(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Yunuslar Mahallesi, İncirli Çeşme civarı mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, kararda sınırları belirtilen 1418 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı Salih Yıldırım adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 20.04.1990 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1954 yılında yapılmış ve sonuçları 19.11.1954-19.12.1954 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde Genel arazi kadastrosu 1954 yılında yapılmış ve 19.11.1954 ila 19.12.1954 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Şöyle ki; davaya konu taşınmaz, 1954 yılında yapılan genel kadastro sırasında 19 nolu kadastro paftasında olup orman sayılan yerlerden olması nedeniyle ORMAN niteliğiyle tespit dışı bırakılmış ve işlem kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmazın tespit tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tespit dişi bırakılarak orman olduğunun belirlenmesi olgusu karşısında taşınmazın orman olmadığı, ancak yörede yapılıp kesinleşecek orman tahdidi dışında kalması halinde kabul edilecek ve tahdidin kesinleşmesi tarihi zilyetliğin başlangıcına esas olacaktır. Başka bir anlatımla, yörede yapılacak orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar taşınmaz orman sayılan yerlerden olma özelliğini sürdüreceğinden o tarihe kadar süren zilyetliğe değer verilemeyecektir ( Yüksek HGK.nun 24.10.2001 gün, 2001/8-464/751 Sayılı kararı da bu yöndedir ). Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 1990 yılında yapılmış ve 20/4/1990 tarihinde ilan edilerek 20/10/1990 tarihinde kesinleşmiş ve çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır. Taşınmazın Medeni yasanın 713 maddesi ve 3402 sayılı yasanın 14 ve 17. Maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, orman kadastro işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılma işleminin yapılıp kesinleştiği 20/10/1990 tarihi ile temyize konu davanın açıldığı 22/10/2001 tarihleri arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez. Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatıran Orman Yönetimine iadesine 07/02/2005 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy