(743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (6831 S. K. m. 1, 7) (YHGK 21.01.2004 T. 2004/8-15 E. 2004/7 K.) (YHGK 12.05.2004 T. 2004/8-242 E. 2004/292 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca tetkiki Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay 20 Hukuk Dairesi'nin bozma kararında özetle: yörede yapılan arazi kadastrosu sırasında orman olduğundan dolayı 09.02.1977 gününde tapulama dışı bırakılan 461 s. parsel hakkında açılan davanın Medeni Yasanın 639. maddesinde düzenlenen tescil davası olduğu ve Medeni Yasanın 639/3. maddesi gereğince ilanların yapılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit gününden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden çekişmeli taşınmazın yörede yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 461 parsel altında 37500 m2 yüzölçümü ile Mart 1334 gün ve 2/208 numaralı tapu kaydı uygulanmak suretiyle 18.10.1972 gününde davacılar Ramazan-Samat ve arkadaşları adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. Orman Yönetimince bu tespite itiraz edilmiş; komisyon, itirazı kabul ederek taşınmazın orman olarak tesbit dışı bırakılmasına karar vermiştir. Davacı orman olarak tapulama dışı bırakılan bu yerin adına tescilini istemektedirler.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Kanunun 713 ve 3402 S. Kanunun 14 ve 17. maddelerinde yazılı imar-ihya ve kazandırıcı zaman aşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
Ne var ki; taşınmazın yukarda açıklandığı üzere komisyon kararı gereğince Devlet Ormanı niteliğiyle tesbit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. HGK.nun 21.01.2004 tarih 2004/8-15-7 ve 12.05.2004 tarih 2004/8-242-292 s. kararlarında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede arazi kadastrosu 1972 yılında 766 s. Kadastro Kanunu yürürlüğü sırasında yapıldığı ve davaya konu taşınmazın orman olarak tespit dışı bırakıldığı tartışmasızdır.
Bu yerde bu güne kadar orman kadastrosu yapılmamıştır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar-ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacı tarafından 30-40 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tespit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Davacı taraf taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 s. Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereğince, Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır. zaman içerisinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine HGK.nun 24.10.2001 tarih ve 2001/8-964-751 s. ve 13.02.2002 tarih ve 2002/8-183-187 s. kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tespit harici bırakılan yerler de, yukarda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığı gibi, dava konusu taşınmaz 6831 s. Kanunun 05.11.2003 tarih ve 4999 S. Kanun ile değişik 7. maddesi gereğince herhangi bir sebeple orman sınırı dışında bırakılan orman olması sebebiyle yeniden orman sınırları içine de alınabilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırına iadesine, dosyanın Yargıtay incelemesi aşamasında eksikliklerin giderilmesi için Dairemizce 22.06.2004 gününde mahkemeye gönderilmesi üzerine mahkeme tarafından dosyanın ancak dört yıl sonra, 2008 yılında Yargıtay'a yeniden gönderilmesi, dört yıl boyunca herhangi bir işlem yapılmamış olması sebebiyle karardan bir örneğin gereğinin yapılması için HSYK'na, bir örneğinin de Mersin Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilmesine 07.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy