(3116 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Kadastro sırasında Doğlu Köyü 536 parsel sayılı 4270.00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tarla niteliğiyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın 1960.00 m2 bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece, davacı Orman Yönetimin davasının kısmen reddine, kısmen kabulüne ve davaya konu Erdemli ilçesi, Doğlu köyü köseler mevkiindeki 536 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile, krokide A ile gösterilen 3077,00 m2'lik bölümünün aynı parsel adı altında tespitte olduğu gibi malikleri adlarına tapuya kayıt ve tesciline, krokide B ile gösterilen 1193,00 m2 bölümünün ise aynı köy en son parselden sonra gelen parsel numarası verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporuna göre taşınmazın 1193,00 m2'lik bölümü 228 Sayılı tebliğe göre yapılan idari orman sınırları içinde kaldığı ifade edilmiş ise de, kadastro paftası ile 228 Sayılı tebliğe göre yapılan idari orman sınırlama haritası çakıştırılmadığından hükme dayanak alınan rapor denetlenememektedir. Ayrıca çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede tespit tarihinden önce orman kadastrosu da bulunmadığına göre, taşınmazın dava edilen bölümü yönünden eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğrafları ve 228 Sayılı tebliğe göre yapılan sınırlandırma üzerinden de araştırma yapılması gerekir. Zira orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116. 4785, 5658. 6831 Sayılı Kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Kanun ile sadece hangi nitelikteki taşınmazların devlet ormanı sayılacağını göstermiş ve devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngörmüştür. 13.7.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları aynı yasada gösterilmiştir.
O halde: mahkemece yeniden yapılacak keşifte, taşınmazı geniş çevresiyle bir arada gösteren kadastro paftası, komşu parsel tutanakları ile en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ve 766 Sayılı Yasaya göre yapılan kadastro çalışmaları sırasında yürürlükte bulunan 228 Sayılı Tebliğe göre orman teknik ve idari sınırlamaya ilişkin tutanaklar ile haritası bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler davaya konu taşınmaz ile çevresine uygulanıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, bu belgelere göre orman olup olmadığı belirlenmeli, orjinal - renkli (renkli fotokopi) memleket haritalarının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğini de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumunu haritalar üzerinde gösterecekleri, bilirkişilerin onayını taşıyan nitelikte kroki düzenlettirilmeli, yine 228 Sayılı Tebliğe göre yapılan çalışmalara ilişkin tutanaklar ve haritalar uygulanıp, taşınmazın bu harita ile irtibatlı krokisi düzenlettirilmeli ve bilirkişilerin onayını taşıyan krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, komşu parsellere ait kadastro tespit tutanakları, dayanağı kayıt ve belgeler ve hüküm dosyalarının çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri araştırılmalı, bundan sonra toplanacak deliller çerçevesinde karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 13.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy