(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 16, 17) (6831 S. K. m. 3, 17, 24) (6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik m. 26) (Taşınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol İşleri Hakkında Yönetmelik m. 10) (YHGK. 03.06.1998 T. 1998/8-347 E. 1998/394 K.) (YHGK. 19.02.1997 T. 1996/8-768 E. 1996/100 K.) (YHGK. 24.09.1997 T. 1997/20-372 E. 1997/718 K.) (YHGK. 18.02.1998 T. 1998/8-15 E. 1998/129 K.) (YHGK. 17.12.1997 T. 1997/20-808 E. 1997/1039 K.) (YHGK. 22.10.2003 T. 2003/20-665 E. 2003/614 K.) (YHGK. 11.10.2004 T. 2004/7-531 E. 2004/582 K.) (YHGK. 21.01.2004 T. 2004/8-15 E. 2004/7 K.) (YHGK. 12.05.2004 T. 2004/8-242 E. 2004/292 K.) (YHGK. 12.03.2008 T. 2008/20-214 E. 2008/241 K.) (YHGK. 24.10.2001 T. 2001/8-964 E. 2001/751 K.) (YHGK. 15.03.2006 T. 2006/8-106 E. 2006/68 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı gerçek kişi ve davalı yönetimler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı 01.02.2008 günlü dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, Seyhan İlçesi, Büyüdikili köyünde bulunan sınırlarını bildirdiği 20 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın satın aldığı kişilerin imar ihya ederek 20 yıldan fazla süreyle zilyet ederken, 2001 yılında satın aldığını ve aynı biçimde zilyet ettiğini, yararın eklemeli olarak kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Hazine davanın reddini ve dava konusu taşınmazın Medeni Kanunun 713/6. Maddesi gereğince Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğunun saptandığı, kazandırıcı zaman aşımı yoluyla edinilemeyeceği gerekçesiyle, davanın REDDİNE, Hazinenin tescil isteminin kabulüne, dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ile davalı yönetimler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit gününden önce orman kadastrosu yapılmamış, genel arazi kadastrosu ise 21.12.1965 gününde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı gün arasında 20 senelik süre geçmiş, çekişmeli taşınmaz genel kadastroda dere yatağı olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
Mahkemece eski günlü memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşifte, yerel bilirkişi H. İ. K. ve davacı tanıkları A. Ü., M. Ç. ile S. Ç., çekişmeli taşınmazın M. S. isimli kişinin zilyetliğindeyken davacıya satıldığını, kimin tarafından imar ihya edildiğini bilmediklerini, önceden tarla olarak zilyet edilirken sonradan narenciye ağaçlarının yetiştirildiğini 55 - 60 yıldır eklemeli olarak malik sıfatıyla zilyet edildiğini söylemişler, Fen bilirkişi G. A. tarafından düzenlenen 11.02.2009 günlü krokili raporda (A) ile gösterilen 15912 m2 yüzölçümündeki çekişmeli taşınmaz bölümünün, Orman Bilirkişi Ü. H.nin raporunda; %2-3 eğimli kuzeyden dere sair yönlerden ise 824, 825, 826 ve 827 parsel s. dava dışı tarım alanları ile çevrili olduğu 1956 yılında yapılan memleket haritasında yeşil ile boyanıp çalılık ve fundalık, 1987 yılında çekilen hava fotoğraflarına göre hazırlanan 1991 memleket haritasında açık tarım alanı, amenajman planında tarım alanı olarak nitelendirildiği, sonuç olarak orman sayılmayan yerlerden olduğu, Jeolog Bilirkişi M. Y.'ın raporunda; taşınmazın 1956 memleket haritasında iki derenin birleştiği yerde tamamen sazlık ve bataklık konumunda bulunduğu 20 yıl öncesine kadar sazlık ve bataklık iken muhtemelen DSİ tarafından drenaj kanalları açılarak kurutulduğu ve dere yatağı da kontrol altına alınarak dere yatağı dışında alanların tarı alanı haline getirildiği, Ziraat uzmanı bilirkişi M. G.'nin raporunda ise; taşınmazın 1956 memleket haritasında çalılık ve fundalık iken 35-40 yıl önce para ve emek sarf edilerek imar ihya edildiği ve ilkin tarla olarak kullanıldığı, 10 yıl önce de narenciye ağaçları ekildiği, Kadastro Müdürlüğünce taşınmazın dere yatağı olarak tapulama dışı bırakıldığı bildirilmiş, Mahkemece çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu, bu tür yerlerin zilyetlikle edinilemeyeceği, davacı yararına kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı gerçek kişin davasının reddine, Hazinenin tescil isteminin kabulüne karar verilmişse de, mahkeme gerekçesinin aksine Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın eğimi %2-3 olan öncesi itibariyle çalılık ve fundalık, eylemli durumu itibariyle 10 yaşında narenciye ağaçları bulunan ve orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiştir.
Diğer taraftan, çekişmeli taşınmazın öncesi ve eylemli durumu itibariyle niteliği, dere yatağı yada bataklık olup olmadığı, dere yata bataklık değilse davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden ve tapuya Hazine adına tescili gereken yerlerden olup olmadığı yöntemince belirlenmemiştir.
3402 S. Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tespit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı sair koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski günlü hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava gününden ya da kadastro tespitgününden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografikfotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda mahkemece, dava konusu edilen bölüm için anlatılan şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
O halde; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde bataklık kurutma ya da dere ıslah çalışması yapılıp yapılmadığı DSİ Bölge Müdürlüğü, Belediye ve Kaymakamlıktan sorularak, yapılmış ise ilgili proje ve haritalar getirtilmeli, çekişmeli taşınmazın komşuları olan 824, 825, 826, 827 s. parsellerin kadastro tespit tutanakları ile var ise dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları, hükmen yada idari yoldan tescil edilmişlerse, tescillerine esas olan mahkeme kararı ve bilirkişi raporuyla, idari karar ve eki olan haritalar, yine en eski günlü memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava gününden 15 - 20 yıl önce ve dava gününe en yakın tarihte olmak üzere üç ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir jeolog bilirkişi bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz bölümü ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne biçimde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 tarih ve 9070 s. Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak biçimde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, eski ve yeni günlü hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir şekilde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği gün ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu biçimde yapılacak inceleme sonucu dava konusu yerin;
1) Orman sayılan veya orman rejimine girmiş (15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliği madde 26) yerlerden ya da 3402 S.Kanunun 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tabi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi (3402 S.Kanunun 16. md. A, B, C, D bentleri kapsamında kalan yerler),
2) Kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması (3402 S.Kanunun 17/1. maddesi gereğince orman yetiştirilmek üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen arazi ya da başka bir amaçla kamu hizmetine tahsis edilen arazi, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamaz. H.G.K. 03.06.1998 tarih 1998/8-347-394 ve 12.12.2001 tarih 2001/20-118-1156 S.K.),
3) İl, İlçe ve kasabaların nazım veya uygulamalı imar planlarının kapsadığı alanlarda kaldığının saptanması (3402 S.Kanunun 17/2. md. H.G.K. 25.04.2001 tarih 2001/20-390-396 S.K.),
4) Tescil davalarında, davanın açıldığı; kadastro tespitine itiraz davalarında ise kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması,
5) Kadastro tespit ve tescil harici bırakma işleminin kesinleştiği tarihten tescil davasının açıldığı tarihe kadar 20 senelik zilyetlik süresinin geçmemiş olması (H.G.K.'nun 22/03/1995 tarih 1994/8-873-216 ve 19/02/1997 tarih 1996/8-768-100 ve 24/09/1997 tarih 1997/20-372-718 ve 18/02/1998 tarih 1998/8-15-129 s. kararları),
6) O yerde orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, taşınmazın 6831 S.Kanunun 17/2. ve Orman Kadastrosunun Uygulaması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a. Maddeleri kapsamında orman içi açıklık konumunda bulunması (H.G.K.nun 10.12.1997 tarih 1997/20-830-1034 ve 17.12.1997 tarih 1997/20-808-1039 ve 22.10.2003 tarih 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 tarih 2004/7-531-582 s. kararları ile orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmiştir.),
7) Dava konusu taşınmazın veya yakın çevresinin arazi kadastro ekiplerince kadastro paftası üzerinde orman nitelemesi yapılarak tespit ve tescil harici bırakılması (H.G.K.nun 21.01.2004 tarih 2004/8-15-7 ve 12.05.2004 tarih 2004/8-242-292 ve 12/03/2008 tarih ve 2008/20-214-241 s. kararları),
8) Kadastro (Tapulama) Komisyonu tarafından orman sayılarak tespit ve tescil harici bırakılması (H.G.K.nun, 24.10.2001 tarih 2001/8-964-751 ve 13.02.2002 tarih 2002/8-183-187 s. kararları),
9) 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26. maddesinin 2. fırkasında yazılı,
a) 4785 S. Yasayla Devletleştirilmiş orman,
b) 3116 S.Kanunun Geçici 1. maddesine göre kamulaştırılmış orman,
c) 6831 S.Kanunun 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yer,
d) Aynı Kanunun 13. maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yer,
e) Aynı Kanunun 24. maddesine göre kamulaştırılan ya da sair suretle orman yetiştirmek üzere kamulaştırılan yer,
f) Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yer,
g) Herhangi bir sebeple orman sınırı dışında kalmış orman,
h) Maliye Bakanlığınca orman olarak tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış saha,
ı) Orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alan olduğunun belirlenmesi halinde bu tür yerlerin herhangi bir biçimde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı düşünülerek başka bir araştırmaya gerek kalmadan Hazine davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir (H.G.K.'nun15/03/2006 tarih 2006/8-106-68 s. kararı).
Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli,
Somut olayın özelliği göz önünde bulundurularak ayrıca;
a) Taşınmazın eski ve yeni niteliği, öncesi ve eylemli durumu itibariyle bataklık yada dere yatağı olup olmadığı konusunda jeoloji ve ziraat uzmanı bilirkişilerden müşterek imzalı detaylı rapor alınmalı,
b) Davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli,
3402 S.Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 tarih ve 5403 S. Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile sair mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tespit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 S.Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir biçimde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden kanunun amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacı gerçek kişi, davalı Hazine ve davalı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatıran Orman Yönetimi ve davacı gerçek kişiye iadesine, Hazine harçtan bağışık olduğundan harca hükmetmeye yer olmadığına 04.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy