(6831 S. K. m. 1, 12)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında Kargıcak köyü 107 ada 333 parsel sayılı 2836.03 m² yüzölçümündeki taşınmaz çamlık ve kayalık, 328 parsel sayılı 3380.11 m² yüzölçümündeki taşınmaz çamlık, 327 parsel sayılı 7004.11 m² yüzölçümündeki taşınmaz, çamlık, 326 parsel sayılı 20714.55 m² yüzölçümündeki taşınmaz çamlık ve kayalık, 325 parsel sayılı 22278.40 m² yüzölçümündeki taşınmaz çamlık ve kayalık, 331 parsel sayılı 30501.63 m² yüzölçümündeki taşınmaz çamlık ve kayalık, 329 parsel sayılı 8878.65 m² yüzölçümündeki taşınmaz çamlık niteliğinde Hazine; aynı ada 332 parsel sayılı 2866.45 m² yüzölçümündeki taşınmaz zeytinlik niteliğinde B. E. adına tespit edilmiştir. Köy tüzelkişiliği taşınmazların köye ait olduğu iddiasıyla dava açmış, B. E. bu yerlerden 325, 326 ve 333 parsellerin kendisine ait tarım alanı olduklarını ileri sürerek davaya katılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda köy tüzel kişiliğinin davasının reddine, katılanın davasının kabulüne, çekişmeli 107 ada 325, 326 ve 333 parsellerin tespitinin iptaliyle katılan B. E. adına, 327 ve 328 parsellerin tespit gibi Hazine; 332 parselin tespit gibi B. E. adına tapuya tesciline; 329 ve 331 parseller hakkında açılan davalar bu dosyadan ayrılmış olduğundan haklarında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar Hazine tarafından katılan adına tescile karar verilen 107 ada 325, 326 ve 333 parsellere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 28.10.1966 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 Sayılı Kanunun 4 üncü maddesine göre yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve davacı yararına zilyetlik yoluyla toprak edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Dosya arasında bulunan tarım bilirkişi rapordan ve bilirkişi raporlarına ekli fotoğraflarından çekişmeli yerlerin yüksek eğimli, toprağının taşlılık oranı yüksek yerler oldukları anlaşılmaktadır. Kişi tarafından herhangi bir tasarruf belgesine dayanılmamaktadır.
Çam, Ladin, Gürgen, Meşe, Kayın gibi ağaçlar asıl orman ağacı olmakla birlikte, meyveli-meyvesiz fıstık çamı, palamut meşesi, aşısız kestane, kavak, söğüt, kızılağaç, akasya, okaliptüs ağaçlarıyla aşılı ve aşısız zeytinliklerle, yabani veya aşılanmış fıstık, sakız ve sakız nevileri olan menengiç, buttun, yabani sakız, (mezdeki sakızı) adi sakız, Filistin Sakızı ve harnup ağaçları da orman örtüsüdür. Bu gibi yerler 6831 Sayılı Kanunun 1/I. maddesi gereğince toprağıyla birlikte orman sayılır. 4785 Sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince sahipli yani tapulu olmak koşuluyla fıstık çamları ve palamut meşelikleri ve yine 6831 Sayılı Kanunun 1/H maddesindeki ayrıcalık sebebiyle sahipli arazide ve muhitin özelliklerine göre yetişmiş veya yetiştirilecek olan fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her çeşit meyveli ağaç ve ağaççıklar ve aynı Kanunun 1/I maddesi gereğince sahipli arazide aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel yasası gereğince Devlet ormanlarından ayrılmış ve imar, ıslah ve temlik koşulları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 9.7.1956 gün ve 6777 Sayılı Yasada sayılan yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar 6831 Sayılı Kanunun 1/I. maddesi kapsamı dışında olup orman sayılmazlar. Ne var ki; bu ayrıcalığın ana koşulu (... sahipli arazi ...) kavramı olup, bunun da cinsi yasada yazılı ağaç nitelikli tapuda kayıtlı taşınmazı ifade eder. Katılan her hangi bir kayda dayanmamaktadır. 9.7.1956 gün ve 6777 Sayılı Yasayla, Antep fıstığı ve Harnupluk tesisi için Sakız ve Nevileri olan menengiç, Buttun, Yabani Sakız, Adi Sakız, Filistin Sakızı ağaçlarını aşılamak suretiyle istifade etmek isteyenler hakkında Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılmasına dair 26.1.1939 gün 3573 Sayılı Kanun ve bu yasaya göre çıkarılan yönetmeliklerin aynen uygulanacağı kabul edilmekte ise de çekişmeli taşınmazlar yönünden bu koşulların oluşmadığı da anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, dosya arasında bulunan orman kadastro tutanak ve haritalarının incelenmesinden yörede ilk orman kadastrosunun 1966 yılında seri usulle ve yöreye ait hava fotoğraflarından yararlanılmak suretiyle yapıldığı, herhangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan sadece Çomakdağ serisi ormanlarının çalışma konusu edildiği ve köyün tamamını kapsamadığı anlaşılmaktadır. 6831 Sayılı Kanunun 1744 Sayılı Yasayla değiştirilen 12/3 maddesine dayanılarak çıkartılan ve 19 Ağustos 1974 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin Sınırlama Dışı Kalan Ormanlar İçin Yapılacak İşlemler başlıklı 128 inci maddesinin (b) fıkrasında sınırlaması yapılan devlet ormanının dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanları hakkında orman kadastro komisyonunca herhangi bir karar verilmiş olmayacağından ve bu gibi Devlet Ormanlarının orman kadastrosu yapılmış sayılmayacağından ıttıla hasıl oldukta hemen orman kadastrosunun yapılması merkezce sağlanır. Bu gibi ormanlarda orman kadastrosu yapılıncaya kadar ilgili kanun hükümlerine göre işlem yapılır hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda; yörede seri usulde yapılan orman kadastrosunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dışında kalan taşınmazların orman kadastro komisyonlarınca incelemesi yapılamadığı ve niteliği belirlenmediğinden o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, o orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin de incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir. Taşınmazların yöreye ait 1959 basım tarihli memleket haritasında dahi içinde büyük ibreli ağaçlar bulunan orman alanında kaldığı belirlenmiştir. Bu sebeple davanın reddi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 30.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy