(506 S. K. m. 134, Ek m. 5)
Dava: Davacı davalı işverenler nezdinde geçen çalışmalarının gazeteci - basın mensubu olarak geçtiğinin ve itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, nitelikçe davalılara ait işyerlerinde sigortalı olarak geçen sürelerinin her tam yıl için yasanın belirleyeceği itibari hizmet süresinin eklenmesi istemine ilişkindir. Bu yönüyle, davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı yasanın Ek 5/1-a)b) maddesidir. Anılan maddede; 506 sayılı kanuna göre sigortalı sayılanlar aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir hükmü yer almıştır. Hal böyle olunca uyuşmazlığın, Sosyal Sigortalar Kurumundan kaynaklandığı açık-seçiktir. Öte yandan, 506 sayılı yasanın 134.maddesine göre, bu kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli muhakemelerde görülür. Bu nedenle, uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden söz edilerek görevsizlik kararı verilmesi isabetli değildir.
Kabule göre de, davacının davalılara ait işyerinde çalıştığı ve kuruma bildirilmek suretiyle primlerini ödediği sürelerin tespitinde hukuki yararı olmadığı halde 3824 günün tespitine karar verilmesi de isabetli sayılamaz.
Yapılacak iş uyuşmazlığın 506 sayılı yasadan kaynaklandığı ve görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu kabul edilerek davacı çalışmalarının Sosyal Sigortalar Kanunu Ek 5/1-a)b) maddesinin öngördüğü işyerlerinde geçip geçmediği başka bir anlatımla, çalışmaların maddede sayılan görevlerde geçip geçmediği yöntemince araştırılmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine, 28.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy