MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmayacağı ve aldatıcılık yeteneğinin bulunmayacağı dikkate alındığında, sanığın haketmediği halde emeklilik hakkı kazanmak için suça konu sahte mahkeme ve Yargıtay ilamını kullanarak üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla yapılan yargılamada; suça konu “mahkeme ve Yargıtay ilamlarının” aslı veya onaylı bir suretinin dosya arasında bulunmadığı, ... Kurumu'nun 03.06.2011 tarihli yazısında suça konu kararların aslının bulunmadığının bildirilmiş olması karşısında; kararların onaylı suret olup olmadığı araştırılarak, onaylı suret olmaları halinde belgelerde sahtecilik suçlarında; aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu cihetle suça konu belgeler getirtilerek incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, denetime olanak verecek şekilde sahte belgelerin onaylı suretlerinin dosya içerisine konulması, kararın gerekçe bölümünde aldatma yeteneğine sahip olup olmadığının tartışılması ve neticesine göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.02.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy