(3402 S. K. m. 14, 17) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.06.2002 tarihli bozma kararında özetle: Çekişmeli taşınmazın kesinleşen OTS dışında kaldığı belirlendiğinden Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra Hazine yönünden ise çekişmeli yeri komşu parselleri ile birlikte gösterir pafta örneğinin getirtilmesi, fen bilirkişi eliyle zemine uygulanması dayanaklarının çekişmeli taşınmaz yönünü ne okuduğunun denetlenmesi; 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, Türkler Köyünde bulunan (A) ile gösterilen 7658.81 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 12.08.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Genel arazi kadastro işlemi 1956 yılında yapılmış, 07.06.1957 - 06.07.1957 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiş; kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
1) Dairemizin 24.06.2002 tarih 2002/4522-6153 sayılı kararında davalı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olması ve temyize konu karar ile Orman Yönetiminin daha aleyhine bir durum yaratılmamış bulunması nedeniyle Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkeme; taşınmazın 1957 yılında orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, orman tahdidinin kesinleştiği, 12.08.1987 tarihine kadar orman olduğunun kabul edilmesi gerektiği; bu tarihten davanın açıldığı, 16.02.2001 tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı; ancak 20. Hukuk Dairesinin tarih ve nosu belirtilen kararı ile Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddedilmiş olması sebebiyle kişiler yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesi ile hüküm kurmuştur.
Oysa; Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin sözü edilen kararında Hazinenin temyiz itirazları kabul edilerek taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek türden bir yer olup olmadığının belirlenmesi ve gerçek kişiler yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerinde yazılı koşulların oluşup oluşmadığının araştırılması gereğine değinilmiştir. Ormanların intifaı Orman Yönetimine, mülkiyeti Hazine'ye ait olup, bu yerin zilyetlikle kazanılması için öncesi ve halihazır durumu ile orman olmaması gerekir. Bu nedenlerle, gerçek kişiler yararına usuli kazanılmış hakkın varlığından söz edilemez. Davanın reddi gerekirken aksi düşüncelerle 7658.81 m2 yerin gerçek kişiler adına tescili usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: 1) Yukarıda 1. bendde açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda 2. bendde açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.10.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy