(3402 S. K. m. 1, 4, 13, 14, 12, 16, 18) (6831 S. K. m. 11) (2613 S. K. m. 1) (5602 S. K. m. 1) (766 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 16.11.1998 tarihli bozma kararında özetle; Davacı tarafın dayandığı tapu kaydına ait kroki ile çekişmeli Konukça Köyü 221 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kuzey ve güney hudutlarında bulunan taşınmazlara ait tutanak ve dayanaklarının getirtilmesi ve usulünce uygulanarak tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamının saptanması, üç kişilik orman bilirkişi kurulu eliyle memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları da uygulanarak sonucuna göre hüküm kurulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin yeşil ile boyalı 2928.57 m2'lik bölümünün tapusunun iptali ile payları oranında davacılar adına tapuya tesciline, 216 ada 1 parselle ilgili karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil ile birlikte orman kadastrosunun iptali niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Tespit tarihinden önce yörede orman kadastrosu yapılmamış, çekişmeli parsel 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince arazi kadastro ekiplerince yapılan orman kadastrosu sonucu 1991 yılında Hazine adına orman niteliği ile tescil edilmiştir. Mahkemece çekişmeli yerin 2928.57 m2'sinin orman sayılmayan yerlerden olduğu ve dayanılan tapu kapsamında kaldığı gerekçesi ile bu kesim yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de, 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 Sayılı Kadastro Yasası'nın 4/3 maddesinde, ... iki ay içinde orman kadastro komisyonlarınca orman sınırlarının belirlenmemesi halinde kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu kanun hükümlerine göre yürütülür. Kadastro ekiplerince bu şekilde tesbit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur. yine aynı yasanın 16/D maddesinde devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde özel yasaları hükümlerine tabidir hükümleri bulunmaktadır. Orman hukukuna ilişkin düzenlemeler özel yasa niteliğindeki 6831 Sayılı Orman Yasasında yer almıştır. 3402 Sayılı Yasa 6831 Sayılı Yasanın hiçbir maddesini yürürlükten kaldırmamış, aksine ormanlar hakkında mevcut olan özel Orman Yasasının uygulanacağını öngörmüştür. Bu bakımdan, niteliği orman olan taşınmazlar hakkında hukuk ve ceza konularında çıkacak uyuşmazlıkların tümünün özel Orman Yasasında yazılı hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi gerçekten uzman kuruluş olan orman kadastro komisyonlarının görevini, yani ormanları tespit etme işini, gerektiğinde genel arazi kadastro ekiplerine vermiştir. 3402 Sayılı Yasanın hazırlık evresindeki Hükümet ve Adalet Komisyonu tasarılarında 3402 Sayılı Yasanın 4/3. ve maddesi bu şekilde olmadığı, T.B.M.M.'deki görüşmeler sırasında verilen önerge ile maddenin şimdiki halini aldığı görülmektedir. Önergede, bu değişikliğin bir zorunluluk sonucu getirildiği bildirilmiştir.
3402 Sayılı Kadastro Yasası'nın yürürlüğünden önce uygulanmış ve uygulanmakta olan 2613, 5602 ve 766 Sayılı Yasaların hükümleri gereğince, arazi kadastro ekipleri orman niteliğindeki yerler hakkında hiçbir işlem yapmadan, yani tespit tutanağı düzenlemeden ve kadastro paftasında, o yere parsel numarası vermeden çalışma alanı dışında, tespit ve tescil harici bırakmaktaydı. O yerde arazi kadastrosunun yapılıp kesinleşmesinden yıllar sonra o bölgede orman kadastrosu yapıldığından tespit ve tescil harici bırakılan ormanların mülkiyeti belli olmadığından ormanlar üzerindeki tahribat ve işgal devam ediyor, ya da arazi kadastro ekiplerinin yıllar önce özel mülk sayıp tapusunu kesinleştirdiği yerler orman sınırı içine alındığından, bu durum birçok hukuk ve ceza davalarına konu oluyordu. İşte 3402 Sayılı Yasa; 1. maddesinde tanımlanan yasanın amacına uygun olarak, bir yerde kadastro işlemleri başlayınca, orman niteliğindeki (madde 4/3) özel mülke konu araziler (md. 13, 14) ile kamu malları (md. 16) ve şimdi tarım alanı olmayan; ancak, ileride tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlaması mümkün olan yerlerin (md.18/1.) tespit ve tescil edilmesi hükümlerini getirerek o yerin, kadastro paftasında boşluk bırakmadan tüm arazinin nitelik ve mülkiyetini belirleme yolunu benimsemiş, kamu mallarının tahribini, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılmasını önlemiş, böylece yurt genelinde yıllardan beri sürmekte olan arazi çekişmelerine son vermek suretiyle sosyal ve toplumsal barışın sağlanmasını amaçlamıştır.
3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre, bir çalışma alanında orman belirleme işi; ister orman kadastro ekiplerince, isterse arazi kadastro ekiplerince belirlensin, kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemlerini de ikmal edilmiş saymıştır.
İkmal etme, tamamlama değildir. İkmal edilen ya da yapılan işlemin ilan edilmesi ve ilan süresinde dava açılmayarak kesinleşmesi veya ilan süresi içinde dava açılması halinde dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesi ile orman kadastrosu kesinleşecektir. Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan tesbit işlemi aslında bir orman kadastro işlemidir. Yasa maddesindeki orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır tümcesi yapılan işlemin isminin orman kadastro işlemi olduğunu, hiçbir yoruma gerek olmadan açık şekilde bildirmektedir.
Yapılan ve kesinleşen işlem orman kadastrosu olduğuna göre, temyize konu dava, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükmüne göre açılan, tapu iptali davası değil, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi hükmüne göre açılan, orman kadastrosunun iptalidir.
Orman niteliğinde olan bir yerin kadastro işlemi kesinleşmekle o taşınmaz kamu malı orman niteliğini kazanır. Yukarıda açıklandığı gibi, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde ormanlar hakkında özel yasanın uygulanacağı yazılıdır. Kesinleşen orman kadastrosunun nasıl iptal edileceği 3402 Sayılı Yasada değil, 6831 Sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede ise, kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin ancak, tapulu taşınmazlar yönünden, tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebileceği öngörülmüştür. Vergi kaydına, zilyetliğe dayanılarak kesinleşen orman kadastrosunun iptali dava edilemez.
Yasaların yorumlanmasında yalnızca o madde değil, o maddeyi ilgilendiren diğer yasalardaki tüm hükümlerin birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerekir.
3402 Sayılı Yasanın 12/3. ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü süreler kamu düzeni ile ilgilidir. Hak düşürücü süre davanın görülebilirlik koşuludur. Bir davada hak düşürücü sürenin bulunup bulunmadığı davaya bakan hakim tarafından, tarafların istemi olmadan doğrudan gözönünde bulundurulması zorunludur. Hak düşürücü süre geçmişse davanın esası incelenemez. Davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemez ve dava dinlenemez. Kadastro yasaları tasfiye amacını gütmektedir.
Yasa koyucu, kamu düzenini hak arama hürriyetinden daha önemli görmüş ve hak düşürücü süreye üstünlük tanımıştır.
Somut olayda; 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu 1991 yılında kesinleşmiş, dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapu kaydı oluşmuş ve taşınmaz kamu malı olmuştur. Kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 Sayılı Yasanın 16/D ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebilir. Davacı taraf, Nisan 1972 tarih 67 nolu tapu kaydına dayanarak bu davayı açmışsa da, bu kaydın geldisi, Temmuz 1966 tarih 11 noya dayanmakta ve Kastamonu Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil ilamı gereğince oluştuğu belirtilmektedir. 17. Hukuk Dairesinin yukarıda yazılı bozma ilamından sonra Dairemizin iade kararı üzerine sözü edilen mahkeme kararı dosyaya getirtilmiş ve tapu kaydında Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil ilamından söz edilmekte ise de, bu ilamın incelenmesinden tapusuz olarak Çuhadar oğlu Mehmet Emin'in tasarrufunda olan bir kısım taşınmazlar ile tapulu taşınmazların mirasçıları arasında gerçekleşen sulh akdi gereğince adlarına tescili ve mahkemece sulhun tasdiki niteliğinde bir karar olduğu, çekişmeli yere ait olduğu ileri sürülen kaydın eski tarihli bir tapu olmayıp, öncesi tapusuz olan taşınmazın mirasçılar arasında paylaşımı sırasında sulh olmaları nedeniyle oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Bu kararda Orman Yönetimi ve Hazine taraf değildir. Davacılarca dayanılan bu kayıt tapu kaydı niteliği taşımamaktadır. Geçerli bir tapuya dayanılmadığından hak düşürücü süre nedeniyle kesinleşen orman kadastrosunun iptali istenemez (Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2005 tarih, 2005/20-327-377 sayılı kararı). 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre içinde tapuya dayalı olarak dava açılabilmesi için, dayanılan tapu kaydının 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce mevcut ve 4785 Sayılı Yasa karşısında yasal değerini yitirmemiş bir tapu kaydı olması gerekir. Davacıların dayandığı ilk kez Nisan 1972 tarih 11 numarada, paylaşım davasında tarafların sulh olmasıyla senetsizden oluşturulan tapu kaydı yasanın öngördüğü nitelikte bir tapu kaydı değildir. Orman kadastrosu kesinleşmekle tapu kaydı yasal değerini yitirmiştir. Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü ile 2928.57 m2'lik bölümünün tapusunun iptali ve davacılar adına tapuya tescili doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 14.06.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy