(3402 S. K. m. 5) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 18.3.2010 tarihli hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı F. K. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14.9.2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden gelmedi, karşı taraftan orman yönetimi vekili geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında, davaya konu Gümüşköy Köyü 102 ada 143 ve 147 parsel sayılı taşınmazlar ordu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/426 Esas sayılı dosyasında mülkiyeti davalı olduğu sebebiyle malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir.
Davacı Orman Yönetimi, davaya konu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, Gümüşköy Köyü 102 ada 143 ve 147 parsel sayılı taşınmazların orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar M. P. ve F. K. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından davaya konu 102 ada 143 ve 147 parsel sayılı taşınmazların ordu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/426 Esas sayılı dosyasında mülkiyeti davalı olduğu sebebiyle malik hanesi açık olarak tespit edildiği, Kadastro Mahkemesi'nin 2006/376 Esas sayılı dava dosyasında 102 ada 143 ve 147 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte 102 ada 142, 145, 146 ve 148 parsel sayılı taşınmazların da Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/426 Esas sayılı dosyasında mülkiyeti davalı olduğu sebebiyle malik haneleri açık olarak tespit edildiğinden Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/426 Esas sayılı dosyasının Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, 3402 Sayılı Kanunun 5. maddesine göre gönderilen tutanakların da anılan dosyayla birleştirilerek yargılamasının yapıldığı ve davanın halen derdest olduğu anlaşıldığından, her iki dosya arasındaki fiili ve hukuki bağlantı bulunduğundan ve davaya konu taşınmazlar hakkında birbirine aykırı kararlar verilmemesi için, H.U.M.K.'nın 45. maddesindeki (aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir) hükmü gereğince her iki dava dosyasının yargılamasının birlikte yapılması gerekmektedir.
Mahkemece anılan yönler gözetilmeksizin işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar M. P. ve F. K. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde yatıranlara iadesine, 01.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy