(506 S. K. m. 1) (Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü m. 10)
Dava: Davacı, emekliliğe ayrılmasına sebep olan hastalığın meslek hastalığı olduğunun ve bu sebeple işgücü kaybının tespitiyle, meslek hastalıkları sigortasından gelir bağlanmasına, birikmiş aylıklara hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacının, işyerinde çalışması sonucu kulağında meydana gelen işitme kaybının meslek hastalığı sonucu meydana geldiğinin ve meslekte kazanma gücünün saptanmasına ilişkin istemi mahkemece, davacının işitme kaybı yapabilecek düzeyde gürültülü ortamda çalıştığının, aynı zamanda Menier hastalığına yakalandığının her iki durumun da işitme kaybı yaptığının tespitine, ancak mevcut işitme kaybının ne kadar ve hangi oranda meslek hastalığına, ne kadar oranda da Menier hastalığına bağlı olarak meydana geldiğinin tespit edilemeyeceğine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekirse, mahkemelerin önlerine gelen bir uyuşmazlıkta imkansızlık bulunmadığı takdirde bir sonuca varmaları gerekir. Sorunların askıda tutulduğu ve çözüme kavuşturulamadığı durumlarda yargı oranına güvenden bahsedilemez. Kaldı ki, görüşlerine başvurulan gerek Tıp Fakültesi Konseyi, gerekse Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu bu oranda imkansızlıktan bahsetmemişlerdir. Gerçekten dosya içerisinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. ihtisas Kurulu Başkanlığı'nın 21 Ocak 2000 günlü raporunda maluliyet oranının 3. ihtisas Kurulu'nca değerlendirilmesinin uygun olduğu görüşüne varılmış, 3. ihtisas Kurulu da maluliyet oranının tayininin yapılamayacağı görüşüne varmış, aynı görüş Adli Tıp Genel Kurulu'nca da benimsenmiştir. Belirtilen bu son görüşte açıkça gerek davacının çalıştığı iş ortamının gürültülü bulunması ve gerekse davacının sahibi olduğu Menier hastalığının birlikte ve aynı nitelikte işitme kaybı yaptığı ve davacı da son yapılan muayenede sağ kulakta ortalama 86dB, sol kulakta ortalama 76dB işitme kaybı bulunduğu belirlenmiştir. Şu olguya göre, davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranının iki nedene bağlı olarak çıktığı ancak bu oranların ayrı ayrı belirlenemediği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının, böylece kendinde mevcut Menier hastalığı ile birlikte meslek hastalığının bulunduğu tıbben belirlenmiştir. Meslek hastalığının belirlenmesi karşısında bunun oran ve derecesinin belli bir düzeyde ortaya konması zorunludur. Aksi takdirde kişinin meslek hastalığı nedeniyle uğramış olduğu zararların karşılanmaması, giderek 506 Sayılı Yasa'nın meslek hastalığına bağlı sigortalıya sağlanması gereken sosyal güvenceden kişinin yoksun kalması sonucu ortaya çıkar.
Bu arada ilave edilmelidir ki, bir sigortalının, birden fazla olgunun neden olduğu zararlandırıcı olaya maruz kalması durumunda, ihtimali durumlar, güçsüz duruma düşen ve yasalarca koruma altına alınan sigortalılar yararına değerlendirilmelidir. Sözü edilen Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nun ulaştığı ve aynen şahsın zaman içinde işitme kaybı yapabilecek düzeyde gürültülü ortamda çalıştığı ve aynı zamanda Menier hastalığına da musab olduğu ve her iki durumda da gerek gürültü, gerekse de Menier hastalığı dolayısıyla aynı nitelikte (sensorinöral tipte) işitme kaybı yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda davacıda mevcut işitme kaybı oranının meslek hastalığı sonucu oluştuğu açıkça belli olmaktadır. Kaldı ki, Sosyal Sigorta Sağlık işlemleri Tüzüğünün (c) bendi; kulak akıntısı veya labirent komplikasyonu sonucu sürekli baş dönmesi ve denge bozukluğu (Menier Sendromu) ile seyreden, işitme cihazıyla ve tedaviyle sonuç alınamayan işitme kaybı nedeniyle kişinin, 506 Sayılı Yasa açısından çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmiş sayılacağı öngörülmüştür. Dosyadaki meslek hastalığına ilişkin tüm raporlar da göz önünde tutularak, sigortalının meslekte kazanma güç oranının kulak arızalarında uzman bir kurulca saptanmasının yaptırılması gerekirken tıbbi imkansızlık nedeniyle uyuşmazlığın askıda bırakılması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının kabulüne, davalıların temyiz itirazlarının reddine, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalı TDÇİ. Genel Müdürlüğü'ne yükletilmesine 19.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy