(6831 S. K. m. 2) (YHGK. 02.03.2005 T. 2005/8-127 E. 2005/124 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.04.2003 tarih 2003/2330-3529 sayılı bozma kararında özetle: Çekişmeli taşınmazın Mahmudiye Köyü ile Kırkpınar Belediyesi hudutları arasında kaldığı belirtildiğinden, öncelikle bu hususun resmi mercilerden sorulması, Mahmudiye Köyü ile Kırkpınar Belediyesine ait arazi kadastro paftaları ile orman tahdit haritalarının getirtilmesi, taşınmazın konumunun belirlenmesi, belediye hudutları içinde kaldığı anlaşıldığında ise belediyenin taraf olarak yer olması gerektiği gözönüne alınarak imar planı içinde kayıp kalmadığının araştırılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1965 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 27.06.1991 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sırasında uzmanlığına başvurulan orman bilirkişisi çekişmeli taşınmazın % 10-15 eğimli olduğunu, üzerinde ev ve ahır bulunduğunu 30-40 yaşında meyve ağaçlarının bulunduğunu, 1958 tarihli memleket haritasında açık renkli alanda kaldığını, Mahmudiye köyünde ve Kırkpınar Beldesinde yapılan orman kadastro çalışmaları ve daha sonra yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarında tahdit dışında kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklayarak taşınmazın tahdit hattına göre konumunu gösteren kroki sunmuştur.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve uzman bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazın Mahmudiye Köyü idari hudutları içinde kaldığı, bu köyde 1961 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmalarında tescil harici olarak bırakıldığı, gerek Kırkpınar Beldesi gerekse Mahmudiye köyünde yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmalarında tahdit dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılmaktadır.
Bu dosya içinde bulunan ve çekişmeli taşınmaza batı yönden komşu olan 738 parsel sayılı taşınmaz, dava dışı Aziz Kılıç tarafından zilyetliğe dayalı olarak açılan tescil davası neticesinde Sapanca Asliye Hukuk mahkemesinin 199/64-1999/101 sayılı tescil ilamı ile oluşmuştur. Söz konusu dosyada davacı Aziz Kılıç'ın temyize konu olan dosyadaki davacı Osman Kahraman'a miras bırakanından kalan taşınmazı 30.12.1993 tarihli zilyetliği devir senedi ile satın aldığı ve zilyet olduğu iddiası ile bu davayı açtığı, davacı Osman Kahraman 07.06.1994 tarihli keşifte tanık olarak dinlendiği ve babasının dava dışı Osman ve Zeki Arapoğuları'ndan 1965 yılında satın aldığını ve kendisine zilyetliği devir ettiğini beyan ettiği, 07.07.1997 tarihli keşifte ise yerel bilirkişi olarak dinlenen davacı Osman Kahraman'ın çekişmeli taşınmazın hudutlarını doğusunda yol, yoldan sonra Osman Kahraman'a ait ev, Batısında Ferhat Özgen'e ait ev, Kuzeyinde Ferhat Özgen'e ait bahçe, Güneyinde ise Aslan Kahraman bahçesi olarak tarif etmiştir. Söz konusu bu dosyaya ve davacı Osman Kahraman'ın keşiflerdeki beyanına göre 1997 tarihi itibarı ile komşu 738 parselin hududunda davacı Osman Kahraman'ın kullanımında olan bir taşınmazdan bahsedilmemektedir ve tescile esas fen bilirkişi krokisinde de 738 parselin doğu yönünün yani çekişmeli taşınmaz yönünün boş olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu belirlemeler karşısında temyize konu olan dosyadaki yerel bilirkişi ve tanığın davacının 1967 tarihinden beri taşınmazı kullandığı şeklindeki beyanlarına değer verilemez.
Yukarıda belirtilen nedenlerle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.03.2005 tarih ve 2005/8-127-124 sayılı kararı da gözönüne alınarak mahkemece davacı yönünden zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı kabul edilerek davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekirken aksine düşünceler ile davanın kabulü yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.06.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy