9 ada 1 sayılı parsel; kadastro tespitinde Nisan 1338 tarih 76 ve Eylül 926 tarih 30 ve Mayıs 1928 tarih 42 ve Temmuz 1943 tarih 8 ve Şubat 1942 tarih 9 ve Ekim 1950 tarih 10 ve Temmuz 1333 tarih 34 nolu tapu kayıtlarına dayanılarak tapu kaydı malikleri davacılar adına tespit edilip kesinleştiği, davacılar tescilini talep ettikleri üç parça yerin de 9 ada 1 sayılı parsele revizyon gören tapu kapsamında kaldığını belirterek adlarına tescilini istedikleri; çekişmeli taşınmazların kadastro tespitine konu olup olmadığı dosya içeriğinden anlaşılamadığı, davacıların dayandığı ve dava dışı 1 parsele revizyon gören tapu kayıtlarının 3402 Sayılı Yasanın 12/4. maddesi gereğince tapuda işlem görme niteliğini yitirdiklerinden ancak zilyetlik belgesi olarak değerlendirilebilecekleri, mahkemece bu konuda araştırma ve inceleme yapılmadan davacılar adına tapuda kayıtlı olduğundan bahisle, dava açmakta hukuki yararları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacılar ve müdahil davacılar yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm bir kısım davacılar ve müdahil davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tespitin iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit ve dava tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 18.01.1943 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 1976 yılında yapılan aplikasyon ve 2. madde, 2896 Sayılı Yasaya göre 12.02.1986 tarihinde ve 3302 Sayılı Yasaya göre de 07.03.1988 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve davacıların tutunduğu Temmuz 1333 tarih 34 numaralı sicilden gelen Ekim 1950 tarih 10 numaralı 107.144 m2 yüzölçümlü tapu kaydı bir taraftan Hekimbaşı Çiftliği arazisi ve bir taraftan Değirmen Su Harkı ve bir tarafından Dört Kardeşler derununda küşad olunup, Nişantaşı'na mürür eden tarik ve bir tarafı Rebi Mustafa Efendi arazisi köşesinden Hekimbaşı Çiftliğine müntehi tarik olup, bu tapu kaydının yörede 1951 tarihide yapılan kadastro sırasında dava dışı 28.133 m2 yüzölçümlü 9 ada 1 numaralı parsele revizyon gördüğü ve o parsel tespitinin davacılar ve miras bırakanları adına kesinleştiği, tapu kaydının kadim Göksu Deresini sınır göstermediği, bilirkişi krokisinde tapu kaydının kapsadığı alan olarak gösterilen (D) işaretli 84.800 m2'lik bölümün 1943 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp 1986 yılında 6831 Sayılı Yasanın 2896 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi uygulama sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, kesinleşen orman sınırları içinde kalan kesimde tapu kaydının yasal değerini yitirdiği, 9 ada 1 sayılı parselin yüzölçümü ile, sabit sınır yönünde kalan ve orman rejimi dışına çıkartılan 84.800 m2'lik bölümlerin yüzölçümü toplamının 112.933 m2'ye ulaştığı ve tapu kaydı miktarından fazla olduğu, bu durumda davaya konu edilen Göksu Deresi kenarındaki; A2 işaretli 6163 m2, C işaretli 1312 m2'lik bölüm ile orman rejimi dışına çıkartılan (D) işaretli bölümün güneyinde kalan 25.088 m2 yüzölçümlü B işaretli bölümün tapu kaydı kapsamında kaldığının kabul edilemeyeceği, davacıların ve mirasçıların A, B, C işaretli bölümler üzerinde herhangi bir zilyetliklerinin bulunmadığı,
Sonuç: 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 20/B maddesi hükmüne göre, tapu sınırları içerisinde kalsa dahi hak sahipleri tarafından kullanılmayan taşınmazların tapu maliklerine ait olduğunun düşünülemeyeceği ilkeleri gözönünde bulundurularak, tescil davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Kilercibaşı Osmanbey varisleri Fatma Gülçin Uluğ ve arkadaşları ile müdahil davacı Türk Eğitim Vakfının temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 14.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy