(1086 S. K. m. 363) (492 S. K. m. 34) (3402 S. K. m. 4, 20)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.10.2003 tarih 2003/6155-7081 sayılı bozma kararında özetle: Yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y.m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel veya kesin önelin avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi; bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (492 Sayılı Harçlar Yasası m. 34); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, araç için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi yanında; yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğünün gözönünde tutulması zorunluluğu gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 131 ada 155 ve 134 parsellerin davacı Kadir Karadoğu, 132 ada 82 parselin Osman Karadoğu adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Yörede yapılan genel arazi kadastrosu sırasında çekişmeli Hasan Basri Mahallesi 131 ada 155 parsel sayılı 4700 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 131 ada 65 parselin miktar fazlası, 131 ada 134 parsel sayılı 11200m2 yüzölçümündeki taşınmaz 131 ada 45 parselin miktar fazlası, 132 ada 82 parsel sayılı 2900 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 132 ada 67 parselin miktar fazlası olarak Hazine adına tespit görmüştür. Ana 65 parsele uygulanan 972 nolu vergi kaydı batıda, ana 67 parsele uygulanan 963 nolu vergi kaydı da kuzey, güney ve doğu da cebel okumakta, ana 45 parsele uygulanan 975 nolu vergi kaydı doğu, kuzey, güneyde kepez okumakta olup, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesine göre harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Yani vergi kayıtları miktarı ile geçerli olup davacılar kayıt miktarı kadar yer almışlardır. Her ne kadar orman mühendisi bilirkişi raporu ile çekişmeli taşınmazların en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planında orman sayılmayan alan olarak nitelendirildiği ve orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmişse de, dayanak vergi kayıtlarının dava dışı 131 ada 65-45 ve 132 ada 67 parsellere uygulandığı da dikkate alınarak çekişmeli taşınmazların vergi kaydı miktar fazlasını teşkil eden bölümünün, dayanılan vergi kayıtlarının tesis edildiği tarihten sonra, uygulanan memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planlarının düzenlendiği tarihe kadar sınırdaki ormana el atmak suretiyle ormandan açıldığının kabulü gereklidir.
Vergi kayıtları tutunanın lehine olduğu kadar aleyhine de delil teşkil eder. Davacılar dayanılan vergi kayıtları miktarı kadar yer almış olduklarına göre çekişmeli taşınmazların vergi kaydı miktar fazlası olduğu ve sınırdaki ormandan açıldığı kabul edilerek davanın da reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine, 03.10.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy