(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, re'sen SSK tarafından tahakkuk ettirilen 1999 yılı, 5,6,7,8, 9. ve 10. aylarına ait 1.046.381.040 TL. prim borcunun ve 1.240.977.421 TL. gecikme zammının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, nitelikçe Kurum tarafından işleme alınmayan 1999/5,6,7,8,9,10 aylık sigorta prim bildirgelerinin işleme alınması ile kurumun sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir.Davacıya 506 Sayılı Yasanın 79/8. maddesi gereğince için Tebligat yapıldığı, davacının Tebligata rağmen kayıtlarını ibraz etmemesi nedeniyle prim borcu ve gecikme zammı ile idari para cezası verildiği prim borcu ve gecikme zammının 506 sayılı Yasanın 79. maddesinin sondan bir önceki fıkrada öngörülen prosedür çevresinde, başka bir anlatımla idari aşamada kesinleştiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, idari aşamada kesinleşen hususların yeniden dava konusu yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, Sosyal Sigortalar Kanununun 79/8. maddesi prim borcu ile ilgili özel prosedür öngörmüştür. Somut olayda da, davacı adına tahakkuk ettirilen prim borcu ve gecikme zammına ilişkin kurum komisyonuna davacının süresinde yaptığı itiraz, Kurum komisyonunca reddedilmiştir. Komisyonca yapılan itirazın reddi kararına ise, kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde mahkemeye başvurulmadığı, anılan madde çevresinde idari aşamada kesinleştiği açıktır. Öte yandan, idari aşamada kesinleşme, kesin hüküm güç ve niteliğinde değilse de, bu kesinleşme, nihayet prim borcunun ve gecikme zammının yukarıda sözü geçen kanunun öngörmüş olduğu özel prosedür içinde Yargı yerince denetlenme olanağını kaldıran bir durum olduğu tartışmasızdır. Davacının idari para cezasının iptali için Sulh Ceza Mahkemesine başvurması sonucu konu edilmeyen prim borcu ve gecikme zammı yönünden görevsizlik kararı vermesi yasal süre dışında açılan davanın görüşülmesine olanak vermez. Hal böyle olunca, idari aşamada kesinleşen hususların yeniden yargı yerinde denetlenmesine yasaca ve hukukça olanak olmadığı ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 9.7.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy