(6831 S. K. m. 2) (3402 S. K. Ek. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi N. D. mirasçıları K. D., E. K., H. D. K. ve S. D. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, K. D. ve arkadaşları vekilinin duruşmalı temyiz istemi gider yönünden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 2010 yılında yapılan 3402 Sayılı Yasaya 5831 Sayılı Kanun ile eklenen ek 4. maddesi uyarınca 2/B madde alanlarında yapılan kadastro sırasında Yayla Köyü 3027 parsel sayılı 2.811,24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 Sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı ve taşınmazın M. kızı N. D., O. oğlu H. D. ve H. oğlu İ. G.'ün kullanımında olduğu açıklaması yazılarak tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı H. oğlu İ. G., çekişmeli taşınmazı 1987 yılından buyana kendisinin kullandığı, beyanlar hanesindeki taşınmazın M. kızı N. D., O. oğlu H. D.'ın zilyetliğinde olduğu u şerhinin silinerek kendisinin zilyet olduğu şerhinin yazılması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, davaya konu taşınmazın beyanlar hanesindeki taşınmazın M. kızı N. D., O. oğlu H. D. ve H. oğlu İ. G.'ün kullanımındadır açıklamasının kullanıcısı H. oğlu İ. G.'dür olarak düzeltilmesine, tutanağın bu şekilde tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm N. D. mirasçıları K. D., E. K., H. D. K. ve S. D. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesine zilyetlik şerhinin yazılması istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; duruşmada dinlenen kadastro tespit bilirkişilerinden A. C., davalı yerin bitişiğindeki düz alanı davacı ile H. D.'ın kullandıklarını davalı yerin bulunduğu yamaçtaki yerin kimse tarafından kullanılmadığını belirtmiştir. Keşifte yerel bilirkişi olarak dinlenen kadastro tespit bilirkişilerinden A. R. K.; çekişmeli yerin sınırdaki düz yer ile birlikte M. D.'a ait olduğunu, davacının M. D. mirasçılarından bir kesiminin payını satın aldığını. H. ve K.'ın paylarını satın aldığını, parasını ödediğini, davalı yeri davacının kullandığını ifade etmiştir. Keşifte tanık olarak dinlenen ve kadastro tespit tutanağında muhtar olarak imzası bulunan O. D. ise davalı yerin öncesinde dedesi M. D.'a ait olduğunu, dedesinin ölümünden sonra mirasçıları arasında paylaşım olduğunu, babası olan H.'in payını davacıya sattığını, diğer mirasçıların paylarını satıp satmadıklarını bilmediğini, tel örgü ile çevrili davalı yeri davacının kullandığını, düz yeri de davacı ile H. D.'ın kullandıklarını, burada davacı ile H. D.'ın kullandıkları yerler olduğunu, başka mirasçıların kullandıkları yer olmadığını belirtmişlerdir. Duruşmada dinlenen tanıklar M. Y. ve Y. B.; etrafı tel örgü ile çevrili olan yeri davacının kullandığını, davalıların bu yeri kullanmadıklarını, bu yerin güneyindeki yeri H. D.'ın kullandığını bildirmişlerdir. Ziraat mühendisi A. Ş. tarafından düzenlenen raporda ise çekişmeli taşınmazın eğimi düşük olan kısımlarında toprak işlemesi yapıldığı, tarımsal amaçla kullanıldığı, eğimin fazla olduğu kısımlarda tarım yapılmadığı açıklanmıştır. Bu durumda ziraat bilirkişi raporu, tanık anlatımları ve yerel bilirkişi beyanları arasında çelişki bulunmakta olup mahkemece bu çelişkiler üzerinde durulup yöntemince giderilmemiştir. Böylelikle çekişmeli taşınmazın tamamının kullanılıp kullanılmadığı ve fiili zilyedinin kim olduğu yönünde duraksama olmuştur. Bu sebeple; ziraat mühendisi, fen elemanı, tarafların bildirecekleri tanıklar, yerel bilirkişi ve kadastro tespit bilirkişileri huzuruyla yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın tamamının tarım arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığı, 3402 Sayılı Yasaya 5831 Sayılı Kanun ile eklenen ek 4. maddesi uyarınca taşınmazın fiilen ve ne kadar süreyle kim veya kimler tarafından kullanıldığı yönünde gerekli inceleme araştırma yapılmalı, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Aksi düşünce ile eksik inceleme ve uygulama sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle K. D. ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde yatıranlara iadesine, 02.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy