(3402 S. K. m. 4, 10, 11)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında Kıyıcık köyü 101 ada 1 parsel sayılı 4759162,60 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar, vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve dava konusu parselin 35124,05 m² oranında kadastro tesbitinin iptaliyle Fındıklı Sulh Hukuk Mahkemesinin 24/02/2005 gün ve 2005/20-18 sayılı veraset ilamı gözönünde bulundurularak Ali Kibar'ın kararda gösterilen mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır. Kadastro sırasında çekişmeli parsel orman olarak Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı tarafından Orman Yönetimine husumet yöneltilmiştir. Orman Genel Müdürlüğünün kanunlardan kaynaklanan hak ve yetkilerini kullanırken üçüncü kişilere karşı dava açabileceği gibi ormanlar nedeniyle aleyhine açılan davalarda davalı olacağı kuşkusuzdur.
Ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca kadastro davasının tesbit malikine de yöneltilmesi zorunludur. Orman davaları genel davalardan ayrı özellikler taşır. Ormanların kuru mülkiyeti Hazineye, intifa hakkı ise Orman Genel Müdürlüğüne aittir. Bunun için 3402 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan ormana ilişkin davaların Hazine ile birlikte Orman Yönetimine yöneltilmesi gerekir.
Mahkemece husumet yaygınlaştırılarak davaya Hazinenin de katılımı sağlanmalı, tarafların iddia ve savunmasına ilişkin tüm kanıtlar toplanarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar ile davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 28.03.2012 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy