(6831 S. K. m. 2/B) (3402 S. K. m. 4, 14)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 05.07.2004 gün ve 2004/2907-7264 sayılı bozma kararında özetle: "çekişmeli taşınmazın bulunduğu K. Köyü'nde ilk kez 1946 yılında orman kadastrosu, 1979 yılında 6831 Sayılı Yasayı değiştiren 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan 2. madde uygulaması ve son olarak da 3402 Sayılı Yasaya esas olmak üzere 2/B madde uygulaması yapıldığı halde, bu çalışmalara ait tüm tutanak ve haritaların uygulanmadığı, uzman bilirkişi raporunun bu yönden yetersiz olduğu, ziraat uzmanı bilirkişi ve davalı tanıklarının dinlenmediği, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamaların da araştırılmadığı, bu nedenlerle; tüm orman kadastro işlemlerine ilişkin tutanak ve haritaların getirtilmesi, önceki bilirkişiler dışında bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçeklerinin denkleştirilmesi, sağlıklı bir biçimde zemine uygulanması, çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, bilirkişilere, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır ( OTS ) noktasını gösterecek biçimde tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmesi, açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B maddesi kapsamı dışında bulunduğunun belirlendiği taktirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması, ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığının belirlenmesi, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilerek uygulanması; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin saptanması; varsa, zilyetlik tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiğinin sorulması, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınması; tespit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, miras bırakanlar yönünden de araştırma yapılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine, dava konusu K. Köyü 114 ada 65 sayılı parselin tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 1979 yılında yapılıp 23.08.1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 2002 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine göre yapılıp dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.
Bozmaya uyulmasına rağmen araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece yörede 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna, 1979 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin tutanak ve harita getirtilmediğinden yapılan uygulama bu haritaya göre denetlenemediği, bilirkişi krokisi yeterince orman sınır noktası içermediği gibi, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi krokisiyle, bir örneği dosyada bulunan 1947 orman kadastro haritası arasında aynı orman sınır hatları arasında açı ve mesafe olarak farklılıklar bulunduğu halde ( örneğin 5669, 6770, 5771, 5772 ve 5773 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hatları ayrı ayrı açı ve mesafe ve birbirlerine göre konumları yönünden her iki haritada farklılıklar gösterir ), bu farklılık ve çelişkilerin nedeni üzerinde durulmamış, orman sınır noktalarının zeminde nasıl bulunduğu ve orman kadastro haritalarının nasıl aplike edildiği teknik olarak açıklanmamıştır.
Aynı yöre ile ilgili temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarındaki harita ve tutanaklardan, 1947 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası ile daha sonra yapılan aplikasyon ve 2/B uygulamasına ait haritanın çelişkili olduğu, haritalar arasında çıplak gözle görülür biçimde farklılık bulunduğu, aplikasyon işlemi yapılırken 1947 yılı tahdidine orman sınır noktalarının yerleri, açıları ve mesafeleri bakımından uyulmadığı, bazı bölgeler için adeta orman sınırının yeniden geçirildiği gözlenmektedir.
Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, bağlantı kurularak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup, bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur 02.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde Uygulaması Hakkındaki Yönetmelik md. 44. ve 25523 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 15.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren yönetmeliğin 43. ve devamı maddelerine göre, aplikasyon işlemi yeni bir orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları değiştirilemez. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz. Kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olmasına rağmen eylemli devlet ormanı niteliğinde olan yerler için, Hazine'nin her zaman dava açma olanağı vardır.
Böyle bir dava ile Hazine adına tesciline karar verilecek yerler, orman olarak kullanılmak ve korunmak üzere orman yönetimine idari yoldan tahsis edilebilir.
Bu nedenlerle, mahkemece öncelikle 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna, 1979 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalar ile 2002 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tüm tutanak ve haritalar, bu çalışmalar sırasında kullanılan hava fotoğrafları getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşif te 1947 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen ilk orman tahdit haritası, tutanakları ve paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, zeminde bulunacak beş noktadan hareketle tutanaklarda yazılı açı ve mesafeler okunup ölçülerek çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki 5669, 6770, 5771, 5772 ve 5773 numaralı orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hatları belirlenmeli, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunamaması halinde nedeni üzerinde durulmalı, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunmayan bu noktaların yerleri zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktalan esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı birer birer arazide bulunup röperlenmeli, 1947 yılı tahdit haritası zemine uygulandıktan sonra 1979 ve 2002 yılında ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2IB madde çalışmalarında oluşturulan haritalar aynı yöntemle yerine uygulanmalı, haritalar arasındaki farklılığın nereden kaynaklandığı 1947, 1979 ve 2002 işlemlerinde kullanılan hava fotoğraflarından da yararlanılmak suretiyle Kadastro Yönetmeliğinin 54. maddesi gereğince düzenlenen teknik izahname hükümlerine göre belirlenmelidir. Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 1948 yılındaki 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış orman tahdit haritası, 1979 yılında düzenlenen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin harita ve 2002 yılında ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin haritaya göre konumunu gösteren her üç harita ile irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, haritalar ile genel arazi kadastro paftasının ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmek suretiyle en az yukarıda sayılan 20-30 adet orman sınır noktasını içerecek ölçekli kroki düzenlettirilmeli, çekişmeli taşınmazın ve çevre taşımazların konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanarak teknik ve bilimsel verileri bulanan rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre, aplikasyon ile orman sınırlarının daraltılamayacağı gözetilerek bir karar verilmelidir. Değinilen yönler gözetilmeksizin yetersiz inceleme ve araştırmaya dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.10.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy