(2829 S. K. m. 4, 8) (506 S. K. m. 60, 131) (1479 S. K. m. 59)
Dava: Davacı, Bağ-Kur'dan aldığı emekli aylıklarının farkları ile birlikte geri ödenmesi şartı ile Bağ-Kur hizmet sürelerinin S.S.Kurumu hizmetleri ile birleştirilmesine ve bunu önleyen Bağ-Kur işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelenmesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, hukuki nitelikçe, Bağ-Kur zorunlu sigortalısı olarak geçen hizmet süresi ile, 506 sayılı Yasa anlamında geçen sigortalı hizmet süresinin birleştirilmesi suretiyle son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde hizmet süresi fazla olan Sosyal Sigortalar Kurumu'nca aylık bağlanması gerektiğinin tespiti, Bağ-Kur işleminin iptali ve sataşmanın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacının, 28.12.1972 ila 6.5.1985 tarihine kadar Bağ-Kur zorunlu sigortalı olduğu, 1.6.1985 tarihinde, Bağ-Kur'dan yaşlılık aylığı bağlandığı, 1.3.1991 tarihinden 31.12.1994 tarihine kadar 506 sayılı Yasa anlamında sigortalı olduğu giderek 2829 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince, Sosyal Sigortalar Kurumu'nca kendisine yaşlılık aylığı bağlanmasını istediğine göre, verilecek kararın Sosyal Sigortalar Kurumu'nun hak alanını doğrudan etkilediği ortadadır. Hal böyle olunca, davanın Sosyal Sigortalar Kurumu'na yöntemince yöneltilmesi gerektiği açık-seçiktir.
Yapılacak iş, davayı yöntemince, Sosyal Sigortalar Kurumu'na yöneltmek göstereceği delilleri toplamak ve özellikle davacının Bağ-Kur'dan emekli olduğu gözönünde tutularak 2829 sayılı Yasanın 4 ve 8/1. maddenin öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşip, gerçekleşmediği dosyadaki bilgi ve belgeler nazara alınarak tartışılmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın salt Bağ-Kur'un huzuru ile davanın yürütülüp sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 17.6.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy