(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Gölören Köyü, Bürnük Mevkii sırasıyla 123 ada 36 parsel s. 5197,78 m², 37 parsel s. 3885,29 m², 38 parsel s. 1643,51 m², 40 parsel s. 2288,28 m², 41 parsel s. 3403,94 m², 42 parsel s. 2284,36 m² ve 43 parsel s. 4432,07 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, 1937 günlü 5 tahrir no.lu vergi kaydına ve zilyetliğe dayanılarak tarla niteliğiyle davalılar ve murisleri adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, vergi kaydı miktar fazlası bulunduğu iddiası ile dava açmış, 20.06.2006 tarihli ıslah dilekçesiyle taşınmazlarda davalıların zilyetlikleri bulunmadığını belirterek kadastro tespitinin iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece; davanın reddine ve dava konusu parsellerin tesbit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Bölgede 1979 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır
Dava konusu 123 ada 36, 37, 38, 40, 41, 42 ve 43 numaralı parseller bitişikteki dava dışı 39 no.lu parselle bir tüm halinde olduğu ve 5 no.lu vergi kaydı kapsamında kaldığı, paylaşım ve zilyetlik sebebiyle davalılar ve murisleri adına ayrı ayrı tescil edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların dere, mera, orman gibi sınırlarla çevrili olduğu ve kayıt fazlası bulunduğu gibi taşınmazların tümünün Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığını bildirmiştir. Mahkemece; (vergi kaydında yazılı kişilerin kuzeydeki ve doğudaki orman içerisinde kaldığı, güneyde dere bulunduğu, A. tarlasının 30 no.lu parsel olduğu, vergi kaydının uyduğu ve taşınmazların 12 - 14 yıldır kimse tarafından kullanılmıyor ise de, tesbit gününden önce davalılar yararına zilyetlik koşulları oluştuğu) gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu 38, 40, 41, 42 ve 43 no.lu parseller hakkında Orman Yönetimi taşınmazların orman sınırları içerisinde kaldığı iddiasıyla dava açmış, aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesi usul hükmü gereği olduğu durumda birleştirilmemiş ve ayrı ayrı görülen dosyalarda 38, 40, 41, 42 ve 43 no.lu parsellerin 1979 yılında yapılan orman kadastro sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bunlardan 38 ve 40 s. parseller hakkındaki kararlar onanmış; 41, 42 ve 43 no.lu parsellerle ilgili verilen kararlar da raporların birbirleriyle çelişkili olması ve davaların birleştirilerek görülmesi gerekçesiyle bozulmuş; mahkemece 41, 42 ve 43 no.lu parseller hakkında Orman Yönetimi tarafından açılan davaların birleştirildiği ve halen mahkemenin 2007/321 s. dosyasında davanın devam ettiği ve bu dosyanın sonucunun beklendiği görülmektedir.
Öncelikle; aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesi usul hükmü olduğundan ve 38 ile 40 no.lu parsellerin orman sınırları dışında kalmış olmaları Hazineyi bağlamayacağı ve bu dosyada davalı olmaları sebebiyle zilyetlik koşullarının ayrıca araştırılması gerektiği gözönünde bulundurularak 41, 42 ve 43 no.lu parseller hakkında halen Orman Yönetiminin açtığı ve mahkemenin 2007/321 sayısında devam eden dava ile bu dosyanın birleştirilmesi, bir kısım paydaşlar taşınmazlarda hiç zilyet olmadıklarını, Hazinenin davasına bir diyeceklerinin olmadığını bildirmiş ve beyanlarını imzalamış olmaları gözönünde bulundurularak ve aynı taşınmazlardan ifraz edilen 123 ada 39 no.lu parsel hakkında dava varsa o davanın dahi bu dosyayla birleştirildikten sonra taşınmazların doğusunun 123 ada 46 no.lu orman parseliyle çevrili olduğu, kuzeyinde Hazine adına tesbit edilen 59 no.lu parsel varsa da orman bilirkişinin raporuna göre orman sınır noktasının çekişmeli taşınmazların kuzeyinden 59 no.lu parselin güneyinden geçtiği bildirilmiş, ancak fen bilirkişisi tarafından düzenlenen krokide aynı hattın 59 no.lu parselin kuzeyinden geçirildiği görüldüğünden bu çelişkilerin giderilmesi bakımından önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 6831 S. Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır. hükmü ile 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin Teknik İşler başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazların orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Ayrıca, bir kısım davalılar taşınmazları hiçbir zaman kullanmadıklarını, Hazinenin davasına bir diyecekleri bulunmadıklarını bildirdikleri, bilirkişiler de 12 - 14 yıldır kullanılmadığını, üzerinde tohumlamadan gelmiş 8 - 10 yaşlarında çam ağaçlarının bulunduğunu ve ayrıca çalı formunda ağaçlar olduğunu, eğiminin % 15 -20 olup, 38 no.lu parsel hariç sair parsellerin tarım arazisi özelliğini dahi yitirdiğini bildirdikleri anlaşıldığından eski günlü ve 1990 yıllarında düzenlenen memleket haritalarında taşınmazların görünümlerinin de ne olduğu saptanmalı ve 17/04/2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23 ve 26. maddeleri gereğince bu tür yerlerin herhangi bir sebeple orman sınırı dışında kalmış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı gözönünde bulundurularak, davacı Hazinenin ve birleştirilecek dosyalarda davacı Orman Yönetiminin davası hakkında da bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 04.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy