(3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Orman Yönetimi, Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.06.2001 gün ve 2001/2655-4739 sayılı bozma kararında özetle: Bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bir örneği dosyada yer alan tahdit haritasında 9366 ila 9375 orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan bilirkişi tarafından düzenlenen krokide, aynı noktaları birleştiren hat arasında benzerlik bulunmadığı, tahdit haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulamayacağı, bu nedenle; önceki bilirkişiler dışında, bir uzman orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftasının sağlıklı bir biçimde zemine uygulanması, çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmesi, tamamen veya kısmen orman tahdit sınırları içinde kaldığı anlaşılan bölümlerin orman olarak Hazine adına tescile karar verilmesi, tamamen veya kısmen orman tahdit sınırları dışında kaldığı saptanan bölümlere, tutunulan Ocak 1962 tarih 110 ve Haziran 1987 tarih 3 numaralı tapu kayıtları ile vergi ve satış senetlerinin ayrı ayrı uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi ve her kaydın parsel içinde uyduğu yerin bilirkişilerce düzenlenecek krokide gösterilmesi, katılan gerçek kişilerin miras bırakanı A. Güleç adına kayıtlı, Ocak 1962 tarih 110 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli parsele uyduğunun belirlenmesi halinde, davacı tarafın bu tapu kaydının uyduğu bölümünü, kayıt malikinden tapu dışı yolla iktisap edip etmediği, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 13/B-b maddesinde öngörülen koşullarını davacılar yararına oluşup oluşmadığının araştırılması, ayrıca; 16.04.1992 tarihinde yapılan keşifte bilgisine başvurulan fen bilirkişinin rapor ve krokisinin çekişmeli 6 numaralı parselin tümünü içine alıp almadığı, 5555.37 m2'lik fazlalığın neden kaynaklandığının da bilirkişilere açıklattırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı A. Sayık ve müdahil A. Güleç mirasçılarının davalarının kısmen kabulü ile çekişmeli 110 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tesbitinin iptaline, 09.12.2003 tarihli müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (a), (b), (c) ve (d) ile gösterilen ve orman sınırları içinde kaldığı belirlenen 1734.90 m2 bölümün ifrazına ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan 28204.47 m2 bölümün miktar yuvarlanarak 28204 m2 yüzölçümü ile payları oranında davacı A. Sayık ve katılanlar N. Güleç ve paydaşları adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerindeki üç adet iki katlı evin A. Sayık'a ait olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına, S. Aygündüz'ün açtığı davanın reddine, karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi, Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğünce temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 24.03.1966 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 14.11.1975 tarihinde ilan edilip, dava tarihinden önce kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
1) Mahkemenin 14.11.2000 gün ve 1995/9-139 sayılı kararının temyiz etmeyen Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine kesinleştiği, temyiz edilen kararın ilk kararı göre Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine yeni hükümler içermediği, temyizde hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından Karayolları Genel Müdürlüğünün temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2) Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece ikinci defa bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporu yeterince orman sınır noktası içermediğinden denetlenemediği gibi, davacı tarafın ve katılanların tutunduğu tapu kayıtları, sınırları okunmak ve yerel bilirkişiden bu sınırlar sorulmak suretiyle usulünce yapılmamış, tapu uygulamasını gösterir denetime olanak tanıyan kroki düzenlenmemiş, bozmada açıkça değinildiği halde, kadastro tesbitinden önce, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tescil davası sırasında tescil davasına konu yer olarak fen elemanı bilirkişinin düzenlediği ve davacı tarafın itiraz etmediği 16.04.1992 günlü rapor ve krokide taşınmazın yüzölçümünün toplam 24384 m2 olarak belirlendiği, 6 parsel sayılı taşınmazın kadastroca belirlenen yüzölçümünün ise 29939.37 m2 olduğu, bozma kararında bu çelişkinin nedeninin araştırılması gereğine değinildiği halde, bu farkın tecviz olduğu, şeklinde soyut ve teknik ile bağdaşmayan bilirkişi görüşüne değer verilmiştir.
O halde; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, bu incelemeyle, taşınmazın tamamen veya kısmen orman tahdit sınırları içinde kaldığı anlaşıldığı takdirde bu bölümlerin orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmeli, taşınmazın tamamen veya kısmen orman tahdit sınırları dışında kaldığı saptandığı takdirde, bu bölümlere yönelik olarak Ocak 1962 tarih 110 ve Haziran 1987 tarih 3 numaralı tapu kayıtları ile vergi kaydı ve satış senetleri, yeterince yaşlı bilirkişiler vasıtasıyla, sınırları tek tek okunarak ayrı ayrı yerine uygulanıp kapsamları belirlenmeli ve her kaydın parsel içinde uyduğu yer ve 16.04.1992 tarihli fen elemanı bilirkişi krokisinin kapsadığı bölüm bilirkişilerce düzenlenecek krokide ayrı renkli kalemler ile gösterilmelidir.
Sonuç: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Karayolları Genel Müdürlüğüne iadesine,
2) Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetime iadesine 21.04.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy