(4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 17) (3402 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Refik Sulu, davalı Hazine ve katılan davalı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Ömerbeyli Köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi Hasan Biçkin tarafından düzenlenen 17.2.2003 tarihli raporda (B) ile işaretlenen 30.437,85 m2 yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, (A) ile işaretlenen 15.000 m2 yüzölçümlü taşınmaz hakkındaki davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı Refik Sulu davalı Hazine ve katılan davalı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1951 yılında yapılmış ve sonuçları 20.7.1951 - 20.8.1951 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastro çalışmaları yapmak üzere 1.1.1967 tarihinde işe başlamış daha sonra Ömerbeyli Köyü İdari sınırları içinde orman olmadığına, köyün arazileriyle birlikte Devlet Ormanı dışında bulunduğuna dair 23.8.1967 tarihli tutanak tutulmuş ve 4.5.1968 tarihinde ilanı yapılarak kesinleştiğine göre geçerli bir orman kadastrosunun varlığından söz edilemez.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Hükme dayanak alınan uzman orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın durumu memleket haritasında incelenmekle birlikte haritanın orijinal renkli (elle boyanmıştır) olmadığı ve kenarındaki lejant işaretleri taşımadığı gibi memleket haritası ile kadastro paftasının ölçekleri denkleştirilerek birbirini üzerine aplike edilmek suretiyle taşınmazların konumları gösterilmemiştir. Bu durumda, karara dayanak alınan uzman bilirkişi raporu temyize konu çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Hakimin Bilirkişi raporlarını denetleme yükümlülüğü vardır. Bundan ayrı, çekişmeli taşınmazın etrafında 294 sayılı mera parseli bulunduğu halde, mahkemece çekişmeli takınmazın mera olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı yönünde araştırma yapılmamış, 294 sayılı mera parselinin tutanağının Sulh Hukuk Mahkemesinin 1959/37 sayılı dosyasına gönderildiği Tapu Sicil Müdürlüğünce bildirildiği halde tutanağın sözü edilen dosya içinde bulunup bulunmadığı ve akıbeti araştırılmamıştır.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmasını ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir 13.7.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur iadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi, ziraat yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte hükme dayanak yapılan fen raporunda (A) ve (B) ile işaretlenen çekişmeli taşınmaz ile birlikle çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 1.6.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.3.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.6.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğu, diğer fıkraları da 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığından bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; eğim durumu belirlenmeli, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı, yaşı ile kapalılık oram belirlenmeli; çekişmeli taşınmazın ve komşu taşınmazların tümünün memleket haritasına göre konumu saptanmalı; memleket haritasında bu taşınmazların tümünün bulunduğu yer belirlenerek, orijinal renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra her iki harita çekişmeli yerleri ve komşularını da gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gideren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız, büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Açıklanan konular göz önünde bulundurularak çekişmeli yerin çevresindeki taşınmazların niteliğine göre, taşınmazın etrafı ormanla çevrili ise mülkiyet belgesi, tapu kaydı olmadığı takdirde bu tür yerlerin 6831 Sayılı Yasanın 17/1-2 maddesine aykırılık teşkil ettiği düşünülmeli, bulun bu konuları kapsayacak, duraksamaya yer vermeyen ortak imzalı rapor ve kroki alınıp çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin biçimde saptanmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, fen bilirkişi raporunda (A) ile (B) ile işaretlenen yerler üzerindeki bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı, yaşı ile aşı yaşları, zilyetlikle kazanabilecek kültür arazisi olup olmadığı, meradan açılıp açılmadıkları belirlenip bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ye dayanakları getirtilip uygulanmalı; çekişmeli taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; 294 sayılı mera parselinin kadastro paftası Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek çekişmeli taşınmazın 294 nolu mera parseli içerisinde kalıp kalmadığı belirlenmeli; Ömerbeyli Köyünde mera tahsis haritasının ve tahsisli mera kayıtlarının bulunup bulunmadığı Köy Hizmetleri Bölge Müdürlüğü ve Özel İdare Müdürlüklerinden sorulmalı; mera tahsis haritası ve tahsisli mera kayıtların bulunması halinde yerel bilirkişi ve fen elemanı bilirkişi aracılığıyla zemine uygulanmalı, komşu köyden yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaz başında dinlenmeli; hükme dayanak yapılan fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) ile işaretlenen yerlerin mera niteliğinde olup olmadıkları veya meradan açılıp açılmadıkları, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; dava tarihine kadar davacı gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Refik Sulu, davalı Hazine ve katılan davalı Orman Yönetimi'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy