(506 S. K. m. 140) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Davacı, 9.12.1994 gün ve 1994/1024 takip nolu ödeme emrinin iptali ile SSK. ya usulsüz ödenen 145.000.000 TL. nın ödeme tarihi olan 25.3.1999 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava nitelikçe idari para cezası borcu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı hakkında,506 sayılı yasanın 140. maddesinde öngörülen koşulların oluşması nedeniyle, idari para cezası tahakkuk ettirildiği, idari para cezasının anılan maddede belirtilen prosedür çevresinde kesinleştiği, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, idari para cezasının kesinleşmesinden sonra ve özellikle 6183 sayılı yasa uyarınca borçluya gönderilen ödeme emrinden önce veya ödeme emrine yönelik bir itiraz olmaksızın borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit veya borcun ödenmesinden sonra istirdat (geri alma) davası açılması durumunda sorunun çözümlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Davacı hakkında davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 140'ncı maddesinde öngörülen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle idari para cezası tahakkuk ettirildiği, idari para cezasının 140 madde çevresinde kesinleştiği, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Öte yandan, yukarıda sözü geçen maddede öngörülen özel prosedür çevresinde kesinleşen hususların yeniden incelenmesine olanak olmadığı hukuksal gerçeği ortadadır. Başka bir anlatımla, bu kesinleşme; nihayet idari para cezasına ait işlemlerin yargı yerince yeniden denetleme olanağını kaldıran bir durum olduğu söz götürmez. Bundan başka, 140. maddede öngörülen prosedür çevresinde kesinleşen idari para cezasının tekrar incelenmesine olanak tanımak Sosyal Sigortalar Kanununun 140. maddesinde kabul edilen ilke ile bağdaşmadığı da açıktır. Tersinin kabulü yöntemince, giderek yasadan kaynaklanan ve özel prosedür çevresinde kesinleşen idari para cezasının dayanağı bulunan bilgi ve belgeleri yok saymak olur ki, bu hususun kabulüne yasaca ve hukukça olanak bulunmadığı da tartışmasızdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın işin esasına girmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.07.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy