(6831 S. K. m. 2/B) (1086 S. K. m. 76, 237) (766 S. K. m. 46) (3402 S. K. m. 22) (4721 S. K. m. 1023, 1025, 1026) (743 S. K. m. 931, 933, 934) (6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik m. 51) (YHGK. 04.03.1992 T. 1991/14-610 E. 1992/151 K.) (YHGK. 23.02.2005 T. 2005/21-66 E. 2005/93 K.) (YHGK. 19.02.2003 T. 2003/20-102 E. 2003/90 K.) (YHGK. 30.05.2001 T. 2001/1-464 E. 2001/470 K.) (YHGK. 11.06.2003 T. 2003/13-414 E. 2003/410 K.) (YHGK. 03.12.2008 T. 2008/7-717 E. 2008/722 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlatılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, 591 ve 720 parsel sayılı taşınmazların, 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldıklarından tapu kayıtlarının iptal, Aynur Uğur ve ortaklarının da aynı parseller hakkında Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün ve 1970/8-33 sayılı kesinleşmiş kararı bulunduğundan 591 ve 720 parsellerin beyanlar hanesine konulan 2/B şehrinin silinmesi istemiyle açtıkları davalar H.Y.U.Y.'nın 45. maddesi uyarınca birleştirdikten sonra mahkemece, Hazinenin taraf olduğu Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün ve 1970/8-33 sayılı kararının H.Y.U.Y.'nın 237. maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturduğu gerekçesi ile Hazinenin davasının reddine, A... U... ve arkadaşlarının davalarının kabulü ile çekişmeli taşınmazların beyanlar hanesindeki 2/B madde şerhinin silinmesine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden 1956 yılında yapılan kadastro sırasında Kurna Köyü 591 parsel sayılı 93.400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden Büyük İsmail isimli kişinin zilyetliğinde iken 70 yıl önce öldüğü ve mirasçıları bilinmediğinden söz edilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. F... Ş.... , H... M... ve H... Ö....'ın tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak açtıkları dava sonucu, Kartal Tapulama Mahkemesinin 1962/1816 - 1968/72 sayılı kararı ile 591 parselin fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (A) işaretli 34.850 m2 bölüm, H.... Ö....'ın tutunduğu Zilkade 1288 tarih 144 sıra nolu tapu kaydının kapsamında kaldığından H... Özcan, (C) işaretli 25.900 m2 kesiminin üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile Hasan oğlu İsmail mirasçıları adlarına, (B) işaretli 32.650 m2 bölüm de tapu kaydı kapsamı dışında kullanılmayan çalılık ve fundalık olup, kimse tarafından kullanılmadığından, çalılık ve fundalık niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline dair verilen kararın kesinleşmesi üzerine 32.650 m2 yüzölçümlü kesimi çalılık ve fundalık niteliği ile 719 parsel numarası ile Hazine adına, 34.850 m2 yüzölçümlü bölüm 591 parsel numarası ile H... Özcan, 25.900 m2 yüzölçümlü bölüm de 720 parsel numarası ile Hasan oğlu İ... mirasçıları adlarına tescil edilmiştir. Daha sonra 591 ve 720 parsel sayılı taşınmazlar, satış yoluyla davalılar A... U... ve ortaklarına geçmiştir. İşte yerel mahkemece, yukarıda sözü edilen Kartal Tapulama Mahkemesinin 1970/8-33 sayılı kararı kesin hüküm kabul edilerek Hazine davasının reddedildiği anlaşılmaktadır.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalıp, 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazların, tapu kayıtlarının iptali ve tescil; karşı dava ise parsellerin tapu kaydı üzerindeki 2/B madde şerhinin silinmesi dolayısıyla şerhin kaynağını oluşturan 1942 yılında yapılıp o tarihte kesinleşen orman kadastrosunun iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1956 yılında genel arazi kadastrosu, 25.06.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 27.02.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y.'nın 237. maddesi
Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Örneğin: Davanın tarafları ve taşınmaz aynı olmasına rağmen, mülkiyete ilişkin dava reddedildikten sonra aynı taşınmaz hakkında irtifak hakkı dava edilebilir.
Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebi davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz. Örneğin: Gerçek kişi adına tapulu taşınmazın mera olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle Hazinenin açtığı davada, taşınmaz hakkında orman araştırması yapılmayıp, sadece mera niteliği araştırılarak sonuçta taşınmazın mera olmaması nedeniyle dava reddedilirse, bundan sonra aynı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ya da orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılacak davada, dava sebebi aynı olmadığı için kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, davalı sıfatında olan kişi, ikinci davada davacı sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar.
Somut olayda; mahkemece, Hazinenin taraf olduğu, Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün ve 1970/8-33 sayılı kararının H.Y.U.Y.'nın 237. maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturduğu gerekçesi ile Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir. Ne var ki; temyize konu davada Hazine, çekişmeli taşınmazların öncesinin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiası ile, Aynur Uğur ve ortakları ise Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün 1970/8-33 sayılı kararı ile Hazine aleyhine oluşan kesin hüküm nedeniyle davaya konu taşınmazların beyanlar hanesine konulan 2/B madde şerhinin silinmesi istemiyle dava açmışlardır. Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün 1970/8-33 sayılı dosyasında kişiler tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmışlar, mahkemece taşınmazların öncesinin orman olup olmadığı ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalıp kalmadığı inceleme konusu yapılmamış olduğundan, temyize konu dava ile Kartal Tapulama Mahkemesinin 22.09.1970 gün 1970/8-33 sayılı dosyasındaki dava arasında sebep birliği bulunmamaktadır. Benzer nitelikteki 1. Hukuk Dairesinin 10.04.2002 gün ve 2002/3848-4512 ve 27.12.1990 gün 14371-15373 sayılı kararlarında, aynen şu görüşlere yer verilmiştir.
Diğer taraftan; H.G.K.'nun 11.12.1996 gün ve 1996/13-678-868 sayılı ve bu konudaki daha birçok kararında belirtildiği gibi H.Y.U.Y.'nın 76. maddesi gereğince, dava dilekçesinde sıralanan olayların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak yasal kuralların aranıp bulunması görevi doğrudan mahkemeye aittir. Hazinenin dava dilekçesindeki açıklamasına göre çekişmeli parsellerin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde olduğu halde, 1956 yılında arazi kadastro ekipleri bu durumu göz önünde bulundurmadan ve hataen ikinci kadastro yoluyla sicil oluşturulduğundan tapu kaydının iptalini istediği anlaşılmaktadır. 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1 maddesi hükümleri gereğince
H.G.K.'nun 30.09.1981 gün ve 1981/1-1657-856 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 ve 30.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 11.06.2003 gün 2003/13-414-410 ve 03.12.2008 gün ve 2008/7-717-722 sayılı kararlarında da kabul edildiği gibi geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil, T.M.Y. 1025 (T.M.Y. 933, İsviçre M.Y. 975) maddesi gereğince yolsuz tescil olması nedeniyle sahibine mülkiyet hakkı kazandırmayacağından T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebilir. Somut olayda; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, önceki maliklere ve davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağından, başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacaktır. Bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki
Bu olgular göz önünde bulundurularak, öncelikle; çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3116, 1744 ve 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastro, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkartma haritaları, işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarını askı ilan tutanakları bulundukları yerlerden getirtildikten sonra mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı orman Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24.02.2009 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)