(4721 S. K. m. 713) (YHGK 24.10.2001 T. 2001/8-964 E. 2001/751 K.) (YHGK 12.05.2004 T. 2004/8-242 E. 2004/292 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve dahili davalı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Türkler Kasabası, Ilıca mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece, dava dilekçesinde sınırları yazılı krokide (A) ile gösterilen 6756.65 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve dahili davalı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 13.02.1988 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1955 yılında yapılmış ve sonuçları 07.06.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Dava konusu taşınmaz, yörede 1955 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında paftasına devlet ormanı yazılarak kadastro harici bırakılmıştır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun 13.02.1988 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar, davalı taşınmazın, kesinleşen orman sınırı dışında bırakıldığı orman bilirkişi raporunda açıklanmakta ise de, tapulama tespitinin yapıldığı tarihte çekişmeli taşınmazın niteliğinin orman olduğu saptanmış olmakla, orman kadastrosunun kesinleşme tarihine kadar orman olarak kabulü gerekir. Bu durumda; taşınmazın öncesi orman olup, bu niteliğini koruduğu sırada zilyetliğe değer verilemez. Ancak, orman sınırlandırmasının kesinleşmesi ile orman sınır hattının dışında kalan yerler yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edildiği takdirde kazanılabilir (HGK'nun 24.10.2001 tarih 2001/8-964-2002/751, 12.05.2004 tarih 2004/8-242, 2004/292 sayılı kararları). Somut olayda; orman kadastrosunun kesinleştiği 13.02.1988 tarihi ile davanın açıldığı 14.02.1999 tarihi arasında davacı yararına 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi dolmadığından, kazanma koşulları oluşmamıştır. Kaldı ki; orman kadastrosunun yerine uygulanması ve davalı parselin tahdit hattına göre konumunun belirlenmesi yetersiz ise de, bozma nedenine göre bu konu üzerinde durulmamıştır.
O halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatarına iadesine, 17.10.2005 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy