(6100 S. K m. 308)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı S. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında K... Köyü 102 ada 133 parsel sayılı 1260,21 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla niteliğinde, davacı S. ile davalılar F., A. ve H. adlarına tespit edilmiştir. Davacı S., taşınmazın kendisine ait olduğu, davalı olan çocukları F., A. ve H.'in bu taşınmazda bir haklarının bulunmadığını iddia ederek, tesbitin iptali ile tamamının kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır. Hazine vekili, 21.06.2012 tarihli müdahale dilekçesi ile zilyetlikle kazanım koşullarının davacı ve davalılar yararına gerçekleşmediğini ileri sürerek taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
Mahkemece, davacı S.'in davasının reddine, müdahil Hazinenin davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı S. tarafından temyiz edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına göre, davalılardan H., Nevşehir Kadastro Mahkemesi aracılığıyla sunduğu 24.01.2012 tarihli dilekçe ile; davalı A. ise, dava dosyasına sunduğu 14.02.2012 tarihli dilekçe ile davayı kabul ettiklerini bildirmişler, diğer davalı F. ise, 28.12.2011 tarihli ilk celsede davayı kabul ettiğini bildirerek, bu beyanını içeren duruşma zaptını imzalamıştır. 15.02.2012 tarihli ikinci celsede davalılar H. ve A.'nin de dilekçelerinin mahkeme dosyasına girdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, tüm davalılar davayı kabul etmişler, ancak; kabul, davayı sona erdiren bir usul işlemi olduğu halde, mahkemece kabul gereğince işlem yapılarak, davanın kabulüne karar verilmemiş, davaya devam edilerek keşif kararı verilmiştir. Yargılamanın devamı sırasında da 21.06.2012 tarihli dilekçe ile de Hazine davaya müdahil olarak, taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 308. ve devamı maddeleri gereğince kabul, mahkemeye tek taraflı irade beyanı ile yapılır ve kabul ile uyuşmazlık sona erer. Bunun üzerine dava konusu uyuşmazlığın kabul nedeniyle son bulduğunu tespit eden mahkemenin, davanın kabul nedeniyle (gereğince) kabulüne karar vermesi gerekir. Feragat gibi kabul de, maddi anlamda kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğrudur. Mahkemece, davalıların davayı kabul etmesi nedeniyle, davanın kabulü ile taşınmazın davacı adına tesciline, Hazinenin müdahale talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı S.'in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 01.04.2013 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy