(3291 S. K. m. 16) (5434 S. K. Geç. m. 191, 192, Ek. m. 71) (506 S. K. m. 3) (399 S. KHK. Geç. m. 1)
Dava: Davacı, 1.9.1990 tarihinden geçerli olmak üzere sigortalı sayılmasına ve bu tarihten itibaren sakatlık, yaşlılık ve ölüm sigorta haklarının tanınmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, bir KİT olan TEK'te sözleşmeli olarak çalışan davacının, çalıştığı işyeri ile birlikte davalı Aktaş'a devredilmesi sonucu, yaklaşık beş yıllık Sosyal Sigortalılığının hangi Sosyal Güvenlik Kuruluşu kapsamında olacağının belirlenmesine ilişkindir. Mahkeme, T.C. Emekli Sandığının, davacıyı kapsamında kabul etmemesi ve davacının çalışma biçimini dikkate alarak, bu kuruluşun davalı S.S.Kurumu olması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Oysa, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler incelendiği ve davalı Aktaş'ın savunma içeriği dikkate alındığında bu sonuca iştirak etmek mümkün değildir. Gerçekten, davacı sigortalının, uzun yıllar bir Kamu İktisadi Teşebbüsü olan kısa adı TEK kurumunda, 657 Sayılı Devlet Memurları Personel Yasasına tabi bir elaman olarak çalıştığı ve T.C. Emekli Sandığı kapsamında bulunduğu; çalıştığı birimin, özelleştirildiği veya özel şirkete devredildiği tarihten önce sözleşmeli personel statüsüne geçtiği ve sözü edilen Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilişkisini devam ettirdiği, davalı özel şirkette çalışmaya başlarken, devir sözleşmesinin 19/C maddesi uyarınca sosyal güvenliği yönünden, T.C. Emekli Sandığı doğrultusunda tercihini yaptığı ve ilgili kuruluşça, keseneklerin sözü edilen kurum adına kesilip yatırıldığı ne var ki, davacının 1995 yılında emekli olmak istediğinde Emekli Sandığının uyuşmazlık çıkardığı ve davacının S.S.Kurumunun kapsamında olduğunu ileri sürerek işlemini reddettiği bunun üzerine davacının, Sosyal Sigortalar Kurumuna ve işvereni hasım göstererek görülmekte olan bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Yasasının geçici 191. ve 192. maddeleri, sözleşmeli personel statüsünü kazanan davacı yönünden, sözü edilen ve ilk kurumu olan Sosyal Güvenlik Kurumu (T.C. Emekli Sandığı) kapsamında kalma imkanı vermektedir. Kaldı ki, 21.1.1990 günlü 399 sayılı K.H.K'nun geçici 1. maddesi bu durumu bir kez daha yinelemiş ve kişinin tercihine bakmaksızın, sözleşmeli personel yönünden tabi olunacak sosyal güvenlik kuruluşunun T.C. Emekli Sandığı olduğu belirlenmiştir. Nitekim, benzer bir uyuşmazlıkta Ankara 2. İdare Mahkemesi aynı sonuca ulaşmış ve Aktaş'da aynı konumda çalışan kişinin T.C. Emekli Sandığı kapsamında olduğunu hüküm altına almıştır.
Öte yandan, açıklanmalıdır ki, bir kimsenin hangi sosyal güvenlik kuruluşu kapsamı altında olacağının belirlenmesi yasal tercihlere göre belirlenir. Başka bir anlatımla, genel düzenlenmelerin aksine, bir kimsenin çalışma statüsüne bakılmaksızın, tabi olacağı Sosyal Güvenlik Kuruluşu şemsiyesi Yasa Koyucu tarafından değişik biçimde belirlenebilir. Hizmet akdine göre, çalışan bir kişinin T.C. Emekli Sandığı Statüsüne veya Kamu Hukuku kurallarına bağlı çalışan bir kamu görevlisinin S.S.Kurumu kapsamına alınması mümkündür. Dava konusu olayda olduğu gibi, KİT'in hizmet akdine göre çalışan bir elemanının T.C. Emekli Sandığı bünyesine alınması anayasal sistemde mümkündür. Bu arada, özelleştirme durumunun gerçekleşmesi de bu tür kapsama alınmayı engellemez. 24.11.1994 günlü 4046 sayılı Özelleştirme Yasasının 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Yasasına eklediği Ek.71 maddesi ile daha önce yürürlükte bulunan 3291 sayılı Yasanın 16. maddesi bu yönü açık biçimde ortaya koymakta ve T.C. Emekli Sandığına tabi bir görevde bulunmakta iken özelleştirme programına alınan kuruluşlara atananların, bu kuruluşlardaki kamu payının %50'nin altına düşenler ile bunlardan Anonim Şirket'e dönüştürülüp dönüştürülmediğine bakılmaksızın, satılan veya devredilenlerde, T.C. Emekli Sandığına tabi çalışan personelden isteyenlerin T.C. Emekli Sandığı Statülerinin devam edeceğini kabul etmektedir.
Belirtilen bu maddi ve hukuksal olgular karşısında davacının Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Esasen, 506 sayılı Yasanın 3/l (F) ve (K) bentleri bu tür kabule imkan vermemekte ve Kanunen kurulu bir sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında olan kişilerin S.S. Kurumu kapsamında sigortalı olamayacaklarını öngörmektedir.
Şu duruma göre, davanın sonucu itibariyle T.C. Emekli Sandığının hak alanını ilgilendirmesi bakımından bu kuruluşun dahi davaya katılmasını sağlamak ve bu yönde davacıya önel vermek ve daha sonra tüm kanıt ve hukuksal dayanaklara göre sonuca ulaşmak gerekirken doğrudan davacının S.S. Kurumu kapsamında olduğunu belirlemek usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O Halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... Elektrik A.Ş'ye iadesine 16.02.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy