(3402 S. K. m. 22) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine, Orman Yönetimi ve D.S.İ. vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.07.2004 gün ve 6912-7411 sayılı bozma kararında özetle; Davacı, tescil ilamı sonucu oluşan tapu kaydı kapsamında kalan 7775 m2'lik bir alanın kadastro sırasında tesbit harici bırakıldığını, kendi adına tesbiti yapılan 271 parsel numaralı taşınmazın 8700 m2 olduğunu, dayanak tapu kaydının ise, 16475 m2 olduğunu ileri sürerek tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemenin tescili istenen taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığının belirlenmesine rağmen, kadastro tesbiti sırasında tesbit harici bırakıldığı, gölalanı içinde kaldığı, tesbit dışı bırakma işleminden dava tarihine kadar 20 yıllık süre geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde değildir. Hukuk Genel Kurulunun bu yoldaki ilkesi Medeni Yasanın 713. maddesine göre açılan tescil istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tapu kaydına dayanmıştır. Tapu kaydının kapsamı içinde kalan bir alan tapulama harici bırakılmıştır. Bu durumda, davacının salt zilyetliğe dayalı bir istemi söz konusu değildir. 3402 Sayılı Yasanın 22/2. maddesine göre tapuda kayıtlı bulunan taşınmazların kadastrosunun tapu kaydı kapsamına göre yapılabileceği gibi, tespit dışı bırakılan taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığı ileri sürülerek dava da açılabilir. Bu nedenle, bir jeolog ve bir fen bilirkişi aracılığı ile yapılacak keşifte taşınmazın baraj gölü suları altında kalıp kalmadığı, su altında kalan ve kalmayan bölümleri belirlenerek bu konuda rapor alınmalı, kroki düzenlettirilmeli, taşınmazın baraj gölü suları altında kalan bölümünün mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, su altında kalmayan bölümünün ise, davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu fen bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen toplam 7688.35 m2 taşınmazın davacı Zülfi Ç. mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine, Orman Yönetimi ve D.S.İ. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Sonuç: Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimi ve D.S.İ.Genel Müdürlüğüne ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 24.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy