(3402 S. K. m. 20/A)
Dava: Taraflar arasındaki tapu kaydının beyanlar hanesine konulan orman şerhinin iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk dairesinin 2003/3285-4161 sayılı bozma kararında özetle: Dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde orman şerhi bulunduğundan ve anılan şerhin Orman Yönetiminin yanı sıra Hazine lehine de konulmuş olduğundan Orman Yönetiminin yanında Hazinenin de yasal hasım olduğu gözetilerek mahkemece Hazinenin davaya katılımı sağlanarak işin esası hakkında hüküm kurulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin beyanlar hanesindeki orman sınırları içinde kalmıştır şerhinin iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının beyanlar hanesine konulan orman şerhinin iptali istemidir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1951 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma işlemi, 1744 Sayılı Yasaya göre yapılıp 26.11.1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, daha sonra 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 22.07.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Çekişmeli 908 parselin 449 nolu kadastro pareselinin ifrazından oluştuğu, 449 parselin bir bölümünün orman tahdidi içinde kaldığı, tahdit içinde kalan bölümlerinin 1951 yılında 5653 Sayılı Yasa uyarınca makiye ayrıldığı, ve toprak tevzi komisyonunca 18.12.1951 tarih 83 sıra nolu tapu kaydı ile tevzi edildiği, 1965 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 18.12.1951 tarih 83 sıra nolu tapusu uygulanarak tevzi tapusunun miktarından fazla olarak 16.360 m2 yüzölçümü ile Y. İnan adına tespit edildiği, Hazinenin tapu kayıt miktar fazlasının hazineye ait olduğu savıyla yaptığı itiraz üzerine kadastro komisyonunca taşınmazın 10.600 m2 yüzölçümlü olarak Y. İnan adına tespitine karar verildiği, bu kez Y. İnan'ın Hazineyi taraf göstererek açtığı dava sonucunda Tapulama mahkemesinin 1966/41-1967/112 sayılı ilamıyla 449 parselin 16.360 m2 yüzölçümlü olarak Y. İnan adına tapuya tesciline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 22.07.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla 449 parselin tahdit içinde kalan bölümünün orman rejimi dışına çıkarıldığı, 449 parselin 1992 yılında ifraz edildiği, 449 nolu kadastro parselinin ifrazından oluşan 569,90 m2 yüzölçümlü 908 parselin 2003 yılında 2859 sayılı uyarınca yapılan yenileme kadastrosu ile 124 ada 28 parsel numarasını aldığı anlaşılmaktadır. Tapulama Mahkemesinin 1966/41-1967/112 E.K. sayılı dava dosyasında hazine taraf ise de H.Y.U.Y.'nın 237. maddesinde düzenlenen kesin hükmün koşulları oluşmamaktadır.
Şöyle ki; gerçek kişi, 449 parselin tapu kayıt miktar fazlasının kendisine ait olduğu iddiasıyla Tapulama Mahkemesine kadastro komisyon kararına itiraz davası açmış olup, hâlihazırdaki dava ise 449 parselin ifrazından oluşan 908 parselin tapu kaydı üzerine konulan orman şerhinin iptali isteminden ibarettir. Kesin hüküm H.Y.U.Y.'nın 237. maddesinde düzenlenmiştir. Kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için dava sebeplerinin, dava konusunun ve davanın taraflarının aynı olması gerekir. Tapulama Mahkemesinde görülüp sonuçlanan dava ile iş bu davanın dava sebepleri birbirinden farklıdır. Yargıtay İ.B.B.G.K.'nun 22.03.1996 gün 1993/5 E.-1996/1 Karar sayılı kararına göre makiye ayrılan yerlerde oluşturulan toprak tevzi tapularına değer verileceği, özel olarak tevzi komisyonlarınca tapu oluşturulmadığı takdirde, bu işlemlerin hukukça değer taşımayacağı vurgulanmıştır.
Bu nedenle; mahkemece, 449 parselin kadastro tespit tutanağı ve bu parsele uygulanan 18.12.1951 tarih 83 sıra nolu 4753 Sayılı Yasaya göre yörede yapılıp oluşturulan tevzi (dağıtım) tapusu ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri, tevzi tapusuna ilişkin dağıtım ve teblandikatif cetvelleri, belirtmelik tutanağı ve tevzi haritası, 908 parselin ifraz sonucu oluşan krokisi, 908 parselin 2003 yılında 2859 sayılı yasa uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sonucunda oluştuğu anlaşılan 124 ada 28 parselin yenileme tutanağı ve krokisi, 449 parselin kadastro paftası ve ifraz sonucu oluşan parselleri de bir arada gösterir ifraz krokisi getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, yörede 1946 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşmiş tahdit haritası ve 1987 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan 2/B madde haritası ile 449 parselin tapulama paftası, 908 parselin ifraz haritası ve 2859 Sayılı Yasa uyarınca yapılan 124 ada 28 parsele ilişkin yenilme paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ve orman rejimi dışına çıkartma hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli; bundan ayrı, yerel bilirkişi yardımıyla ve kadastro fen bilirkişi marifetiyle 4753 Sayılı Yasaya göre yörede yapılıp oluşturulan tevzi (dağıtım) tapusu, dağıtım ve teblandikatif cetvelleri, belirtmelik tutanağı ve tevzi haritası, kadastro haritasıyla birlikte çakıştırılmak suretiyle zemine ablike edilmeli; tevzi tapusu çevre komşu parsellerin dayanaklarını teşkil eden tapu kayıtlarıyla birlikte uygulanmalı; hudutların birbirlerini ne okuduğu, dağıtım ve teblandikatif cetvellerine bakılarak denetlenmeli;
3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesine göre, kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunacağından, çekişmeli taşınmazın tevzi haritası ve tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, plan ve krokinin fenni sıhhate haiz olup olmadığı, çekişmeli taşınmaz ile örtüşüp örtüşmediği uygulama sonunda raporda tartışılmalı; keşif ve uygulama bilirkişilerinin düzenleyecekleri müşterek krokiye ayrı ayrı renklerle yansıtılmalı; 908 parsel sayılı (yenileme ile 124 ada 28 parsel numarasını alan) taşınmazın 3116 tahdidi içinde kaldığı, makiye ayrıldığı, orman rejimi dışına çıkarıldığının belirlenmesi halinde taşınmazın tevzi haritası içerisinde kalan bölümlerine yönelik davanın Yargıtay İ.B.B.G.K.'nun 22.03.1996 gün 1993/5 E.-1996/1 Karar sayılı kararına göre kabulüne, tevzi haritası dışında kalan kesimlerine yönelik davanın ise reddine karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 20.04.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy