(3402 S. K. Ek. 4) (6831 S. K. m. 2) (YHGK. 2010/7-70 E. 2010/86 K.)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 5831 Sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle değişik 3402 Sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında İbrişim köyü 114 ada 1 parsel sayılı 3905,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle belgesizden 6831 Sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığı beyanlar hanesine şerh edilerek Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı İ. Ö., taşınmazın kendisi tarafından kullanıldığını belirterek dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve taşınmazın beyanları hanesindeki şerhin iptali ile, A. oğlu İ. Ö.'in kullanımında olduğu şerhinin yazılması suretiyle tespit ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. 2010 yılında yapılan kadastroda taşınmazın 2/B ve tarla niteliğiyle Hazine adına yapılan tespiti 13.5.2010-14.6.2010 tarihleri arasında ilan edilmiştir.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, tutanağın beyanlar hanesinde adına zilyetlik şerhi verilmesi talebiyle açılan kullanım kadastro tespitine itiraz davası niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin tespit maliki olan Hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı, dava dilekçesinde kadastro müdürlüğünü taraf göstererek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin kadastro müdürlüğü değil Hazine olduğu belirgin olup yargılama sırasında kadastro müdürlüğü, Hazine vekili tarafından temsil edilmiş bulunmaktadır ve ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunduğundan bu durumun mahkemece re'sen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasma yönlendirilmesi için davacı yana olanak sağlanması gerekirken aksi düşünceyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (H.G.K..2010/7-70-86 Sayılı kararı).
Kabule göre ise, 3402 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca kadastro hakimleri infaza elverişli doğru sicil oluşturmakla görevli ve yetkili olduğundan, davaya konu parselin beyanlar hanesindeki şerhin dava edilmiş olması halinde dahi, kadastro parselinin tamamı itirazlı olacağından ve kadastro tutanağı davalı olarak gönderildiğinden taşınmazın tespitte olduğu gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken sicil oluşturulmaması da doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına, 16.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy