(6831 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İlksan vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Orman Yönetimi, Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/670 sayılı dosyasında 28.08.1967 tarihli dava dilekçesi ile açtığı davada, özet olarak; Akbük Köyü Kargılı Yavan mevkiinde bulunan Doğusu; yol ve orman, Batısı; davalı zeytinliği, Kuzeyi; davalı zeytinliği, Güneyi; Hulusi Tuna ve devlet ormanı ile çevrili dava dilekçesine ekli krokide miktarı ve yeri belirlenen toplam 26025 m2 yüzölçümlü taşınmazın eylemli kızılçam ormanı olup, davalı M. Ali Ak adına tapuda kayıtlı ve zilyetliğinde olduğunu, bu kısmın yörede 17.06.1966 tarihinde ilk kez yapılan ve 23.11.1966 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, orman kadastro komisyonu tarafından orman sayılmayarak 18-19-20 OTS ile orman alanı dışında bırakıldığını, işlemin iptali ile orman alanı içine alınmasını istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, 10.09.1985 ve 22.06.1990 tarihli keşiflerde dinlenen fen ve orman bilirkişi raporlarına göre; taşınmazın 26.025 m2'lik kısmının davalı tapusundan ifraz edilerek orman tahdit sınırları içine alınmasına karar verilmiş, hüküm sadece dahili davalı İlksan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesine göre bir yıllık askı ilanı süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Orman Yönetimi Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/670 sayılı dosyasında açtığı orman kadastrosuna itiraz davasının 22.06.1968 tarihinde yapılan ilk keşiften sonra fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda dava konusu alanın 18-19-20 OTS'ye göre tahdit dışında kaldığını ve 26025 m2 yüzölçümünde olduğunu, içerisinde 10-12 yaşlarında mahsuldar zeytinlik ile 15 adet kızılçam ağacı bulunduğunu belirtilmiştir. Davalı Mehmet Ali Ak; Ziraat Vekaletinin çekişmeli taşınmazın orman olduğunu bildiren 30.12.1971 gün ve 1554 sayılı mütalaasının iptali istemiyle Danıştay 8. Hukuk Dairesinin 1972/1681 sayılı dosyasında Orman Bakanlığı aleyhine iptal davası açmış, Dairenin 25.01.1973 gün 1973/173 K. sayılı kararı ile orman kadastrosuna itiraz davasının halen devam etmesi nedeniyle kadastronun kesinleşmediğini nazara almadan Bir yerin orman sayılıp sayılmadığı Ziraat Vekaletince belirtilmesi gerekirse de, orman tahdidi yapılıp kesinleşen yerlerde Bakanlığın görüş bildirme yetkisi bulunmadığı; bu nedenle, Bakanlığı 30.12.1971 gün 1554-51926 sayılı orman sayılan yerdir yolundaki mütalaasının iptaline karar verilmiştir.
Temyize konu bu orman kadastrosunun iptali davası devam etmekte iken çekişmeli taşınmazın bulunduğu alan dahil olmak üzere, Akbük Köyünde 766 Sayılı Yasa hükümlerine göre genel arazi kadastrosu yapılmış, orman kadastrosuna itiraz davasına konu olan 26025 m2'lik bölüm ile 18-19-20 OTS noktaları dışında bırakılan alan da dahil olmak üzere bu yerlere 306 parsel numarası verilerek ve 5 Hektar yüzölçümlü 1937 tarih 6 numaralı vergi kaydı ile Nisan 1961 tarih 19 numaralı 229,825 m2 yüzölçümlü tapu kaydı revizyon gösterilerek zeytinlik niteliğiyle ve 266000 m2 yüzölçümüyle 1/3 pay oranıyla M. Ali Ak, Fatma Ak, Emine Ak adlarına tespit edilmiş, Orman Yönetimi tespite itiraz etmiştir. O tarihte mevcut 766 Sayılı Yasanın 29. maddesi uyarınca yetkisizlik kararı verilmesi ya da tespit tarihinden önce bu parsel hakkında açılan orman kadastrosuna itiraz davası bulunması nedeniyle parselin malik hanesi açık bırakılarak kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken, Orman Yönetiminin itirazı reddedilmiş ve Yönetimin kadastro tespitine itiraz davası açmaması nedeniyle tespit tutanağı kesinleştirilerek 21.10.1975 tarihinde tespit malikleri adına tescil edilmiştir. Bu kez; Hazine, Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/853 sayılı dosyasında tapu iptali tescili davası açarak 306 parsele revizyon gören tapu kaydının ilk geldisinin yoklama kaydı olup tapunun gayri sahih olduğu savıyla açtığı dava, 306 sayılı parsel hakkında orman kadastrosuna itiraz davası olduğu; bu nedenle, tespitin kesinleşmediği gözönünde bulundurulmadan Hazine ile tespit malikleri arasında görülmüş ve asliye hukuk mahkemesince sadece 306 sayılı parsele revizyon gören kaydının sıhhatı yönünden tartışma yapılmak suretiyle 28.09.1988 gün ve 1983/853-538 sayılı kararı ile reddedilmiş ve Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince 02.05.1989 günlü kararıyla tapunun hukuki değerinin bulunduğu gerekçesiyle onanıp kesinleştirilmiştir.
Çekişmeli 306 sayılı parselin tespit tutanağının düzenlediği 1971 yılından önce bu parsel hakkında Orman Yönetiminin asliye hukuk mahkemesinde 1967/670 sayılı dosyasında açmış bulunduğu orman kadastrosuna itiraz davası bulunduğu gözönünde bulundurularak tespit tutanağının malik hanesi açık bırakılarak kadastro mahkemesine gönderilmesi ve o tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Yasanın 54. ve 3402 Sayılı Yasanın 30/2 maddesi gereğince kadastro mahkemesince parselin gerçek hak sahipleri adlarına tescili gerekirken, tespit tutanağı usulsüz olarak kesinleştirilmiş ve tapu kaydı oluşturulmuştur. Şu hale göre, 306 parsel hakkında yasa hükümlerine uygun olarak oluşturulmuş bir tapu kaydının varlığından söz edilemeyeceğinden parselin malik hanesinin halen boş olduğunun kabulü ile kadastro mahkemesince 3402 Sayılı Yasanın 26, 27, 30/2 maddeleri gözönünde bulundurularak gerçek hak sahipleri adlarına tescili gerekir.
Mahkemece 21.09.1973 tarihinde Orman Yüksek Mühendisi aracılığı ile ikinci keşfi yapmış uzman bilirkişi çekişmeli taşınmazın % 2-4 eğimde, eylemli kızılçam ve zeytin ağaçlarıyla kaplı orman sayılan yerlerden olduğunu, ne var ki; ormandan kadim yol ile ayrıldığını, 4785 Sayılı Yasaya göre devletleştirilen 5658 Sayılı Yasaya göre de iadeye tabi tapulu arazilerden olduğu ve orman tahdidi dışında kalan ve sahiplerine iadesi gereken yerlerden olduğunu 10.12.1976 tarihinde orman yüksek mühendisi aracılığı ile yapılan üçüncü keşif de dinlenen uzman bilirkişi raporunda çekişmeli alanın tapu kaydı kapsamında, 4785 Sayılı Yasa kapsamı dışında 5658 Sayılı Yasaya göre iadesi gereken, özel orman sayılan yerlerden olduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece 10.05.1977 tarihinde Yönetimin davasının reddine karar verilmiştir. Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 29.09.1977 günlü kararında özet olarak: parsele revizyon gören tapu kaydının fen bilirkişi yardımıyla yerine uygulanarak kapsamının belirlenmesini; bundan sonra, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre, inandırıcı bir inceleme yapılmasını, taşınmazın tapu kapsamında ve tahdit dışında kalması halinde, Bakanlıktan 1744 Sayılı Yasaya göre mütalaa alınması, bundan sonra gerekli karar verilmesi gereğine değinilerek mahkeme kararı bozulmuştur. Bozma kararından sonra 1979/188 numarasını alan dosyada bozma ilamı doğrultusunda Bakanlıktan alınan 3 Şubat 1982 günlü mütalaada Çekişmeli taşınmazın % 80 kapalılıkta, 80 yaşında kızılçam ağaçlarıyla kaplı ve orman sayılan yerlerden olduğu yolunda görüş bildirmiştir. Mahkemece 06.04.1983 tarihinde fen ve orman yüksek mühendisi aracılığıyla dördüncü keşif yapılmış, fen bilirkişi raporunda, çekişmeli parselin revizyon tapu kaydının ilk geldisi olan Eylül 1311 tarih 1 ve Kasım 1311 tarih 12 nolu tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ve 306 parseli içerisinde 48000 m2'lik bölümün olduğunu, orman mühendisi de taşınmazın 19 ila 24 OTS'ye göre tahdit dışında, tapulu olması nedeniyle 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirilen yerlerden olmayacağından 5658 Sayılı Yasaya göre iadeye de konu olmayacağını ve 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre inceleme yapılması gerektiği düşüncesinde olduğunu bildirmiş, mahkemece 10.09.1985 tarihinde fen bilirkişi ve iki uzman orman yüksek mühendisi ve mühendis muavini aracılığı ile beşinci kez keşif yapılmış, bilirkişiler çekişmeli taşınmazın 19-25 OTS dışında 306 parselin içerisinde olduğunu, A ve C bölümlerin orman olması nedeniyle 19-25 OTS ile tahdit içerisine alınması gerektiğini, B bölümde ise tapu kaydı geçerli kabul edildiğinde, A ve C bölümlerin tenzil edilerek 306 parsel tutanağının geçerli kabul edilmesi gerektiği, tapu kaydı geçerliliği kabul edilmezse; 306 parselin tamamı orman olduğundan tespitin iptali gerektiği" yolunda görüş ve mütalaa bildirmişlerdir. Bundan sonra mahkemece 25.05.1989 tarihinde orman kadastrosuna itiraz davalarına bakmaya 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesine göre kadastro mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle 25.05.1989 tarihinde görevsizlik kararı verilmiştir. Milas Kadastro Mahkemesinin 1989/130 Esas numarasını alan davada mahkemece fen bilirkişi ve uzman orman bilirkişiler kurulu aracılığı ile 22.06.1990 tarihinde altıncı kez yapılan keşiften sonra fen bilirkişi AR10600 m2, BR15300 m2, CR9100 m2'lik alanlar ile nitelik değiştiren B1R16400 m2, B2R38 m2'lik alanların 306 parsel içerisinde olduğunu, uzman orman bilirkişiler kurulu ise, Eylemli duruma göre; A bölümün yaşlı yer yer 80-90 yaşlarında kızılçam ağaçları delice, meşe, sakız ağaçlarıyla kaplı olduğunu, B bölümün 80-90 yaş 0,4 kapalılıkta yer yer deliceden aşılanmış zeytinlik olduğunu, A ve B bölümlerin devlet ormanını karakterize ettiğini, 4785 Sayılı Yasa kapsamına girdiğini, 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi olmadığını, 306 parselden geriye kalan kısmın ise; zeytinlik parseli olduğunu bildirmişlerdir. Milas Kadastro Mahkemesi çekişmeli taşınmazın bulunduğu Yenihisar İlçesinde adli teşkilat kurulduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı ile Yenihisar Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Yenihisar Kadastro Mahkemesi 20.06.1994 gün ve 1994/3-2 sayılı kararında 10.09.1985-22.06.1990 tarihli 5. ve 6. keşifler sonucu verilen raporlara göre 306 parselde 26.025 m2'lik kısmın tapusunun iptali ve ifrazı ile bu kısmın orman tahdit sınırları içine alınmasına karar verilmiştir. Davalı Mehmet Ali Ak'ın temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.02.1999 gün ve 1500-1507 sayılı kararıyla taşınmazın 1992 yılında tapuda satış yoluyla İLKSAN (İlk Okul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı)'a geçtiği; bu nedenle yeni malike husumetin yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle diğer yönler incelenmeden mahkeme kararı bozulmuştur. Bozmadan sonra Yenihisar'da adli teşkilatın kaldırılması nedeniyle dosya Didim Kadastro Mahkemesine devredilmiş ve 2001/1 Esas sayısını almıştır.
Eldeki davada yargılama devam ederken yörede 1744 Sayılı Yasaya göre aplikasyon ve 2. madde uygulaması yapılmış, çekişmeli yerde bir değişiklik yapılmamıştır. Yine 3302 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması 102 nolu orman kadastro komisyonunca 07.08.1992 tarihinde işe başlamış, 25.08.1992'de işi bitirmiş, sonuçları 04.09.1995 tarihinde 6 aylık suretiyle ilan edilmiştir. Bu uygulamada çekişmeli alanda yine bir değişiklik yapılmamışsa da, bu uygulamalar ve çekişmeli parsel hakkındaki orman kadastrosuna itiraz davası nedeniyle kesinleşmemiştir.
Dava, Orman Yönetimi tarafından 1967 yılında açılan orman kadastrosuna itiraz davası olduğuna göre; hukuki sorunun, öncelikle; çözümü en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planından oluşan (MAH) resmi belgelerin taşınmaz yerine ve çevresine uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekirdi. Mahkemece iki kez bozmaya, altı kez keşfe rağmen memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı uygulanması yapılmamış, bütün keşiflerde eylemli durum dikkate alınarak raporlar verilmiştir. Verilen fen bilirkişi raporları dahi, miktar ve nitelik yönünden biri biriyle uyumlu değildir. O halde, 306 sayılı parselin 1971 yılında tespit tutanağı düzenlenmeden önce 1967 yılında açılan orman kadastrosuna itiraz davası bulunduğu, tespit tutanağının kesinleştirilip tapu kaydı oluşturulmasının hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı, halen; 306 sayılı parselin malik hanesinin açık olduğu ve 3402 Sayılı Yasanın 26-27-30/2 maddeleri gereğince taraf delilleri ile mahkemece resen lüzum görülen diğer deliller toplanarak gerçek hak sahipleri adına tescil edilmesi gerektiği, Hazine ile tapu malikleri arasında daha önce görülen davanın konusu, sadece 306 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydının sahih esasa dayanmadığına yönelik olduğu, o davada Hazine ile tapu malikleri arasında oluşan kesin hükmün tapu kaydının sahihliği yönünde bulunduğu gözönünde bulundurularak Hazine de davaya dahil edilip taraf oluşturulduktan sonra, 306 parselin tutanak aslı bulunduğu yerden getirtilmeli, parselin tespitine esas alınan Kasım 1311 tarih 12 nolu topu kaydı, Eylül 1311 tarih 1 nolu, Mayıs 1326 tarih 38-39-40-41 nolu tapu kayıtları, Şubat 1960 tarih 84 ve Nisan 1941 tarih 19 numaralı tapu kayıtları ile oluşumundan itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile Yerel Tapu İdaresinden ayrı ayrı istenmeli, tapu kaydı miktar ve sınır değişikliklerinin neden kaynaklandığı sorulmalı; keza, 301-305-307 parsellerin tutanak örnekleri ile kadastroca oluşturulan tapu kayıtları getirtilmeli; öncesi bütün olan 301-305-306-307 numaralı parselleri bir arada gösterir pafta fotokopi örneği de Kadastro Müdürlüğünden getirtildikten sonra, bu parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin tutanak örnekleri ile dayanak kayıtları; keza, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı, amenajman planı da getirtildikten sonra üç orman bir harita ya da fen memuru aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, memleket haritası, kadastro paftası ve tahdit haritasının ölçekleri denkleştirilerek; çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, böylesi yapılacak bir uygulama sonunda, taşınmazı tamamen veya kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, revizyon tapu kayıtları çevre parselleri ile birlikte uygulanıp kapsamı belirlenmeli, çevre parsel kayıtlarının çekişmeli parsel yönünü ne şekilde gösterdiği ve hudutları 301-305-306-307 parselleri ve çevresini de içerecek biçimde müşterek kroki de gösterilmeli, devam etmekte olan orman kadastrosuna itiraz davası nedeniyle kadastro tespiti kesinleşmemiş olduğundan ve yasa hükümlerine aykırı olarak yapılan tescil yok hükmünde olduğundan, kadastro hakiminin resen yapacağı araştırma sonucu sicil oluşturması kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle temyiz edenin sıfatına bakılmadan hükmün bozulması gerektiği ve Hazine davanın doğal ve yasal hasımı olduğu gözönünde bulundurularak, 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi uyarınca 306 parselin tamamı yönünden gerekli araştırma ve inceleme yapılıp çekişmeli 306 sayılı parselin gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı İlksan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 18.04.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy