(3402 S. K. m. 4, 16, 20, 30/2, 32) (6831 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi H. ve arkadaşları ile dahili davacı Hazine tarafından istenilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında, A. Köyü 111 ada 10 parsel sayılı 5995 1,19 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, arsa niteliğiyle belgesizden A. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/9 E. sayılı dosyasında davalı olduğundan malikhanesi açık olarak tespit tutanağı düzenlenip kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Davacı M. ve arkadaşlarının A. Asliye Hukuk Mahkemesinde Belediye Başkanlığı aleyhine açtıkları men'i müdahale davası, yine A.köy Muhtarı ve M. ve arkadaşları aleyhine 2. kez açtıkları men'i müdahale davası ve Belediye Başkanlığına karşı açılan dava bu dosya ile birleştirilmiş, diğer davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkemece dava konusu parselin 18.09.2003 tarihli krokide 10 ( A ) ile gösterilen kısmın batısında bulunan devlet ormandan başlayarak kuzeydeki toprak yola kadar uzman 1838 m2'lik kısım ayrılarak A. Y. mirasçıları adlarına tesciline, krokide 10 ( B ) ile gösterilen 12066,47 m2'lik kısım taşlık olarak tespitine, krokide 10 ( c ) ile gösterilen sarı boyalı 28041,60 m2 kısım ile 10 ( A ) ile gösterilen 19842,99 m2'lik kısımdan A. Y. mirasçıları adına verilen kısımdan geriye kalan 18004,99 m2 alanın tamamının bir bütün olarak 46046,59 m2 yüzölçümüyle 3402 Sayılı Yasanın 16/6 maddesi gereğince eğrek ve sıvat yeri olarak sınırlandırıp özel siciline yazılmasına karar verilmiş, hüküm davacı H. Y. ve arkadaşları ile dahili davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınamazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
1 ) Davacılar H. ve arkadaşlarının temyizi bakımından;
Mahkeme hükmü davacılar H. ve arkadaşları vekiline 11.11.2004 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, H.Y.U.Y.'nın 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 09.12.2004 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı inançları Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2 ) Dahili davacı Hazinenin temyizi bakımından;
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu henüz kesinleşmemiş olduğuna göre, dava; kadastro tespitine itirazla birlikte aynı zamanda orman tahdidine de itiraz niteliğindedir. Çekişmeli parselin malik hanesi açık olduğuna göre 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince gerçek hak sahibi adına tescili gerekir. Orman Yönetimi 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince davada yasal hasım durumundadır. Bu sebeple, öncelikle Orman Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesi, husumetin yaygınlaştırılarak taraf oluşturulmalı,
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. iadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116,4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 22.02.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok ediimiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli ( renkli fotokopi ) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Böylesine yapılacak bir araştırma sonucu davalı taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, mahkemece davacıların tutunduğu 24 Eylül 1288-170 nolu tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları getirtilerek yapılacak keşifte uygulanmalı, her bir sınır için bilirkişi ve tanıklardan beyan alınarak, yapılan uygulama, fen bilirkişi tarafından düzenlenecek birleşik krokiye yansıtılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, dava konusu taşınmazın geniş yüzölçümlü 111 ada 10 parselin hangi kısmına isabet ettiği, 10 parselin paftası üzere işaretlenerek, kararın infazı sırasında tereddüt yaratılmamalı, davacıların dayandığı tapu kaydının değişebilir sınırlı olması nedeniyle kayıt kapsamı 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince yüzölçümüne değer verilerek belirlenmeli, başka parsellere de revizyon görmüş ise, o parsellerin de miktarı ile geçerli kapsamını belirleme de gözönünde bulundurulmalı, dayanak tapu kaydının davalı taşınmaza uyması ve başka parsellere de revizyon görmemesi halinde infazda tereddüt yaratmaması açısından 3402 Sayılı Yasanın 32/3. maddesi gereğince fen bilirkişi tarafından parselin paftası üzerinde kapladığı alanın ölçekli olarak gösterilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı H. ve arkadaşlarının vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde H. Y. ve arkadaşlarına iadesine,
2) 2. bentte açıklanan nedenlerle dahili davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 17.10.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy