(3402 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Orman Yönetimi ve davalı E. Duru tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında D. Köyü 101 ada 64 parsel sayılı 7638.74 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin 5238.64 m2'lik bölümünün orman niteliği ile Hazine, 2400 m2'lik bölümünün tesbit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi ve davalı E. Duru tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın 2400 m2'lik bölümünün orman sayılmayan, 5238.64 m2'lik bölüm ise orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak alınan Orman Yüksek Mühendisi Ö. Becerik ile Ziraat Yüksek Mühendisi E. Hancılar raporlarında çekişmeli taşınmazın doğuda kalan 2549.61 m2'lik bölümünün memleket haritasında yeşil ormanlık alanda ve orman sayılan yerlerden olduğunu, batıda kalan 5089.13 m2'lik daha büyük bölümünün ise beyaz renkli açık alanda orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirledikleri halde; fen bilirkişi raporunda taşınmaza uygulanan 1937 tarih 1077 tahrir numaralı vergi kaydının şahıs ve yol sınırları sabit itibariyle olduğunu ve zeminde de yol ve şahısların bulunduğunu bildirdiği; orman bilirkişi ise doğuda (A) ile gösterilen 5238.24 m2'lik bölümünün ormanlık saha olduğu ve batıda kalan 2400 m2'lik bölümünde vergi kaydı miktarı kadar orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirerek bu şekilde krokisinde göstermiştir. Bu durumda fen bilirkişi raporu, orman ve ziraat bilirkişi raporlarıyla çelişmiştir. Mahkemece, bu çelişki üzerinde durulup giderilmediği gibi birbiriyle çelişen raporlara dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde, mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planından oluşan resmi belgelere dayalı olarak usulüne uygun inceleme yapan orman bilirkişi ile bunu doğrulayan ziraat bilirkişi raporları doğrultusunda taşınmazın orman sayılan ve sayılmayan bölümleri belirlenip fen bilirkişiden bu hususta alınacak rapora göre hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE, gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 12.12.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy