(1479 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı, isteğe bağlı sigortalı geçen süreler ile borçlanmanın geçerli sayılması gerektiğinin tesbiti ile sataşmanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Dava, isteğe bağlı sigortalı geçen süreler ile borçlanmanın geçerli sayılması gerektiğinin saptanması ve sataşmanın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının 4.10.1989 tarihinde sona erdiği isteğe bağlı sigortalılığının ise 5.11.1987 tarihinde başladığı 27.10.1989 tarihinde borçlanma talebinde bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık borçlanma tarihinde davacının isteğe bağlı sigortalı bulunup bulunmadığı, giderek zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluş 1479 sayılı Yasanın 24. maddesine göre, kanun ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmayan kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar zorunlu Bağ-Kur sigortalısıdır. Başka bir anlatımla, bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması için a) vergi mükellefi olması b) kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması koşuldur. Giderek koşullardan birisinin bulunmaması durumunda yukarıda maddenin öngördüğü koşullar oluşmadığından bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu söylenemez.
Somut olayda, davacı 5.11.1987 tarihinde vergi dairesindeki kaydından dolayı Kuruma tescil edildiği, 4.10.1989 tarihinde vergi kaydının silindiği, 16.11.1987 tarihinde Bakkallar Odasına giriş yapıldığı 14.10.1989 tarihinde de çıkışı yapıldığı, oda kaydının 6.12.1994 tarihinde silindiği, davacının 17.10.1989 tarihinden itibaren işyerinde faaliyeti olmadığı, işyerini terk ettiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Öte yandan 1479 sayılı Yasanın 25/a maddesine göre gelir vergi mükellefi olanların mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri tarihten itibaren sigortalılıkları sona erer. Hal böyle olunca, ve özellikle davacı zorunlu sigortalığının sona erdiği tarihten sonra 27.10.1989 tarihinde isteğe bağlı sigortalı iken borçlanma talebinde bulunduğuna göre, borçlanmanın ve isteğe bağlı sigortalılığının geçerli sayılması gerektiği açık-seçiktir. Kaldı ki, zorunlu sigortalı ile isteğe bağlı sigortalılığının çakışması durumunda tamamının değil çakışan isteğe bağlı sigortalılığın geçersiz sayılması gerektiği de ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.09.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy