(1086 S. K. m. 87)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve şerh terkini davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin pul yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Yörede 1991 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında çekişmeli Buca İlçesi Kuruçeşme Mahallesi 827 ada 12 parsel 8892,33 m2 tarla niteliği ile belgesizden tespit görmüş olup, davalılar adlarına tapuda kayıtlıdır. Tapu kaydında orman sınırları içinde kaldığı yolunda şerh bulunmaktadır.
Orman Yönetimi, taşınmazın orman sınırı içinde kalan kesimine ait tapunun iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescili, bu kesime davalıların elatmasının önlenmesi istemi ile dava açmış; gerçek kişilerin tapu kaydındaki şerhin iptali istemi ile açtıkları dava da bu dava ile birlikte görülmüştür.
Mahkemece orman ve fen bilirkişilerinin raporuna ekli krokide yeşil ile boyalı 12 (A) ile gösterilen ve davalılar Ahmet Beder, İsmail Tıkır, Ümmü Gülsüm Duman, Hasan Hüseyin Afan, Şule Ceran ile Seracettin Tuğan tarafından kullanılan ve orman olduğu belirlenen 8210,71 m2'lik yere ait tapunun iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline, bu kesime davalı gerçek kişilerin elatmasının önlenmesine; aynı krokide sarı boyalı 12 (B) ile gösterilen Seracettin Tuğan'ın kullanımında ve orman olmadığı belirlenen 681,62 m2'lik kesim yönünden tapu kaydındaki şerhin kaldırılmasına, Seracettin Tuğan dışındaki gerçek kişilerin şerh iptali ile ilgili istemlerinin reddine karar verilmiştir. Bu karar Orman Yönetimi, Hazine ve gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1948 yılında 3116 Sayılı Yasa uyarınca 5 nolu orman kadastro komisyonunca orman kadastrosu yapılmış, 1981 yılında 9 nolu orman kadastro komisyonunun 4 nolu ekibince tahdidinin iptali ile 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulama çalışmaları yapılarak 27.07.1981 tarihinde ilan edilmiş, ancak yapılan çalışmanın sonucunda komisyonca orman sınır noktaları yersel olarak ölçülüp haritaları çizilmemiş, orman kadastro dosyası hazırlanmamıştır. Daha sonra 1990 yılında 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B uygulaması yapılmış, bu çalışma da 01.02.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada 8210,71 m2'lik kısmının orman sayılan kesiminde kaldığı anlaşıldığından gerçek kişilerin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan kısmının tapusunun iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tescili ve bu kesime davalıların elatmasının önlenmesi istemi ile dava açılmıştır.
Mahkemece yapılan keşiften sonra, Orman Yönetimi tarafından dava ıslah edilerek keşif sonucunda kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı belirlenen kesimde davalılara ait evler ve meyve ağaçlarının bulunduğu anlaşıldığından bunları kal'i istenmiştir. Mahkeme 08.03.2005 tarihli oturumda dosya kapsamı, davanın mahiyetine göre bu istemi reddetmiştir.
Davada, davacı Orman Yönetimi müddeabihi artırmak suretiyle ıslah talebinde bulunmaktadır.
H.Y.U.Y.'nın 87/son maddesinde yer alan müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez hükmü Anayasa Mahkemesinin 20.07.1999 tarih 1999/1-33 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve 04.11.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Davacı taraf ise, 19.07.2004 tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunmuştur.
Bu durum karşısında davacının, dava devam ederken müddeabihin ıslah suretiyle artırılmasını isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Zira, davaların en az giderle ve hızlı biçimde sonuçlandırılmasını sağlamak amacıyla kişileri ikinci bir dava açmaya zorlamamak ve hak arama özgürlüğünü sınırlandırmamak için ıslah yolu ile müddeabihin artırılmasına olanak tanımak Anayasaya uygun yorumun bir gereğidir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; ıslah isteminin kabulü ile kal istemi hakkında olumlu-olumsuz bir hüküm kurmaktan ibarettir.
Değinilen yön gözetilmeksizin kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; gerçek kişilerin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine, 13.09.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy