(3402 S. K. m. 12) (1086 S. K. m. 163)
Dava: Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında ç. Köyü 139 parsel sayılı 18.125 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 1947 tarih 128 nolu tapu kaydı ile tarla ve harnupluk niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle H. adına tespit edilmiş, satış yoluyla davacılara geçmiştir. Davacılar, çekişmeli taşınmazın tapulu olduğu, zilyetliklerinde bulunduğu, orman sayılmayan yerlerden olduğu iddiasıyla orman kadastro komisyonunca yapılan orman sınırları içine alınması işleminin iptali istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece, davacılara delil ve belgelerini bildirmeleri yönünde verilen 10 günlük kesin süre içerisinde delil ve belge bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Davacı gerçek kişiler çekişmeli taşınmazın tapu kaydının bulunduğunu belirterek dava dilekçesine de tapu kayıt suretini ekleyerek orman kadastrosuna itiraz davası açmıştır. Orman kadastrosuna itiraz davalarında tanık anlatımları ve tapu kayıtları ( Orman yönetiminin taraf olduğu tescil ilamı yoluyla oluşan tescil tapulan ve palamutlu tarla tapulan hariç ) hukuken değer taşımamakta, davanın taraflarının delil ve belge bildirme zorunluluğu bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve kadastro paftası bulundukları yerden getirtilmesi, eldeki davanın 6 aylık askı süresi içerisinde açıldığının belirlenmesi halinde memleket haritası, hava fotoğraflan, amenajman planı ve komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ve dayanak belgeleri bulundukları yerlerden getirtilerek orman bilirkişi ve fen bilirkişi huzuruyla yapılacak keşifte yöntemine uygun orman araştırması yapılması, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesin olarak tespit edilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 01.07.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy