(3402 S. K. m. 12, 22) (4721 S. K. m. 1025, 1026) (743 S. K. m. 931) (6831 S. K. m. 2) (766 S. K. m. 46) (6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulaması Hakkında Yönetmelik m. 54)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda; kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı orman yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı orman yönetimi, 21.06.2007 günlü dilekçesinde B.........41 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalı adına arsa niteliği ile tapuda kayıtlı olduğunu, çekişmeli taşınmazın, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde, orman sınırına uyulmadan Hazine adına oluşturulan tapunun geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, tapuda cins ve vasıf düzeltme işlemlerinin tapu idaresince idari işlem olarak yerine getirileceği, bu konuda adli yargıda dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı orman yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılında yapılarak 24.03.1938 tarihli Resmi Gazete'de ilan edilmek suretiyle kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 28.08.1979 ve itirazlı yerler için 04.11.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen daha önce sınırlaması yapılan Devlet ormanları ile özel ormanların aplikasyonu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması, 29.12.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Dava dilekçesindeki açıklamalara göre, dava kesinleşen orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescile ilişkindir. Olayların anlatımı taraflara; hukuki nitelendirmesi mahkemeye aittir.
Yörede 1958 yılında yapılan tapulama sırasında B...........57 parsel sayılı taşınmazın kişi adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra yörede yapılan imar uygulaması ile, dava konusu 41 ada 7 parsel sayılı taşınmazın da içinde bulunduğu imar parsellerinin oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamından, orman yönetiminin kesinleşen orman kadastrosuna göre dava açtığı ve mahkemece yapılan keşifte, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6831 sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılacağı, sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre inceleneceği, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınacağı hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin Teknik İşler başlıklı dokuzuncu bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak yaptığı uygulama sonucu, çekişmeli parselin (A) bölümünün, 1939 yılında yapılıp kesinleşen ve 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesi gereğince tapuya tescil edilen Belgrat Devlet Ormanı kadastrosu içinde bulunduğu, komşu 59 sayılı ana parselden imar uygulaması ile oluşan ve daha önce dairede temyiz incelemesi yapılan mahkemenin 2003/581 Esas sayılı dosyasında davaya konu edilen 38 ada 7 ve 2003/583 Esas sayılı dosyasında dava konusu olan 40 ada 11 ve 2003/578 esasında davalı bulunan 40 ada 9, mahkemenin 2007/247 sayılı dosyasında davaya konu edilen 40 ada 1 parsellerin memleket haritası ile uyumlu bulunan aplikasyon hattı nazara alındığında, orman tahdit hattı içinde kaldığı ve mahkemece, 38 ada 7 ve 40 ada 9 ve 11 sayılı parsellerin orman niteliği ile tesciline karar verildiği, verilen bu hükümlerin dairenin sırasıyla 2008/18007 ve 2008/17581 - 2008/17582 sayılı kararları ile onandığı, 40 ada 1 parselle ilgili davanın reddine dair verilen kararın dairenin 2009/2773 sayılı kararı ile bozulduğu, çekişmeli taşınmazın (A) bölümünün (bu bölümün yüzölçümü belirlenmemiştir.) orman tahdidi içinde kaldığı, 1958 yılında bu durum göz önünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince taşınmazın hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.Y 1025) tapuya tescil edildiği, ancak 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesi hükmüne göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, T.M.Y'nın 1026 (İsviçre M.Y. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının maliki olan davalıya hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıçtan itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhavi), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda Türk Medeni Yasası'nın 1023 (T.M.Y. 931, İsviçre M.Y. 974) maddesindeki iyi niyetle edinme kuralının da uygulanamayacağı göz önünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın (A) bölümünün yüzölçümü belirlenerek, bu bölüme yönelik orman yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı orman yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 15.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy