(1086 S. K. m. 450) (3402 S. K. m. 4) (765 S. K. m. 102) (6831 S. K. m. 1) (4721 S. K. m. 912)
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Osman K. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.10.2002 gün ve 6693-7937 sayılı bozma kararında özetle; Davacı Hazine, Yüksekören Köyü 130 ada 2 parsel sayılı 8864 m2 taşınmazın fiilen 70-100 yaşında 02 kapalılıkta Kızılçam meşceresi ve orman alt florasıyla kaplı olmasına rağmen hükmen kişi lehine tescil edildiği, gerçeğe aykırı rapor düzenlendiği savıyla yargılamanın yenilenmesini ve Kadastro Mahkemesinin 07.06.1991 gün ve 73-58 sayılı hükmünün kaldırılmasını, tapunun iptalini, gerçek kişinin davasının reddini istemiştir.
Gerçek kişi hakkında açılan kamu davasında dinlenen Uzman Bilirkişi Selahattin G. tarafından düzenlenen 23.06.1998 günlü raporda, taşınmazın hiçbir zaman tarım yapılmayan 2 kapalılıkta, 60-90 yaşlı kızılçam ağaçları ve orman florasıyla kaplı bulunduğu, resmi belgelerde ve fiilen orman olduğu bildirilmiş, ağaç dağılımı krokide gösterilmiştir. Ne var ki; mahkemece ibraz edilen tapu kaydı nedeniyle atılı suçtan beraatine (yargılamanın iadesi davası sürerken sonucu beklenmeksizin) karar verilmiştir. 1991/73-58 sayılı dosyada dinlenen bilirkişiler hakkında açılan kamu davası ise; T.C.K.'nın 102/4. maddesine göre zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmıştır.
Mahkemece Hazinenin davasının meşru bulunmadığından reddine karar verilmişse de, kamu malı orman niteliğinde bulunan taşınmazın özel mülkiyete konu olacak şekilde tesbit ve tescili mümkün değildir. Yargılama henüz yasal prosedürünü tamamlamamış olup, kesinleşen bir tahdidin varlığından veya hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman sayılan bir yer, özel mülkiyet olarak tescil edilmiş olsa bile, bu tescil kayıt sahibi lehine bir hak doğurmaz. Bu, Medeni Yasanın 912. maddesi hükmüne aykırı düşer. Özel mülkiyet olarak tescili mümkün olmayan bir yer için hak düşürücü süreden de söz edilemez.
Somut olayda, ceza davasının henüz hazırlık aşamasında zamanaşımı engeli nedeniyle yargılama sürdürülememiştir. Uzman ve fen bilirkişiler hakkında H.Y.U.Y.'nın 450/1. maddesi bağlamında kesinleşen bir mahkumiyet kararı yoksa da, fiili bilgi ve resmi belgeler karşısında bu şart aranmayacaktır. Bu nedenle, Hazinenin yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne, 07.06.1991 gün ve 1991/73-58 sayılı Kadastro Mahkemesi kararının kişi lehine tescil kararı verilen (B) bölümü (8864 m2) yönünden kaldırılmasına, 130 ada 2 parsel olarak kişi adına oluşan tapu kaydının iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ve dava konusu Madenli Köyü 130 ada 2 parselin davacı adına düzenlenen tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Osman K. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, yargılamanın yenilenmesi istemidir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 24.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy