(6831 S. K. m. 2) (4785 S. K. m. 1) (3402 S. K. m. 20, 21)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Çekişmeli Yıldız Köyü 1016 ada 1 parsel 10307.64 m2, 2 parsel 6781.19 m2, 3 parsel 34795.67 m2 zeytin ağaçlı tarla niteliği ile Kasım 1944 tarih 50, Aralık 1943 tarih 65, Mart 1945 tarih 53, 54, 55 nolu tapu kayıtları, 1024 ada 2 parsel 1774 m2 zeytinlik niteliği ile Kasım 1947 tarih 25 nolu tapu kaydı, 1019 ada 9 parsel 5015.76 m2 zeytinlik niteliği ile Kasım 1944 tarih 47 ve 49, Ocak 1945 tarih 32 nolu tapu kayıtları, 1019 ada 11 parsel 48226.36 m2 tarla niteliği ile 18.01.1945 tarih 35, 36, 37 nolu, 14.11.1944 tarih 48 no, 20.01.1945 tarih 43, 44 nolu tapu kayıtları kapsamında kaldığı ancak 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulama sahasında kaldıkları belirtilmek suretiyle 1991 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Hazine adına tesbit ve tapuya tescil edilmişlerdir.
Davacı gerçek kişiler, eski tarihli tapu kayıtlarına dayanarak Hazine adına oluşturulan tapuların iptali ve adlarına tescili istemi ile dava açmışlar; davanın kabulü ile çekişmeli parsellere ait tapu kayıtlarının iptali ve davacı gerçek kişiler adına tescil yolunda kurulan hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1948 yılında orman tahdidi yapılarak kesinleşmiştir. 1979 yılında daha önce sınırlaması yapılmış ormanlarda 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile henüz sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ile 2. madde uygulaması yapılmış bu uygulama da 24.03.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Davacıların tutunduğu tapu kayıtlarının çekişmeli parsellere uyduğu ve bu parsellerin 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi gereğince 1979 yılında orman sınırları dışına çıkarıldığı ve işlemin kesinleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan uygulama ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dava konusu 1016 ada 1, 2, 3 ve 1019 ada 11 sayılı parsellerin öncesinin bir bütün olduğundan bahisle Kasım 1944 tarih 50 ve Aralık 1943 tarih 65 ve Mart 1945 tarih 53, 54 ve 55 nolu tapu kayıtları 1024 sayılı parsele Kasım 1947 tarih 25 nolu, 1019 ada 9 sayılı parsele, Kasım 1944 tarih 47 ve 49 nolu ve Ocak 1945 tarih 32 nolu, 1024 ada 2 sayılı parsele Kasım 1947 tarih 25 nolu tapu kaydı revizyon gösterilmiştir. Bu tapu kayıtlarının her biri ayrı bir yazı ile Tapu Sicil Müdürlüğünden istenmediği için gelen kayıtların tedavülleri anlaşılamamaktadır. Çekişmeli parsellerin 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartıldığına göre davacı gerçek kişilere verilebilmesi için tapu kayıtlarının 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce mevcut olan bir başka anlatımla 4785 Sayılı Yasa karşısında geçerliliğini koruyan bir tapu olması, orman kadastrosunun itirazsız kesinleşmiş olması ve tapu kaydının yüzölçümü ile dava konusu parseli kapsaması gerekir. Tapu miktar fazlasının kişi adına tescili olanaksızdır.
O halde, davacıların dayandığı ve çekişmeli parsellere revizyon gören yukarıda tarih ve nosu yazılı tapu kayıtlarının her biri için Tapu Sicil Müdürlüğüne ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne ayrı ayrı yazılar yazılarak tapu kayıtlarının değişikliklerini izler biçimde ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilmeli, yine çekişmeli parsellere komşu olan parsellerden dosyaya getirtilmemiş parsellere ait tutanak örnekleri ile revizyon gören tapu ve vergi kayıtları da aynı şekilde istenip, dosya keşfe hazır edilmeli, bundan sonra bir orman mühendisi, iki harita mühendisi ya da tapu fen memuru nitelikli bilirkişi heyeti ile taşınmaz başında keşif yapılarak öncelikle, kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Böylesine yapılacak araştırma sonucu bu parsellerin 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırı dışına çıktığı belirlendiği takdirde davacıların tutunduğu her bir tapu kaydı tarafsız, olabildiğince yaşlı yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişiler eliyle yerine uygulanıp yüzölçümleri ile geçerli kapsamları belirlenmeli, yerel bilirkişilerin gösterdiği sınır yerleri fen bilirkişiler tarafından düzenlenecek birleşik haritaya yansıtılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, yerel bilirkişilerin ve tanıkların beyanlarının doğruluğu komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, değişir sınırlı tapu kayıtlarına 3402 Sayılı Yasanın 20/C, 21/B ve 32/3 maddeleri hükmüne göre kapsamı belirlenip haritada gösterilmeli, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının niteliği de yukarıda yazılı ilkeler ışığı altında tartışıldıktan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususları gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 12.07.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy