(2709 S. K. m. 169, 170)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 23/12/2003 gün ve 2003/9394-10073 E.K. sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Orman Yönetimi, Çınarlı Köyü 372 ada ve 13 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını belirterek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın krokide (A) ile işaretli 290 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle, dairece onanmıştır. Bu kez, davalılar vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Her ne kadar, mahkemece çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yapılan uygulama ve araştırmada, kısmen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu gerekçesi ile krokide (A) ile işaretli 290 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ve dairece yerel mahkemenin kararı onanmışsa da, mahkemece yapılan inceleme hükme yeterli olmayıp, dairece hükmün onanması yanılgıya dayalıdır. Şöyle ki;
Yapılan incelemede, dosyada yer alan, Tapu Sicil Müdürlüğünün 15/07/2002 tarihli yazılarında, çekişmeli taşınmazın öncesinin 175 parsel olduğu ve imar uygulaması sonucunda 372 ada 13 parsel numarası ile tapu kaydı oluşturulduğunun bildirildiği, 175 parsel numaralı taşınmazın, yörede 1974 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmalarında, 12850 m2 yüzölçümü ile gerçek kişi adına tespit ve tescil edildiği, 26/03/1999 tarihinde yapılan imar uygulaması ile arazi kadastrosu sırasında 269 parsel numarası verilerek ve tescil edilen, orman kadastrosu sırasında, çap hudutları esas alınarak orman sınırının tespitine esas alınan, 269 parsel sayılı taşınmazın çap sınırları yakınında olarak, 400 m2 yüzölçümü ile 372 ada 13 parsel numarası verilerek, 175 parsel malikleri adına tapu kaydının oluşturulduğu, Orman Yönetiminin bu imar uygulamasına karşı idari yargıda dava açtığı, ancak idare mahkemesinin 08.03.2000 tarih ve 2000/184-169 sayılı kararı ile süre aşımından reddedilerek kesinleştiği, çekişmeli taşınmazın, 2000 yılında satış ile davalılara geçtiği anlaşılmaktadır.
Yörede ilk kez yapılan ve 05.03.1998 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman tahdidine ilişkin çalışma tutanaklarının incelenmesi sonucu, 18 ila 22 nolu orman sınır noktaları tarif edilirken "269 nolu kadastro parselinin sınırlarını takiple" denilerek, orman alanları ile orman sayılmayan alanların sınırının tespitinde 269 sayılı parselin çap sınırları esas alındığı gözlenmektedir.
Dava konusu taşınmaz başında yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan bilirkişilerinin düzenledikleri rapora ekli krokide, orman kadastrosunda orman sınırının tespitine esas alınan 269 sayılı parsel sayılı taşınmaz ile, çekişmeli taşınmazın evveliyat kaydı olarak bildirilen 175 parsel sayılı taşınmazın, imar uygulamasından önceki genel arazi kadastro paftası ve imar uygulaması neticesinde oluşan kadastro paftasının orman kadastro haritası ile birlikte, ölçekleri eşitlenip çakıştırılarak, kesinleşen tahdit içindeki konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösterilmediğinden, taşınmazın orman kadastrosundaki konumunu duraksamaya yer vermeyecek biçimde göstermeyen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Diğer yandan, çekişmeli taşınmaza komşu 372 ada 14 parsel sayılı taşınmazın da davacı tarafından aynı iddia ile Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu edildiği ve 2001/352-312 ile davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın, dairece 28/12/2004 tarihinde temyiz incelemesinin yapılarak, 2004/8538-13909 ile inceleme ve araştırmanın yetersiz olduğu nedeniyle bozulduğu, bozmadan sonra 2005/115 numarası verildiği ve davanın halen derdest olduğu anlaşılmakla, çelişkili sonuca yol açılmaması için her iki parsel hakkında birlikte uygulama yapılması gerekmektedir.
O halde, öncelikle mahkemece, çekişmeli taşınmaza komşu 372 ada 14 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki dava ile eldeki dava birleştirilmeli, Orman İşletme Müdürlüğünden, orijinalinden fotokopi alınmış, orman sınır noktalan okunaklı olarak işlenmiş ve aslına göre renklendirilmiş onaylı orman tahdit harita örneği getirtildikten sonra, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte; 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama yönetmeliğinin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı "orman sınır noktası ve hatların arza uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından varsa ölçü karnelerinden nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır.
Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi araziye daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise, o esas alınır" hükmü göz önünde bulundurularak, kesinleşmiş orman tahdit haritası, orman tahdit tutanakları ve tapulama paftası ve imar uygulaması neticesinde oluşan kadastro paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp ölçekleri denkleştirilerek çakıştırılmalı, 269 sayılı kadastro parselinin imar uygulamasından önceki sınırları tam ve doğru olarak saptanmalı, 18 ila 21 nolu orman tahdit noktalarının yerleri bu parsele göre belirlenmeli, daha sonra 169 ve 175 parselin imar uygulamasından sonraki sınırları belirlenmeli, her iki kadastro paftası ile orman tahdit haritası ölçekleri eşitlenmiş olarak çakıştırılmalı, çekişmeli 372 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların kesinleşen orman tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, ayrıca imar uygulaması ile oluşan pafta ile önceki kadastro paftası arasında sınırlarda farklılık olup olmadığı da belirlenmeli, tutanaklar ile harita arasında çelişki var ise, çelişki üzerinde durularak sebebi açıklanmalı, orman tahdit haritasının zemine uymadığı; ancak, orman tahdit tutanaklarının zemine uyduğu ve gerçek durumu yansıttığının anlaşılması halinde, orman tahdit tutanaklarına değer verilerek bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı olan ve 269 sayılı kadastro parseli ile imar uygulaması ile oluşan 372 ada 13 ve14 parsellerin sınırlarını üst üste çakıştırmış halde ve orman tahdit noktaları işaretlenmiş olarak gösteren, ayrı renklerde işaretli müşterek kroki düzenlettirilmeli, böylesine yapılan bir uygulama sonucu çekişmeli parselin bulunduğu yerin kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığının belirlenmesi halinde, yasalarımız hiçbir ayrım yapmadan yasalara aykırı, yolsuz tescile dayalı olarak oluşturulan tapu kayıtlarının iptalini, başka bir anlatımla, tapu sicillerinde düzeltim yapma görevini adli yargıya verdiğinden ve idari yargıda, imar uygulamasına tabi tutulacak arazinin özel mülkiyete konu olabilecek arazi olabileceğini, Anayasanın 169 ve 170. maddelerinin koruyuculuğu altında olan orman ve orman rejimi dışına çıkartılan kamu malı niteliğindeki arazilerin imar uygulamasına tabi tutulamayacağı konularını incelemede ve önüne gelen davada görevi gereği taşınmazın asıl niteliğine bakmadan olayı sadece biçimsel yönden inceleyerek Orman Yönetiminin imar planının iptali yönünden açtığı davayı süre yönünden ret etmiş olmasının temyize konu tapu iptali davasında kesin hüküm oluşturmayacağı düşünülmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 23/12/2003 gün ve 2003/9394-10073 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy