(3402 S. K. m. 12) (766 S. K. m. 31) (YHGK. 03.12.2008 T. 2008/7-717 E. 2008/722 K.) (YHGK. 23.11.1988 T. 1988/1-825 E. 1988/964 K.) (YHGK. 06.05.1992 T. 1992/1-187 E. 1992/295 K.) (YHGK. 24.03.1999 T. 1999/1-170 E. 1999/167 K.) (YHGK. 22.09.1999 T. 1999/1-568 E. 1999/569 K.) (YHGK. 27.02.2002 T. 2002/1-19 E. 2002/97 K.) (YHGK. 09.06.2004 T. 2004/1-335 E. 2004/354 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda; kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, 05.08.2002 tarihinde, K. Köyü 94 parselin orman sayılan yer olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptalini ve orman niteliği ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 08.05.2003 tarihli krokide (A) ile gösterilen 8600 m2 bölümün tapusunun iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı Necati tarafından temyiz edilmekle hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 27.03.2006 gün ve 2006/3052-4038 sayılı karar ile (İncelenen dosya kapsamına, toplanan delillere göre, her ne kadar taşınmazın eylemli durumu tespit edilip buna göre orman sayılan ve orman sayılmayan yer belirlenip hüküm kurulmuşsa da, alınan bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın orman sayılan yer olarak belirlenen bölümünün, dosyaya iade kararı üzerine memleket haritası ve kadastro paftasının çakıştırılması sonucu yeşil alanda kalan bölümün daha fazla olduğu anlaşılmakla, rapordaki açıklama ve taşınmazın memleket haritasında işaretlenen konumu çelişkili olduğundan bu rapora dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu, Hazine'nin, orman tahdidi dışında kalan yerler için dahi her zaman orman iddiası ile dava açabileceğine göre, bu iddianın usulüne uygun olarak araştırılması gerektiği, bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi) gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemi niteliğindedir.
İptali istenilen taşınmazla ilgili tapu kaydının 1966 yılında genel arazi kadastrosu sırasında oluştuğu anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 17.06.1992 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Vermiş olduğu bir hüküm, Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme karan veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye usulü müktesep hak veya usule ilişkin kazanılmış hak denir.
Mahkemece uyulan bozma kararında Hazine'nin, orman tahdidi dışında kalan yerler için dahi her zaman orman iddiası ile dava açabileceği belirtilerek bu iddianın usulüne uygun olarak araştırılması gerektiği nedeniyle çekişmeli taşınmazın öncesinin eski tarihli resmi belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi ve bu suretle özel mülkiyete konu olup olamayacağı hakkında araştırma ve inceleme yapılması belirtilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 03/12/2008 gün ve 2008/7-717 - 2008/722 sayılı kararında belirtildiği gibi (....Gerek 766 Sayılı Yasanın 31/2. maddesi ve gerekse 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi özel mülkiyete konu olmayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım da içermemekte ise de, Hazine tarafından açılacak bu tür davaların hak düşürücü süreye tabi olmayacağı hususu yerleşmiş Yargıtay kararları ile istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır). (Bu açıklamalar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 23.11.1988 gün ve 1988/1-825-964, 06.05.1992 gün ve 1992/1-187 - 1992/295, 24.03.1999 gün ve 1999/1-170 -1999/167, 22.09.1999 gün ve 1999/1-568 - 1999/569, 27.02.2002 gün ve 2002/1-19 - 2002/97, 09.06.2004 gün ve 2004/1-335 - 2004/354 sayılı ilamlarında da aynen benimsenmiştir).
O halde, uyuşmazlığın çözümü için uyulan bozma kararında belirtilen yöntemle yapılan araştırma sonucu saptanan duruma göre hüküm kurulması yolunda kazanılmış hak oluştuğu ve mahkemece yapılan keşif sonucunda, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli 94 parsel sayılı taşınmazın (A) ile gösterilen 14491, 10 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu saptandığından, mahkemece, bu bölüm yönünden Hazine'nin davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği halde, taşınmazın tamamının orman kadastrosu sınırları dışında kaldığından bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03.03.2009 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy