(506 S. K. m. 63)
Dava: Davacı, davalı işyerinde 1.4.1997 - 22.3.2000 tarihleri arasında fiilen çalışmadığının tespitine, emekli aylığının kesilmesi ve geri istenmesine dair Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi F. E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine;
2 - Dava, nitelikçe 1.4.1997 ila 22.3.2000 tarihleri arasında davalı işverenin işyerinde çalışmadığının tespiti ile yukarıda söz konusu tarihler arasında ödenen emekli aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve Kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir.
Şöyle ki; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasanın 63/A. Maddesine göre, bu kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilir. B/bendinde ise bu kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam olunur. Ancak, bunlardan 78. maddeye göre tesit edilen prime esas kazançlar üzerinden % 24 oranında Sosyal Güvenlik Destek priminin kesileceği hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda, davacının 506 sayılı Yasaya göre yaşlılık aylığı aldığı, prim ödemesi yapmaksızın davalı işverenin işyerinde çalıştığı, Kuruma yazılı bir başvuruda bulunmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının yukarıda sözü geçen yasanın 63. maddesinin öngördüğü hükümlere aykırı hareket ettiği giderek Kurum işleminin doğru olduğu, başka bir anlatımla Kurum işleminin iptaline yönelik isteminin reddine de karar verilmesi gerektiği açık-seçiktir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74 ve 389. maddelerine aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması Usul ve Yasa'ya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA) 6.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy