(6831 S. K. m. 2, 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı Hazine ve davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, Kütükçü Köyünde yer alan 21 parsel s. taşınmazın, 1947 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları içerisindeyken, 1988 yılında 3302 S. Kanunun 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan bölümlerinin tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescilini istemiş, mahkemenin davanın reddine ait 16.12.1997 tarih ve 1997/629-1231 s. kararı, Hazinen temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 15.12.1999 tarih ve 1999/13165-13340 s. kararı ile hükmüne uyulan bozma kararında çekişmeli taşınmazın koruma makiliği nitelikli orman sayılan yerlerden olduğunun belirlendiği, 3302 S. Kanun ile değişik 6831 S. Kanunun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu sebeple eski tapu kaydına tutunulamayacağı, çıkarma gününden itibaren davacı yararına kazandırıcı zaman aşımı yoluyla taşınmaz edinme süresinin de dolmadığı, bu sebeple davanın kabulü gerektiğine değinildiği, bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu, mahkemece hükmüne uyulduğu durumda bozmaya aykırı karar verilerek usulü kazanılmış hakkın göz ardı edildiği, hal böyle olunca davanın kabulü gerektiğine değinilerek bozulmuş, Mahkemece bozma kararına direnilmesi ve direnme kararının Hazine tarafından temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2002 tarih ve 2002/1-627 Esas ve 2002/872 Karar s. Bozma kararında Hukuk Genel Kurulunca benimsenen özel daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda ısrar edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna değinilmiştir. Mahkemece, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin sözü edilen bozma kararına ve Hukuk Genel Kurulu Kararına uyulmuş, bu kez, taşınmazın bir bölümünün 1946 orman kadastro sınırları dışında olduğu belirlendiği halde, 1. Hukuk Dairesinin maddi yanılgı sonucu tamamının orman sınırları içerisinde olduğundan, davanın kabulü gerektiğine değindiği, maddi yanılgının usulü kazanılmış hakkın istisnası olduğu gerekçesiyle, taşınmazın orman sınırları dışında olduğu belirlenen 6404 m2 davanın reddine, orman sınırları içindeyken, kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan 1846 m2 bölüm için davanın kabulüne, imar uygulamasıyla parselin gittiği, 25800 ada 1, 25684 ada 1, 25671 ada 2, 25672 ada 1 s. parsellerdeki durmuş Ali İncenin paylarına yansıtılarak, davalı Durmuş Ali İnce'nin bu miktar üzerinden paylarının iptal edilmesine ve Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılma işlemi kesinleşen parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir. 1- İncelenen dosya kapsamına Yargıtay 1. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuku Genel Kurulunun bozma kararlarının kesinleşmesine göre davalı gerçek kişilerin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; çekişmeli Kütükçü Köyü 21 s. 8250 m2 yüzölçümündeki kadastro parseli 1965 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda Ağustos 1327 gün 26 sıra numaralı tapu kaydı ile Durmuş Ali İnce adına tespit edilmiş, kadastro tesbiti itirazsız kesinleşerek aynı kişi adına tapu kaydı oluşmuş, 07.02.1995 gününde beyanlar hanesine 6831 S. Kanunun 2/B maddesi gereğince hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ait şerh konulmuştur. Davacı Hazine taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla 05.03.1996 gününde Durmuş Ali İnce aleyhine dava açmış, davasını mirasçılarına yaygınlaştırmış, imar uygulamasıyla 21 s. kadastro parselinin bulunduğu alan için kısmen 25800 ada 1, 25864 ada 1, 25671 ada 1 ve 2, 25672 ada 1 ve 25682 ada 9 s. imar parsellerinin oluşturulduğu kısmen de imar yolu olarak bırakılıp tapu sicilinden terkin edildiği, kesinleşmiş orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi Nevzat Öner tarafından düzenlenen 21.10.1996 tarihli, fen bilirkişi Mehmet Ali Vural tarafından düzenlenen 14.10.1995 günlü rapor ve krokilerde, 9674, 9675, 9676, 9677 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile 1946 yılında taşınmazın 1846 m2 bölümünün kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde, 6404 m2 bölümünün ise orman sınırları dışında bırakıldığı, 1952 yılında taşınmazın tamamının Muhafaza makisi olarak belirlendiği, 1846 m2 yüzölçümündeki bölümün 1744 S. Kanun hükümlerine göre 1976 yılında 6831 S. Kanunun 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin İdare Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, bu bölümün 1988 yılında 3302 S. Kanun ile değişik 6831 S. Kanunun 2/B maddesi gereğince tekrar Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı bildirilmiş, mahkemenin 12.12.1996 tarih ve 1996/190-945 s. kararı ile taşınmazın 1952 yılında makiye ayrıldığı gerekçesiyle dava red edilmiş, Davacı Hazine temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 7.4.1997 tarih ve 1997/3930-4727 s. kararı ile taşınmazın muhafaza makisi olarak belirlenmesi sebebiyle orman rejimi dışına çıktığının kabul edilemeyeceği, davanın kabulü gerektiğine değiniliş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, Yargıtay bozmasında araştırma eksikliğinden söz edilmediği durumda yeniden yapılan keşif sonunda Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişiler M. Şefik Tekin ve Şakir Kumru ile fen elemanı bilirkişi Bekir Öztürk 25.11.1997 ve 01.12.1997 günlü rapor ve krokilerinde, 1946 yılında taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde, bırakıldığı, 1952 yılında ise tamamının makiye ayrıldığı, muhafaza makisi olarak belirlenmediği, 1744 S. Kanun hükümlerine göre 1976 yılında 6831 S. Kanunun 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin İdare Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, 1988 yılında 3302 S. Kanun ile değişik 6831 S. Kanunun 2/B maddesi gereğince tekrar Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı bildirilmiş; mahkemenin, taşınmazın makiye ayrıldığının ve bu biçimde orman rejimi dışına çıkarıldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine ait 16.12.1997 tarih ve 1997/629-1231 s. kararı, Hazine temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yukarda anlatılan gerekçelerle bozulmuş, mahkemenin direnme kararı da yine yukarda anlatılan gerekçelerle Bozulmuş, bozma kararları kesinleşmiştir. Mahkemece, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 15.12.1999 tarih ve 1999/13165-13340 s. kararına karşı, mahkemenin 18.12.2000 tarih ve 2000/302-2164 s. kararı ile direnilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2002 tarih ve 2002/1-627 Esas ve 2002/872 Karar s. kararı ile direnme kararı Özel Dairenin gerekçesindeki sebeplerle bozulduğundan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 15.12.1999 tarih ve 1999/13165-13340 s. bozma kararı kesinleşmiştir. Bu kararda da belirtildiği gibi kanuni yollardan geçerek kesinleşen bozma kararı tarafları yönünden usulü kazanılmış hak oluşturur. Her ne kadar yanılgıya dayalı Yargıtay kararları ile usulü kazınılmış hak oluştuğundan söz edilemezse de, mahkemenin 16.12.1997 günlü ısrar kararı uzman bilirkişiler M. Şefik Tekin ve Şakir Kumru ile fen elemanı bilirkişi Bekir Öztürk 25.11.1997 ve 01.12.1997 günlü rapor ve krokilerine dayanıp, bu raporlarda taşınmazın tamamının 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığı, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında 6831 S. Kanunun 1744 S. Kanun ile değişik 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin İdare Mahkemesince iptali üzerine, 1988 yılında tekrar 3302 S. Kanun ile değişik 6831 S. Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı anlatıldığına ve bu araştırma ve bilirkişi raporlarına dayalı mahkeme kararının davalı Hazine temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince irdelenerek bozulduğuna, Yüksek Hukuk Genel Kurulu da Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma kararına katıldığına göre maddi hatadan söz etme olanağı yoktur. Sair taraftan, mahkemece dosya üzerinden Harita Mühendisi Bilirkişi Kadir Aypara düzenlettirilen rapordan, yargılama sırasında yörede yapılan imar uygulamasında 21 s. kadastro parselinin yerine, kısmen 25800 ada 1, 25864 ada 1, 25671 ada 1 ve 2, 25672 ada 1 ve 25682 ada 9 s. imar parsellerinin oluşturulduğu, kısmen de imar yolu olarak bırakılıp tapu sicilinden terkin edildiği bildirilmiş, imar sırasında yapılan şuyulandırma sebebiyle ilk Yargıtay bozmasından önce alınan bilirkişi raporlarına göre kesinleşmiş 2/B madde uygulamasına konu edilen 1846 m2 bölüm davalı Durmuş Ali İncenin imar parsellerindeki paylarına yansıtılmış, mahkemece bu rapor esas alınarak karar verilmiştir.
Orman ve 2/B madde alanlarında imar uygulaması yapılacağına ilişkin, 3194 S. Yasada bir hüküm bulunmadığı gibi, bu alanlarda imar uygulamasına olanak veren 2981 S. Kanunun 3290 S. Kanun ile değişik geçici 2/e maddesi Anayasa Mahkemesinin 1995/13-1995/51 s. kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 28 Kasım 2002 günlü Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Bu halde, çekişmeli 21 s. parsel kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeyken, 3302 S. Kanun ile değişik 6831 S. Kanunun 2/B maddesi hükmüne göre orman sınırları dışına çıkarıldığına göre, imar uygulamasına tabi tutulması kanuni olmayıp, kanuna aykırı imar uygulaması ile oluşan 25800 ada 1, 25864 ada 1, 25671 ada 1 ve 2, 25672 ada 1 ve 25682 ada 9 s. imar parselleri, Medeni Kanunun 1024/2 maddesi gereğince tapuya yolsuz olarak tescil edilmiştir. Yolsuz tescilin terkini için ayni hakkı zedelenenler sicilin düzeltilmesini dava edebilir, Hazinenin davası niteliği itibariyle yolsuz tescilin terkinini de içermektedir. O halde; mahkemece, davanın 21 s. kadastro parseline ait olduğu, dava sırasında yapılan imar uygulaması ve şuyulandırmanın kanuni olmadığı, oluşturulan 25800 ada 1, 25864 ada 1, 25671 ada 1 ve 2, 25672 ada 1 ve 25682 ada 9 s. imar parsellerinin tapuya yolsuz olarak tescil edildiği, davanın niteliği itibariyle yolsu tescilin terkinini de içerdiği gözetilerek dava bu imar parsellerinin malik ve ayni hak sahiplerine, imar yolu olarak bırakılan alanlar için ise Belediyeye de yaygınlaştırılmalı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 15.12.1999 tarih ve 1999/13165-13340 sayılı, Yüksek Hukuk Genel Kurulunun ise 06.11.2002 tarih ve 2002/1-627 Esas ve 2002/872 Karar s. bozma kararları gereğince davanın kabulüne 21 s. Kadastro parselinin tapu kaydının iptal edilmesine ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 21 kadastro parseli içerisinde oluşturulan, 25800 ada 1, 25864 ada 1, 25671 ada 1 ve 2, 25672 ada 1 ve 25682 ada 9 s. imar parsellerinin yolsuz tescillerinin iptal edilmesine karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Kabule göre; mahkemece, Yargıtay bozmalarının maddi hataya dayandığı usulü kazanılmış hak oluşmadığı kabul edilirken, harita uygulaması yönünden çelişen iki farklı bilirkişi raporuna atıf yapılıp, taşınmazın makiye ayrılan yerlerden olup olmadığı, kesinleşmiş orman kadastro sınırları içerisinde kalıp kalmadığı, kalıyor ise ne kadarının kaldığı, 2/B madde uygulamasına konu edilip edilmediği yönündeki çelişkiler üzerinde durulup giderilmemesi, birinci bozma kararından önceki bilirkişi raporunun, taşınmazın 1846 m2 bölümünün kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeyken 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönündeki bulgusunu esas alıp, muhafaza makisi olduğu yönündeki bulgusunun göz ardı edilmesi, ikinci bozmadan önce düzenlenen uzman bilirkişi raporunun ise taşınmazın makiye ayrıldığı yönündeki bulgusunu esas alıp, tamamının 1946 arman kadastro sınırları içindeyken 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönündeki bulgusunun gözardı edilmesi, Kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeyken makiye ayrılan yerler için, özel yasaları gereği oluşturulmuş tapulara değer verileceği, davalı tarafın bu nitelikte bir tapularının bulunmadığı, 2/B madde uygulamasına konu edilen yerlerin kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla da edinilemeyeceğinin düşünülmemiş olması doğru değildir.
Sonuç: 1- Yukarda birinci bendde açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Yukarda ikinci bendde açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy