(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davacının duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2003 gün ve 2003/487-2294 sayılı bozma kararında özetle: Mahkemece bozma ilamına uyulup gerekleri yerine getirilmeye çalışmış ise de, toplanan kanıtlar yanlış değerlendirildiği, çekişmeli yerlerin 1956 yılında yapılan kadastro çalışmalarında Kuzkaya (Çakırlar) çay yatağı olarak tescil harici bırakıldığı, dinlenen davacı tanıklarının 1961 yılında taşlık, çalılık yerlerin üzerine toprak getirip, toprak çekmek ve dökmek suretiyle imar-ihya edildiğini bildirdikleri, görüşüne başvurulan Ziraat Yüksek Mühendisi Celal Akkayanın, 04.04.2002 tarihli raporunda set yapıldıktan sonra taşkın etkisinden kurtularak zilyet sahibi kişilerce toprak taşınarak emek ve para sarfı ile imar-ihya edildiği, tarıma kazandırıldığının, taşınmazın zemini ile toprak yapısını ve oluşum sürecini inceleyen uzman jeoloji mühendisi 05.04.2002 tarihli raporunda sel ve taşkına maruz kalma tehlikesi olmayan tescile konu alanların zilyet sahiplerince toprak getirtilerek imar-ihya çalışmalarının ve verimli toprak yapısının oluşturulduğunu bildirdikleri, imar-ihya ile tarıma uygun hale getirilen ve Hazinenin mülkiyeti altında bulunan arazilerin kazandırıcı zamanaşımı ile edinilmesi mümkün olduğu, ancak, 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesinde ifadesini bulan imar-ihya eyleminin Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihatlarına göre taşlık, çalılığın tarıma engel oluşturması, harcanan emek ve masrafın da zor ve zahmetli olması gerektiği, bu gibi hallerde arazinin asıl yapısı tarıma uygun ise de açıklanan bazı engeller nedeniyle tarım yapılamadığından, bu sorunun giderilmesi ile gerçek niteliğine döndürülmesinin söz konusu olduğu, hiç tarıma uygun olmayacak yapıdaki bir araziye dışarıdan toprak getirerek doldurma sureti yapılan işlem imar-ihya sayılamayacağı, böyle bir işleme, imar-ihya kabul edilerek olanak verilmesi halinde, kayalık vs. gibi hiçbir surette tarıma açılması mümkün bulunmayan arazi parçalarının da toprakla doldurularak özel mülkiyet konusu edilmesinin gündeme geleceği, bu olayın doğal ve toplumsal dengenin tamamen alt üst olmasına neden olacağı, açıklandığı gibi davacının krokide (A ve B) ile gösterilen yerlerdeki tarım arazisine dönüştürme işleminin, yasanın ve Yargıtay İçtihatlarının anladığı manada imar-ihya sayılamayacağı, bu nedenle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu Çakırlar Köyünde 1941 yılında askı ilanı yapılarak 1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 18.07.1977 tarihinde yapılarak 16.11.1977 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 03.05.1956-04.06.1956 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Taşınmazın şehir nazım imar planı dışında kaldığı belirlenmiştir.
Sonuç: Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 02.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy