(6831 S. K. m. 2) (4721 S. K. m. 683) (3402 S. K. m. 36/A)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Orman Yönetimi, Aliağa İlçesi, Uzunyalı Mevkii 2038 Sayılı parselden ifrazen gelen 7043, 7190 ve 7345 parsel sayılı taşınmazlar yörede 1944 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırlan içinde kaldıkları halde, davalı kooperatif tarafından inşaat yapılmak suretiyle tecavüz edildiği ve bu parsellerin kesin orman tahdidi içinde kalan kısımlarına özel tapu alındığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tescilleri ve elatmanın önlenmesi istemiyle dava açmıştır.
Birleşen dosya davacıları K. C., A. P. G. ve S. U.; çekişmeli yerler 1944 yılında yapılan orman tahdidi dışında kaldıkları halde, 1986 yılında yapılan aplikasyon çalışmalarında kısmen orman sınırları içine alındıklarını, bu durumu 22.10.1987 tarihinde ilana çıkartılan 44 numaralı Orman Kadastro Komisyon kararıyla öğrendiklerini bildirerek, komisyon kararı ve orman sınırı tespitine itirazlarının kabulüyle söz konusu sınırın tapu sınırına çekilerek tespitini ve iptalini istemişlerdir.
Mahkemece, davacının davasının kabulüne ve davaya konu 7334 parselle tevhidi sonucu kaydı iptal olan 7345 parsel yönünden; tevhitle oluşan 7383 parselin tapu kaydının 11.10.2010 tarihli bilirkişi krokisinde yeşil renkle taralı ve davaya konu olmayan 1.3.2011 tarihli bilirkişi ek raporlarında belirtilen 7334 parsele dair 346 m2'lik kısım çıktıktan sonra 7383 parselin yeşil renkle taralı 2109 m'lik kısmının tapu kaydının iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davaya konu 7190 parsel yönünden: 11.10.2010 tarihli bilirkişi raporunda yeşil renkle taralı 1038 m'lik kısmıyla 7043 parsel yönünden yeşil renkle taralı 21 m2'lik kısımlara dair tapu kayıtlarının iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalıların bu bölümlere dair elatmasının önlenmesine, birleşen davacıların davalarının reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi, davalılar H. B., N. P. ve N. S.'la birleşen dosya davacıları K. C. ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescili, elatmanın önlenmesi ve 1986 yılında yapılan aplikasyon çalışmalarının iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1946 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosuyla 1977 ve 1986 yıllarında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları bulunmaktadır. Arazi kadastrosu çalışmaları 1963 yılında yapılmıştır.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Bir örneği dosyada bulunan orman kadastro haritasında 409, 410 ve 411 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan bilirkişiler tarafından düzenlenen krokide, aynı noktaları birleştiren hat arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik yoktur. Orman kadastro haritası ve tutanaklarıyla hükme esas alınan bilirkişi krokisi çelişkili olup, mahkemece, bu yön üzerinde durularak çelişki giderilmemiştir. Orman kadastro haritasıyla çelişen bilirkişi rapor ve krokisine dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece öncelikle 1946 yılında yapılan orman kadastrosu, 1977 ve 1986 yıllarında yapılan aplikasyon 2 ve 2/B madde uygulamasına dair işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanaklarıyla taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin bulunduğu yerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 5.3.2007 tarihinde yürürlüğe giren Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 36. maddesinde yazılı "... Orman sınır nokta ve hatlarının arza uygulanmasında; tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon ve röper nokta ve krokilerinden yararlanılır... Sınırlama tutanakları, ölçü değerleri ve orman kadastro haritalarıyla zemindeki durum arasında çelişki olduğunda, tutanaktaki kararlarla orman sınır noktası ve hatlarının yazılı tarifleri esas alınmak suretiyle ölçü, harita ve zemin kontrolü yapılarak gerçek duruma uygun olanı uygulanır." hükmü ile 20.11.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin "Teknik İşler" başlıklı Sekizinci Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasıyla ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, davaya konu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanaklarıyla aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde, yukarda anılan Yönetmelik ve Teknik izahnamede yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritasıyla desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 683. maddesi uyarınca, mülkiyet hakkı bulunan malik, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine, aynı hüküm uyarınca, haksız bir elatma varsa, anılan hüküm, malike, her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda; davanın açıldığı tarihte davaya konu taşınmaz, davalı gerçek kişiler adına tapuda kayıtlıdır. Davalı gerçek kişiler, dava tarihinden önce taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayanarak tasarruf ettiğinden, davalıların davaya konu taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemez. Bu itibarla, tapusu iptal edilen bölümler yönünden elatmanın önlenmesine karar verilmesi ayrıca 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36/A maddesine aykırı olarak davalılar aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Orman Yönetimi, davalılar H. B., N. P. ve N. S.'la birleşen dosya davacıları K. C. ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde yatıranlara iadesine, 17.02.2015 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy