(6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine 12.08.1996 tarihinde, tapuda davalı gerçek kişi adına kayıtlı M. Köyü 1852 sayılı parselin kesinleşmiş devlet ormanı sınırları içindeyken, kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı iddiasıyla, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini istemiş, A. Bilgiç ise, 28.11.1997 tarihinde Orman Genel Müdürlüğü ve Orman Bakanlığı aleyhine, taşınmazın 1942 yılında yapılan orman kadastro sınırları dışındayken, orman sınırları yanlış aplike edilerek orman sınırları içine alınıp, Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, bu işlemin yasal olmadığından iptali iddiasıyla dava açmış, davalar birleştirilmiştir. Mahkemece Hazinenin davasının reddine, Gerçek kişinin karşı davası geri aldığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapu iptal ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu M. Köyünde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosu yapılıp kesinleşmiş, M. Köyünden ayrılan G. Köyünde 1979 yılında 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılmış, 1986 yılında 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış, dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
M. Köyünde 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 106 parsel sayılı 315400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla ve ev niteliğiyle T.Evvel 1333 tarih ve 4 sıra numaralı sicilden gelen Kasım 1950 tarih ve 278 sıra numaralı tapu kaydıyla S. Başoğlu ve arkadaşları adına tesbit edilmiş, 13.12.1957 tarihinde ifraz edilip, aynı köy 259 ile 295 sayılı parseller oluşmuş, 270 parsel sayılı taşınmaz satış yoluyla A. Bilgiç adına tescil edilmiş, bu parselde 659 ve 660 sayılı parsellere ifraz edilmiş, 660 sayılı parsel A. Bilgiç adına kayıtlı iken 2/B madde uygulamasının kesinleşmesi sonucu yine ifraz edilmiş, 4658.18 m2 yüzölçümündeki 1852 ve 6770 m2 yüzölçümündeki 660 parsellere ayrılmış, 11.07.1996 tarihinde A. Bilgiç adına tescil edilmiştir.
İşte Hazine, M. Köyü 1852 sayılı parselin, kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla bu davayı açmıştır.
Mahkemece, kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydı ile kesinleşmiş orman kadastrosu 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi ve 3302 Sayılı Yasayla değişik 2/B madde uygulamalarına ilişkin haritaların uygulanmasına dayalı olarak yapılan 04.03.2002 tarihli keşif sonucu, Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişiler C. Sezgin, Ö. Ersoy ve Y. Ertoğlu ile Fen elemanı bilirkişi Ö. Özüdoğru tarafından düzenlenen raporlarla, çekişmeli parselin 1942 orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığı, 1979 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman sanırları dışına çıkarıldığının belirlendiği, kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydı kapsamında kaldığından tapu sahibine intikal ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesinin a ve b bendinde sayılan yerlerden Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı Orman Bakanlığınca veya vaki müracaatlar üzerine anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç on yıl içinde orman kadastro komisyonlarınca yapılır. Bu düzeltme sonucu orman sınırları dışına çıkarılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder.
Ne var ki; dosya içindeki kayıt ve belgeler ile bilirkişi raporları birlikte incelendiğinde, kadastro tesbitine esas alınan Kasım 1950 tarih 278 sıra numaralı tapu kaydının geldiği T. Evvel 1333 tarh 4 numaralı sicilden gelen Haziran 1933 tarih 5 numaralı tapu kaydı, Mihrişah Valide Sultan Vakfından gelen, 3000 dönüm yüzölçümlü orman tapusu olup, bu tapu kapsamında devletleştirilen orman bölümünü orman kadastro komisyonunca tahdidinin yapıldığı ve Temmuz 1948 tarih 3 numarada Hazine adına tapuya tescil edildiği, tapu kaydının iktisap sütununa yazılarak arazi kısmı için 74 hektar 2218 m2 yüzölçümünde, D. Tahta Köprü ve Sarısu Çayı, B. Kapuz Tepesi ve İncir Dağı, K. Çambel Yurdu, Kuru Çeşme ve Akkovanlık ve Cebel, G. Olucak Beleni ve Gövez Mezarlığı ve Zeytinli Geçit ve cebel sınırlı Kasım 1950 tarih 278 sıra numaralı tapu kaydının S. Başoğlu ve müşterekleri adına oluşturulduğu, 1953 yılında yapılan arazi kadastrosunda, 1942 yılı orman kadastrosunda haritası çizilmek suretiyle belirlenen devlet ormanı sınırlarına uyulmayarak, Kasım 1950 tarih 278 sıra numaralı tapu kaydı esas alınıp, çekişmeli 1852 sayılı parselin geldi parseli olan 106 sayılı parsel tutanağının düzenlendiği, çekişmeli 1852 sayılı çekişmeli parselin oluştuğu, 1852 numaralı parselin aynı zamanda, kesinleşen orman alanları için 1987 yılında oluşturulan 784 numaralı parsel içinde de kaldığı anlaşılmaktadır. Haritası bulunmayan Kasım 1950 tarih 278 sıra numaralı tapu kaydı, orman kadastrosunda orman olarak sınırlanan alanlar dışındaki arazi kısmı için oluşturulduğuna ve bu tapu kaydının iktisap sütununda kesinleşen orman kadastrosunun ölçekli haritaları nazara alınarak arazi kısmının ormandan ayrılarak Kasım 1950 tarih ve 278 numaralı tapu kaydı oluşturulduğuna, çekişmeli parselin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro haritasının sınırları içinde bulunması nedeniyle, 1979 yılında 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlendiğine göre, kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydının çekişmeli M. Köyü 1852 sayılı parseli kapsadığı kabul edilemez. Her ne kadar, bozma öncesi keşifteki yerel bilirkişi beyanlarına dayanan fen elemanı bilirkişi raporuyla, kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydının çekişmeli parseli kapsadığı gerekçe gösterilmiş ise de uygulama yeterli görülmeyerek Yargıtay'ca hüküm bozulduğuna göre, ölçekli haritası bulunan orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı teknik bilirkişi raporları karşısında soyut yerel bilirkişi sözlerine değer verilemez.
Çekişmeli parsel kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydı kapsamında olamayacağına, çekişmeli taşınmazın orman sınırları içinde iken oluşturulan kadastro tapusuna değer verilemeyeceğine göre, dava konusu parselin 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince davalılara intikal ettiği kabul edilemez.
Bu nedenlerle, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeler ile davanın reddi yolunda karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.04.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy