(6831 S. K. m. 1, 7)
Dava: Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz, tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.04.2003 tarih ve 2003/1894-2614 sayılı bozma kararında özetle: Mahkemece dava konusu yerin resmi belgelerde orman sayılmayan alan olduğu ve tapu kaydına dayalı 10 yıllık süre içinde dava açıldığı gerekçesiyle kabule karar verildiği; oysa, 3373 Sayılı Yasada tapu sahiplerine tanınan 10 yıllık süre içerisinde tahdidin iptalini isteme hakkının geriye yürüyeceğine ve 3302 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca yapılan tahdit işlemlerini de kapsayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, orman kadastrosuna veya yapılan tahdit uygulamalarına karşı çalışmanın yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan yasa hükümleri gereğince ilgililere tanınan sürelerde bir itiraz söz konusu olmaz ise bu işlemlerin kesinleşeceği, hukukun hiç kimseye sonsuz sürede başvuru hakkı tanıdığının düşünülemeyeceği, yasa hükümlerinden kaynaklanan hak düşürücü süreler içinde itiraz ya da geniş anlamıyla dava hakkı kullanılmaz ise bu sürelerin bitiminden sonra dava hakkının kullanılamayacağı, başka deyişle dava hakkının düşeceği, tapulu taşınmazlar için 3373 Sayılı Yasa ile tanınan bu ek dava imkanının evvelce düşmüş olan haklara uygulanamayacağı, hak düşürücü sürelerin dava koşulu olduğu, mahkemelerce karşı tarafın itirazı aranmaksızın re'sen gözetileceği, hak düşürücü süreye tabi dava hakkı bu sürenin bitmesinden sonra kullanılmış ise, başkaca hiçbir araştırmaya girilmeden dava ön koşulu bulunmadığından davanın reddi gerekeceği, kaldı ki; dayanak tapu kaydının komşu 70 sayılı kadastro parseline de revizyon gördüğü dosya kapsamından anlaşıldığı, değinilen yönler göz önüne alınarak dinlenme olanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 13.08.1998 tarihinde tapu kaydına dayalı olarak 10 yıllık sürede 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 11. madde hükümlerine göre açılmış orman tahdidine itiraz ve tapu iptali, tescili istemine ilişkindir.
Ormanlı Köyünde 28.09.1985 - 20.10.1985 tarihleri arasında 6831 Sayılı Yasanın 1 ve 7. maddelerinde tanınan yetki ile görev yapan orman kadastro komisyonu çekişmeli parselin de içinde yer aldığı bölümü 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırmış ve bu tahdit işlemi askı ilanı sonrasında 22.02.1989 tarihinde kesinleşmiş; dava ise, 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe giren tapulu taşınmazlarda orman kadastrosuna 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılabileceğini öngören 3373 Sayılı Yasa hükümlerine dayanılarak, 13.08.1998 tarihinde açılmıştır.
Sonuç: Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 01.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy