(6100 S. K. m. 36, 39, 41, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili tarafından reddi hakim yoluna başvurulmuş, hakim V... davadan çekilmiştir.
Karar: Bu konuda verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili 29.11.2012 tarihli dilekçe ile ...Yargıtay bozma kararının gerekleri yerine getirilmesine rağmen karar verilmemesi, davacı tarafın fotokopi olan ve resmi nitelikte olmayan belgenin incelemeye alınması nedeniyle tarafsızlığından şüphe duyulduğu... gerekçesiyle reddi hakim yoluna başvurulmuştur.
Reddedilen hakim V..., hakimin reddi talebini yerinde görmediğinden HMK.'nın 41. maddesi uyarınca talebin geri çevrilmesine, mahkemenin baskı altına alınmak istendiği, neticede verilecek kararında aleyhe olması halinde adalette beklenen yararın sağlanamayacağı... gerekçesiyle HMK.'nın 39. maddesi uyarınca davadan çekilme yönündeki görüşü üzerine dosyayı inceleyen merci tarafından, ...Hakimin reddi sebeplerinin bulunmadığı, çekilme sebeplerinin yerinde olduğu... gerekçesiyle reddi hakim talebinin REDDİNE, Hakim V...'nin çekilme kararının KABULÜNE ilişkin verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme hakiminin çekilmesi, HMK.nın 36. maddesi gereğince kendi kendini reddi niteliğindedir. Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır (Anayasa madde 9). Hakimler görevlerinde bağımsızdır. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle, hakimler önüne gelen uyuşmazlıkları, kanunî çerçevede çözmek zorundadır. Bu işlemi yaparken hakim, bir olayla ilgili kuracağı hükümle, tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp, hedefleyerek çalışmalı, kanunlardan aldığı güçle hareket etmelidir.
Somut olayda; mahkeme hakimi tarafından, mahkemenin baskı altına alınmak istendiği, neticede verilecek kararında aleyhe olması halinde adalette beklenen yararın sağlanamayacağı gerekçesiyle çekilme kararı verilmişse de, maddî bulgu ve delillerle desteklenmeyen soyut iddiaların hakimlerce duygusallıkla karşılanıp davadan çekilmelerine neden olması, ileride giderilmesi mümkün olmayacak zararlara yol açacağından, kabul edilemez. Aksi halde, bir yerde görev yapan hakimlerin, aynı yöntemle davadan çekilmeleri sağlanarak, tabiî hakim ilkesinin zedelenmesine yol açılacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle merciin hakimin çekilmesini kabul eden kararı bu yönüyle bozulmalıdır.
Davacı vekilinin reddi hakim talebinin reddi kararında disiplin para cezasına hükmedilmediği yönündeki temyiz itirazlarına gelince; HMK.'nın 42/4. maddesi gereğince ret talebinin kötüniyetli olarak yapılması ve esas yönünden kabul edilmemesi halinde talepte bulunan aleyhine disiplin para cezasına hükmedilebilecektir. Bir başka anlatımla, disiplin para cezasına hükmedebilmek için ret talebinin kötüniyetle yapılması ve talebin esas yönünden reddedilmesi gerekir. Bu iki şart birlikte mevcut bulunmalıdır. Aksi takdirde ret talebinde bulunan tarafın disiplin para cezası ile cezalandırılması mümkün değildir. Hal böyle olunca, merci tarafından reddi hakim talebinin reddine ilişkin verilen kararda HMK.'nın 42/4 maddesi uyarınca disiplin para cezasının şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, bu konunun kararda tartışılmadan hüküm kurulmaması bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii hükmünün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 15.04.2013 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy