(3402 S. K. m. 14) (6831 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 5.10.1993 gün ve 1993/13431-7556 sayılı bozma kararında özetle; Köyceğiz, Hamit Köyü'nde yer alan 136 parsel sayılı taşınmazın, Haziran 1951 tarih, 76 numaralı tapu kaydı kapsamında olduğundan bahisle Hazine adına tesbit edildiği, Orman Yönetiminin, taşınmazın orman tahdidi içinde ve Devlet Ormanı niteliğinde; Hazinenin, tapusu ve kamulaştırma alanları kapsamında; diğer gerçek kişilerin ise, zilyetliklerinde ve Celal mirasçıları da tapuları içerisinde bulunduğunu ileri sürdükleri, mahkemece, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adlarına tescil isteyen Kamil Yorulmaz mirasçıları adına tescile, diğer davaların reddine, tapulamadan sonra doğan hak ve istekler bakımından görevsizliğe karar verildiği, hükmün Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edildiği, yapılan inceleme ve araştırmanın yazılı biçimde hüküm kurulmasına elverişli olmadığı, Hazinenin, bir yandan Teşrinievvel 1295 tarih ve 23 numaradan Haziran 1337 tarih, 65 numaraya giden kaydın, 1939 yılında, 3116 Sayılı Yasa uyarınca kamulaştırılmasıyla oluşan Mayıs 1939 tarih ve 43 numaralı, çam, meşe ve çınar ormanı cinsli tapu kaydına; öte yandan, 1951 yılından itibaren 5618 Sayılı Yasaya göre yapılan kamulaştırmalara dayandığı, Hazinenin dayandığı kaydın ilk tesisinin, Kancıktaş Boğaderesi Çiftlik haneleri ve Tembel Deresi ile çevrili 4000 dönüm çam, meşe ve pırnallık ormanı olduğu, Haziran 1337 tarih, 65 numaraya tedavülü sırasında, kuzeydeki Boğa Deresi ile güneyde Çiftlik haneleri arasındaki mesafenin 9950 hadve olduğu, Kadastro Genel Müdürlüğü'nce 30.12.1992 günlü yazı ile 993/2273 esasımızda temyiz incelemesine konu 1982/74 esas sayılı mahkeme dosyasına gönderilen kayıt örneğinde yer aldığı, oysa, vuku bulduğu anlaşılan yangından sonra, bir başka dosyadaki örneğinden Yazı İşleri Müdürlüğünce çıkarıldığı belirtilerek, temyiz incelemesine konu teşkil eden tüm dosyalara teksir edilerek konulan kayıt örneklerinde bu mesafenin 995 hadve olarak gösterildiği, mahkemece de, Hazine tapusu bu hatalı örnek nazara alınarak uygulandığı, Hazinenin, kamulaştırma ile oluşan bu kayıt dışında, 1951'den itibaren 5618 Sayılı Yasaya göre yapılmış kamulaştırma işlemlerinin varlığını ileri sürdüğü, bu hususun, Menteşoğlu mirasçılarının dayandığı Teşrinievvel 1295 tarih, 15, 16,17, 18, 20, 21 ve 22 numaradan gelme kayıtlardan bir kısım yerlerin 31.08.1951 ve daha sonraki tarihlerde 5618 Sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca kamulaştırılması sebebiyle ifraz edildiğinin yazılı bulunması ile doğrulanmasına rağmen, bunlarla ilgili belge ve haritalar getirtilip uygulanmadığı, bu kamulaştırmaların kapsam ve akibeti ile dava konusu parselle ilgisi üzerinde durulmadığı, Orman Yönetimi ise, bir yandan 1942 yılında yapılan ve 1946'da ilanla sona eren orman tahdidine dayanırken diğer yandan, dava konusu yerin niteliği ve öncesi itibariyle orman olduğunu da ileri sürdüğü, 3116 Sayılı Yasa uyarınca yapılan bu tahditte, tarihi ve dosyada mevcut belgeler itibariyle 4785 Sayılı Yasanın dikkate alınmadığının belirgin olduğu, bu çalışma ile, sadece, Devlete ait ormanların sınırlandırıldığı, bu nedenle, dava konusu yerin tahdit dışında kalmış olması halinde de, öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, ayrıca, tahditle ilgili harita dosyada yer olmadığından, uygulama denetlenemediği, İbrahim ile ilgili olarak zilyetlikle edinme koşullarına yönelik araştırma ve incelemenin de yeterli olmadığı, Köyceğiz Adliyesinin, 1982 yılında yangın geçirdiğinin, dosya kapsamından anlaşıldığı, bu yangında dosyaların bir kısmının tamamen ve bir bölümü de kısmen yandığı, dava dosyalarının yenilendiği, bazı belgelerin suretler çıkarılmak suretiyle tamamlandığı, mahkeme kaleminin yangın geçirmiş olmasının, tüm belgelerin tamamen yok olduğunu ifade etmeyeceği, bu itibarla; kayıt, belge, cetvel ve haritaların nitelik ve ilgililerine göre yerel ve merkezi diğer daire, kurum ve kuruluşlarda bulunabileceği dikkate alınarak, özenle araştırılması ve istenmesi gerektiği, bu nedenlerle, mahkemece; öncelikle, Teşrinievvel 1295 tarih, 23 numaradan gelme Haziran 1337 tarih, 65 numaralı 4000 dönümlük kaydın kamulaştırılmış olması nedeniyle 4000 dönüm alanında olan ve kuzeydeki Boğa Deresi'nden güneydeki çiftlik hanelerine kadar olan mesafeyi 9950 hadve olarak belirleyen ve sınırları ile belli bu arazi parçasını kapsayan yere ait kamulaştırma belge ve haritalarının, yerel Tapu Müdürlüğü, Milli Emlak Memurluğu ve Orman Yönetimi ile Tapu Kadastro, Milli Emlak ve Orman Genel Müdürlükleri'nden; 1951'den itibaren 5618 Sayılı Yasaya göre yapılan kamulaştırmalar işlemlerine ait belge ve haritaların Tapu Kadastro ve Orman Genel Müdürlükleri, kamulaştırmayı yapan kuruluşlar merkez ve taşra örgütleri, Tapu Sicil Müdürlüğü, yerel Milli Emlak Memurluğu ile merkezdeki Hazine arşivlerinde bulunabileceği dikkate alınarak Milli Emlak ve Muhakemat Genel Müdürlüklerinden; 1942'de yapılıp kesinleştiği bildirilen orman tahdit haritasının ve tahdit dışı kalmış yerler bakımından yapılacak incelemeye esas olmak üzere tapulama tesbitinden önceki tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planının Orman Bölge, İşletme ve Genel Müdürlüğü ile Harita Genel Müdürlüğü'nden; ayrıca, çevreye ait tapulama paftasının Tapu Kadastro Müdürlüğü ve gerektiğinde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilip, dosyaya konması, bundan sonra, üç uzman orman mühendisi, bir harita mühendisi, bir ziraat mühendisi ve yerel bilirkişiler ile ve gerektiğinde taraflarca gösterilecek tanıklar da dinlenmek suretiyle mahallinde yeniden keşif yapılarak, değinilen kayıt ve belgeler uygulanması; sırasıyla Teşrinievvel 1295 tarih, 23 numaradan gelme kuzey-güney sınırları arasındaki mesafe 9950 hadve yazılı tapu ve bundan 1939 yılında yapılan kamulaştırmanın tekabül ettiği alan; 1942 yılında yapılan orman tahdidi ile orman olarak kabul edilip sınırlandırılan alan; 1951 yılından itibaren 5618 sayılı Yasa gereği kamulaştırmaya konu olan alanlar; tapulama yolu ile oluşan parsellerin belirlenen bu alanlardaki konumu ve çekişmeli parselin yeri saptanması, uzman ve fen bilirkişilere çizdirilecek krokide ayrı ayrı renklerle belirtilmek suretiyle gösterilmesi, krokinin keşif izlemeye ve denetlemeye elverişli biçimde düzenlenmesinin sağlanması ve yerel bilirkişi ile tanık sözlerinde geçen hususlar ve uzman bilirkişilerin incelemelerinin sonucunu belirtir ayrıntılı rapor alınması, böyle bir uygulama ile dava konusu parselin belge, harita ve kayıtlara göre konumunun saptanmasından sonra, orman tahdidi veya kamulaştırma alanlarından herhangi birisinin sınırı içinde kaldığının tesbiti halinde, bu tür yerlerde zilyetlikle taşınmaz kazanılamayacağı; bu itibarla, artık zilyetliğe dayalı hüküm kurulamayacağının düşünülmesi, kamulaştırma alanları ile orman tahdit haritası kapsamları dışında kalan yerler bakımından ise: 1942 yılı orman tahdit çalışmalarında 4785 Sayılı Yasa nazara alınmadığından, 3116 Sayılı Yasa uyarınca yapılmış tahdit dışarısında kalan yerlerin, öncesinin ne olduğunun araştırılması; 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumunun incelenmesi, bunun için mahkemece getirtilen eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planının, uzman orman bilirkişileri aracılığı ile çekişmeli taşınmaz ve çevre araziye uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi, böylece, 1942 orman tahdidi ve kamulaştırma alanları ile bunlar dışarısında kalmasına rağmen, yukarıda değinilen biçimde yapılan inceleme sonucunda orman olduğu saptanan kesimlerde de kişilere yer verilemeyeceği; gerçek kişilerin ancak bu kasamlar dışında kalan kesimlerde; zilyetliğe dayalı istek bakımından taşınmazın öncesi, zilyetlikle edinilmeye elverişli nitelikte bulunup bulunmadığı, zilyetliğin süre ve biçimi araştırılması, taşınmazın ekonomik amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının tarafların göstereceği delillerle incelenip, belirlenmesi, toprak yapısı, bitki örtüsünün, uzman orman ve tarım bilirkişilere incelettirilmesi, fenne uygun raporlar alınması, bunların yanında, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinin amir hükmünün kamu düzeni ile ilgili bulunduğu, bu hükmün zilyetliğe dayalı isteklerde mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerektiği nazara alınarak gerçek kişilerin belgesiz zilyetlik yoluyla kazandıkları toprak miktarı, 3083 Sayılı Yasa çerçevesinde Tapu Sicil Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak, dava konusu parselin bu bakımdan zilyetlik yolu ile kazanılıp kazanılamayacağı da belirlenmesi, eldeki davada sadece Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarında bulunduğu da dikkate alınarak, bir sonuca varılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra; Hazinenin davasının REDDİNE, çekişmeli Hamit Köyü 136 sayılı parselin miras payları oranında İbrahim oğlu 110 doğumlu Kamil Yorulmaz mirasçıları Pembe Kımma ve arkadaşları adına tesciline karar verilmiş hüküm davacı Hazine ve Orman Yönetimi davanın tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 1988 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma inceleme keşif sonucu, Orman Yüksek Mühendisleri E. EKE, Ö.ERSOY ve A. DANDİL, Harita mühendisi H. BALCI ve Fen Elemanı Bilirkişi H.SEÇİLMİŞ tarafından düzenlenen 17.11.1997 tarihli raporda; haritalardaki sabit mevkii ve noktalar yardımıyla, 3406 hektarlık Toros Toparlar Çiftliğinin yerini 1/25000 ölçekli haritada kesik siyah çizgiler iler işaretleyerek gösterdiklerini, bu sınırlara göre 6077.5 hektarlık bir alanı kapsadığını, 1942 orman kadastrosunun aplikasyonuna ilişkin haritayı uygulayıp ekli krokide gösterdiklerini, yine MAYIS 1939 tarih 43 sıra numaralı tapu kaydı kapsamını da kırımızı çizgi ile gösterdiklerini, buna göre tapunun kapsamının 376 hektar 600 m2 olduğunu, Ekli 1 nolu haritada gösterildiği üzere 1939 kamulaştırmasına konu alanların 3571 hektar, kamulaştırmaya konu olmayan yerlerin ise 2506 hektar olarak belirlendiğini, kamulaştırılan 3406 hektarlık alan ile orman kadastrosu içindeki 3571 hektarlık arasındaki farkın ölçüm tekniğinden kaynaklandığını, orman kadastrosu sınırları dışında kalan bölümlerin aynı zamanda kamulaştırılan alanlar dışında kaldığını, T.EVVEL 1295 tarih 23 numaralı tapu kaydının yüzölçümünün 4000 dönüm olup, 367 hektar 6000 m2'ye karşılık geldiğini, bu tapunun sınırlarına göre kapsadığı alanın ise, 3395.75 hektar olduğunu, Kuzeydeki Boğa Deresinden Güneye doğru 9950 hatve mesafe nin denk geldiği yerin ekli krokide (A) ile işaretlendiğini, esasen Boğaderesi ile çiftlik evleri arasındaki mesafenin 14237.5 metre olduğunu, bunun da 18983.3 hadve ye karşılık geldiğini, keşifteki yerel bilirkişi beyanlarına göre çiftlik evleri sınırının Kuzeydeki çiftlik evleri olması gerektiğini, (A) noktası ile Hamit Köyü içindeki çiftlik evleri arasındaki mesafenin 9033 hadveye tekabül eden 6775 metreye karşılık geldiğini, 24.11.1950 tarih 3122-97/84 sayılı kamulaştırma kararıyla, 4753 Sayılı Kanunun 5618 Sayılı Kanunla değişik 45. maddesi hükümlerine göre ev ahır avlu ve samanlık yeri nitelikli, Bekir oğlu Asım vereselerine ait Haziran 1337 tarih 30, 31, 36 sıra numaralı tapuların kapsamındaki yerlerin kamulaştırıldığını, bu taşınmazlardan kişilere tevzi edilip kadastro tesbiti bu kişiler adına yapılan taşınmazların Ek 4 numaralı cetvelde gösterildiğini, ancak cetvelde sayılan taşınmazlar dağınık olduğundan, hepsinin aynı haritada gösterilemediğini, çekişmeli taşınmazın 1942 orman kadastrosunda oluşturulan 2976/1, 2981, 2982, 2983 numaralı orman sınır noktaları ile orman sınırları dışında bırakıldığını, aplikasyon ve 2. madde uygulamalarında durumun değişmediğini, 1939 yılında ve 1950 yıllarında yapılan kamulaştırma sınırları dışında olduğunu, 1/25000 ölçekli memleket haritasında ormansız açık alan, amenajman ve hava fotoğraflarında da ziraat alanı olarak nitelendirildiğini, üzerindeki 30-40 yaşlarında narenciye ağaçları varken bu ağaçların sökülerek susam tarlası haline getirildiğini tarım alanı olduğunu bildirmişler, eylemli durum ziraat uzmanı bilirkişi tarafından da aynı şekilde bildirilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma kararı tarafları yönünden usulü kazanılmış hak oluşturacağı, Dairenin yukarıda sözü edilen bozma kararında, t.evvel 1295 tarih 23 numaralı, 4000 dönüm yüzölçümündeki orman olarak kamulaştırılan tapu kaydında, Güney sınırın, Kuzeydeki Boğa deresinden 9950 hatve güneydeki çiftlik evleri olduğuna, Kuzeydeki Boğa deresinden güneye doğru 9950 hatve mesafedeki çiftlik evleri sınırının belirlenmesi, buna göre taşınmazın orman olarak kamulaştırılan tapu kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi gereğine değinildiğine ve bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu sınarlara göre oluşturulan krokide çekişmeli parselin sözü edilen tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlendiğine göre, yerel bilirkişinin, çiftlik evleri sınırının kuzeydeki Hamit Köyü içindeki çiftlik evleri olması gerektiği şeklindeki beyanına bağlı kalınarak, çekişmeli taşınmazın orman niteliğiyle kamulaştırılan tapu kaydı kapsamı dışında kabul edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Kaldı ki; çekişmeli parsel kadastro komisyonu kararı ile orman niteliğinde olduğu belirlenerek tapulama dışı bırakıldığına, bu işleme karşı sadece Celal Menteşe mirasçıları taşınmazın tapuları kapsamında kaldığı ve kamulaştırılmadığı iddiasıyla dava açtıklarına, davaya Zeliha Kan ve Mehmet Şevki Aykut taşınmazın sınırlarını tarif ettikleri bölümlerini kadastro tesbitinden sonra edindikleri, Hazine ise, taşınmazın 08.04.1939 tarih ve 336/236 sayılı kamulaştırma kararı ile kamulaştırılan tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla davaya katıldıklarına, Celal Menteşe mirasçılarının davasının reddine, Zeliha Kan ve Şevki Aykut'un davalarında görevsizliğe ilişkin mahkemenin ilk kararı kesinleştiğine, 1971 yılında öldüğü belgelenen Kamil Yorulmaz ile bu şahsın mirasçılarının davaları ve aktif katılımları bulunmadığına, hal böyle olunca çekişmeli parselin orman niteliğiyle tapulama dışı bırakılmasına ilişkin tapulama komisyonunun 05.09.1974 tarihli kararına karşı dava olmadığına göre, çekişmeli taşınmazın komisyon tesbiti gibi orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, Kamil Yorulmaz'ın ya da mirasçılarının davaları varmış gibi davanın kabulü yolunda karar verilmesi de yasaya aykırıdır. Dairenin yukarıda sözü edilen bozma kararında bu olgu tartışılmamış ise de, mahkemenin dava ile bağlı karar vereceği, dava olmadan ya da dava aşılarak karar verilmeyeceği, bozma kararının Kamil Yorulmaz ya da mirasçılarının davasının bulunduğu şeklinde maddi yanılgıya dayandığı, maddi yanılgının usulü kazanılmış hakkın istisnalarından olduğu gözetilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Orman Yönetimi ile katılan ve davalı sıfatı bulunan Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine, 09.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy