(1086 S. K. m. 432) (7201 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.09.2004 gün ve 7394-8172 sayılı bozma kararında özetle; Çekişmeli Sudurağı Köyü 116 ada 4 parsel hakkında açılan davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, taşınmazın eğiminin % 25, üzerinde çayır otları ile 20 civarında meşe ağacı olduğunun bildirildiği, meşe ağaçlarının yaşlarının, arazideki dağılımlarının, çayırın bakımlı olup olmadığının, düzenli biçilip biçilmediğinin araştırılmadığı, yeniden yapılacak keşifte bu konuların açıklığa kavuşturulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş, mahkemece 15.07.2005 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiş, ek karar da davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece, 15.07.2005 tarihli ek kararla davalıya kararın 22.06.2005 tarihinde tebliğ edildiği, ancak temyiz dilekçesinin H.Y.U.Y.'nın 432. maddesinde yazılı 15 günlük süre geçirildikten sonra 15.07.2005 tarihinde verildiği gerekçesiyle temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmişse de, dosyanın incelenmesinden kararın 22.06.2005 tarihinde aynı çatı altında oturan kayını Şeref Karakaya imzasına tebliğ edildiği; 15.07.2005 tarihli ek kararın da 25.07.2005 tarihinde "aynı çatı altında oturan eşi Şeref Karakaya imzasına tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece tebligatın yapıldığı Şeref Karakaya'nın davalının eşi mi, kayını mı olduğu; eşi değilse aynı çatı altında oturup oturmadıkları, kısacası ortada usulüne uygun bir tebligat bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın temyiz süresinin geçirildiğinden söz edilerek temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Bu nedenlerle;
1) 15.07.2005 tarihli ek karar usul ve yasaya uygun bulunmadığından KALDIRILMASINA,
2) 26.05.2005 tarihli karara gelince;
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 08.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy